Sıradaki içerik:

Nizamülmülk ve Nizam-ı Âlem

e
sv

Riyâzü’s-Sâlihîn / Salihler Bahçesini Okuduk

avatar

Tahir Ceyhun Yıldız

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

‎إِنَّ أَحْسَنَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللَّهِ وَأَحْسَنَ الْهَدْيِ هَدْيُ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
 
“Sözlerin en güzeli Allah’ın kitabı, yolların en güzeli Muhammed -sallallâhu aleyhi ve sellem’in yoludur.” (Buhari, Edeb 70; İ’tisam 2; Müslim, Cum’a 43)
Geçtiğimiz eylül ayında, Rabbimiz’in “Habibim” diyerek hiçbir kimseye vermediği üstün kıymeti verdiği, şefaâtkânımız, ümmeti olmakla şeref bulduğumuz, Tâhîr ve Mutahhir peygamberi Rasûl-i Kibriyâ‘nın fem-i saâdetlerinden sâdır olan hadislerin derlemelerinden müteşekkil, 2 Temmuz’da başladığımız, Türkçe karşılığı “Sâlihler Bahçesi” olan “Riyâzü’s-Sâlihîn” isimli eser-i şerifi bitirmek nasib oldu hamd olsun. Bu yazıyı bir değerlendirme, bir tahlil yazısı olarak yazmadık.

Hâşâ böyle kıymetli eserlerin ‘tahlili’ olmaz; bu eserlerin ışığında biz kendimizi tahlil eder, ruhumuzun temâyülünü tespit ve teşhîse çalışırız.
Evvelen Riyâzü’s-Sâlihîn hakkında birkaç bilgi…
Tam adı Riyâżü’ṣ-ṣâliḥîn min ḥadîs̱i seyyidi’l-mürselîn’dir. 14 Ramazan 670 (14 Nisan 1272) tarihinde tamamlanmış olup on sekiz bölüm, 400’e yakın bab ve 1900 civarında hadisten meydana gelmektedir. Bölümlerin ve özellikle babların dikkat çekici yanı her birinin sıralanışındaki fikrî insicam ve mükemmel iç düzendir. Babların adlandırılmasındaki isabet müellifin hadis kitaplarında yer alan rivayetleri büyük bir vukufla değerlendirdiğini, Kur’an ve Sünnet’in muhtevasına vâkıf olduğunu göstermektedir. Riyâz, İslâm’ın tüm hayatı çepeçevre kuşattığının bir delîlidir. Hayatta olan her şeyin Riyâz’da olduğunu; dolayısıyla Rasûlullah’ın sünnetlerinde olduğunu ifade etmek gerekir. Nasıl uyuyacağımızdan, uyumadan önce hangi duâları edeceğimize, nasıl konuşacağımızdan nasıl yürüyeceğimize, tüm ahlâk kâidelerinden ümmetin ilgisini çeken hadislere kadar her türlü konu bu mübârek kitapta mevcûddur. Eserin ikinci bahsinin Tevbe, sondan ikinci bâbının da “istiğfâr” bâbı olması, Nevevî’nin tevbe ve istiğfara verdiği önemi ifâde etmektedir. Nevevî, Riyâżü’ṣ-Sâliḥîn’e aldığı hadislerin çoğunu Kütüb-i Sitte’den seçmiş, bunların dışında kalan hadisleri İmam Mâlik’in el-Muvaṭṭa’ı, Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’i, Hâkim en-Nîsâbûrî’nin el-Müstedrek’i gibi birçok eserden derlemiştir.İçerdiği hadislerin büyük kısmı Buhârî ve Müslim’in el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’lerinden seçilen Riyâżü’ṣ-ṣâliḥîn, İslâm dünyasında müslümanların el kitabı olma özelliğini korumuş, bu sebeple Kur’ân-ı Kerîm’den sonra en çok okunan kitap olduğu söylenmiştir. Çok sayıda yazma nüshası bulunan eserin ilk basımı 1302’de (1885) Mekke’de gerçekleştirilmiştir.

Müellifi ‘Hadis Âlimlerinin Efendisi’ İmam-ı Nevevî hakkında…
Riyâz’ın müellifi İmam Nevevî, 631’de (1234) Suriye’nin güneyindeki Havran bölgesinde Nevâ köyünde doğdu. Asıl adı Yahya’dır ve hiç evlenmediği halde adı Yahyâ olanların genellikle yaptığı gibi Ebû Zekeriyyâ künyesini almıştır. İmam, 24 Receb 676’da (21 Aralık 1277) Nevâ’da vefat etti. Yani 43 yıllık bir ömür ve 43 yıllık ömre sayısız eser ve talebe sığdırmıştır. Bu eserlerden en bilineni Riyâżü’ṣ-Sâliḥîn ve El-Ezkâr’dır. Nevevî merhûm hiç evlenmemiştir. Esasen dünya zevklerine ve rahat yaşamaya önem vermezdi. En büyük ibadetin samimi bir niyetle helâlleri ve haramları öğrenmek olduğunu söyleyerek kimseden para almaz, görev yaptığı medreselerden kendisine verilen aylıkla kitap alır, daha sonra bunları o medreseye bağışlardı. Harîrîzâde kendisine Şâzeliyye tarikatının Neveviyye adlı bir kolunu nisbet eder. (Tibyân, III, vr. 217a-221a). Zehebî, İmâm Nevevî için “hadis âlimlerinin efendisi” demiştir.

