Rüya

Koşuyorum. Bir ormanın içindeyim. Sanki hiç bitmeyecekmiş gibi bir derinliğe sahip bu orman. Ağaçların boyları o kadar uzun ki gökyüzü gözükmüyor bile. Etrafta duyulan sesler benim nefes sesim ve üzerine bastıkça çatırdayan dallardan ibaret. Hangi ara buraya geldim, burada ne yapıyorum, niye koşuyorum hiçbir fikrim yok. Tek bildiğim nefesim kesilecek derecede koşuyor olmam. Orman bitiyor ve ben durmak istediğim halde duramıyorum. Heybetiyle gökyüzünü görmemi engelleyen ağaçlar kayboluyor ben koştukça. Üzerine bastığım dal parçaları yok oluyor. Ben hala duramıyorum. Ağaçların yerini evler kaplamaya başlıyor, dal parçalarının yerini taşlar. Ama bu sefer taşlara bastıkça ayaklarım acıyor. Yavaşlamaya başlıyorum. Ben yavaşladıkça fark ediyorum ki bu evler yıkık dökük hale gelmiş. Yollar, evlerden dökülen beton parçalarıyla kaplanmış. Kulağıma çocuk sesleri geliyor. Üç beş çocuk toplanmış saklambaç oynuyorlar bu harabenin ortasında. Şimdi yürüyorum artık, iyice yavaşladım. Evler yıkılmış, göçük halinde her yer. Etrafta koşuşturan insanlar. Sanki mahşer yeri tabiri burası için çıkmış gibi. Kiminin yüzü gözü kan revan içinde, kimi birilerini arıyor yıkıntıların altında. Kimisi çocuğunu almış kucağına koşuyor ardına bile bakmadan. İşte şimdi olduğum yerde duruyorum, koşmuyorum artık. Sadece duruyorum bu hengamenin içinde. Nerede olduğum hakkında hiçbir fikrim yok. En son uyumak için sıcacık yatağıma girmiştim. Buraya nasıl geldim bilmiyorum. Tek bildiğim, buranın hergün haberlerde izlediğim hayatlara benzemesi. Suriye’ye, Filistin’e benziyor mesela.Arakan’ abenziyor herkes can derdinde. Kulaklarımı patlatacak derecede sesler geliyor öteden. Bu sesle durduğum yer sallanıyor ve bir ev daha yıkılıyor karşıdan. İnsanlık bir boy daha batıyor ateş çukurunun içine. Uzaktan bana doğru koşan bir çocuk var. Benim ise hareket edecek gücüm yok. Sanki yere çivilenmiş gibiyim. Çocuk kolumdan tuttuğu gibi kuvvetlice çekiyor beni. Gözlerimi açıyorum, yatağımdayım. Nefes nefese ağlıyorum. Kulağımda orada ki insanların, bombaların sesleri. Hepsi bir rüyaymış. Uyku da bana hayatın acısını gösteren bir rüya. Vicdanların artık alışarak sızlamayı unuttuğu şu zamanda tüm ruhumu sızlatan bir rüya. Dünya işte, her şey bir imtihan. Benim de imtihanım bu rüya ile yeniden silkelenmektir belki de?

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Parçalı Umutlu

Koşuyorum. Bir ormanın içindeyim. Sanki hiç bitmeyecekmiş gibi bir derinliğe sahip bu ...

Laal Singh Chaddha’nın Düşündürdükleri

Koşuyorum. Bir ormanın içindeyim. Sanki hiç bitmeyecekmiş gibi bir derinliğe sahip bu ...

Nesrin Abla ve Huzurun Kokusu

Koşuyorum. Bir ormanın içindeyim. Sanki hiç bitmeyecekmiş gibi bir derinliğe sahip bu ...