İmâm-ı Nevevî’nin hayatı bir ummandır ve bize ayrılan sayfayı çoktan aşıyor. O sebebden Hazret’in hayatı hususunu kısa geçmek niyetindeyiz. Lâkin merak edenler için Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, Nevevî bahsini okuyabilirler. Görüldüğü üzere; İmâm Nevevî’nin hayatını okuduğumuzda akâid, fıkıh, hadis ve tasavvufu meczeden bir âlim profili karşımıza çıkıyor. Bu günümüz açısından çok önemli. Zirâ günümüzde bu ilimler o kadar ayağa düştü ki; bu alanlarda ‘prof.’ geçinenler televizyonlarda; karı-kız -çok afedersiniz mevzuûnun basitliğine atıfta bulunmak için söylüyorum- ile çay kahve içerken, kadınlar matinesi gibi ortamlarda ahkâmı, hadisleri tartışıyorlar.

Riyâzü’s-Sâlihîn’in gönlümüzde sâhip olduğu yer
Yılın başında bu yılıi ilme, büyük kitaplara ayırmaya niyetlenmiştik. Sözlerimiz; duânın kabûl edindiği bir saate denk gelmiş olmalı ki ve Kâdı Iyâz’ın ‘Şifâ-i Şerif’i, İmam Tirmîzi’nin ‘Şemâil-i Şerif’i, İmam Buhârî’nin El-Edebü’l-Müfred’i, İmâm Ebû Davûd’un ‘Kitabü’s-Sünne’si ve İmam Nevevî’nin Riyâzü’s-Sâlihîn’ini okuduk elhamdülillah. Lâkin bu eserleri okumuşsak kendiliğimizden değil; Rahmân’ın lütfuyla okuduk. Riyâz; bize çok şey kattı. Neticede bu eserler, ilmî eserler lâkin ilimden ziyâde aşkî bir neş’e ve haz ile okuduk. Riyâzü’s-Sâlihîn’i okuduğumda bu çağın insanı değilmişim; saâdet asrının bir ferdiymişim gibi hissediyor, eserde geçen hadiselere yakînen şâhidlik etmiş gibiydim. Bir bedevînin, Rasûlullah’ın hırkasını çekmesi sûretiyle, mübârek boynunu çizdirdiğini, O’na sıkıntı verdiğini görünce sanki o işe engel olabilecekmişim gibi gadaplandığımı, Rasûl-i Kibriya’nın hoşuna gidecek bir durum yaşadığına şâhidlik edince ise huzûrlandığımı hissettim. Şunun tekrar altını çiziyorum: Öğrendiğimiz ilimler, yaşamaya başladığımız sünnetler Allah’ın bir nimeti, Rasûlü’nün hoşnutluğu ve eserlerin mânevî kuvveti ile olmuştur. Riyâz, okuduğumuz süreçte eserler hayatımızın merkezinde oldu. Âile ya da dostlar arasında bir konu konuşuluyor iken; o konuyu Riyâz’da görmüşsek hemen: “Riyâz’da şöyle geçiyor, şöyle okumuştum…” Eserlerin kuvveti, bizim kuvvetsizliğimizde, bizim elimizden tuttu, ayağa kaldırdı. Bu hisleri yaşamak için özel biri olmaya gerek yoktur. Kendini vererek, yemesinden, içmesinden, uyumasından feragât ederek okuyanlar daha ileri şeyleri yaşayacaktır inşâallah. Yalnız kişi her duyduğu hadise “bu zayıf, bu uydurma” demesin.

Biz, eseri bir medrese ortamında okumadık lâkin gittiğimiz her yere götürdük. Fikrimiz; yaptığımız işlerde, çıktığımız yolculuklarda Rasûlullah’ın güzel sözleri ile şereflenmekti. Gittiğimiz her yerde, yapacağımız her işin evvelinde en az 3 hadis okuduk. Bu da her işimizi Rasûlullah’ın mübârek kelâmları ile bereketlendirdi. Okuduklarımızdan istifâde etmek dileği ile…

Yararlandığım kaynaklar:

TDV Ansiklopedisi/Nevevi ve Riyazü’s-Sâlihîn başlığı…

1993 yılının soğuk 1 aralık gününde Eskişehir'de doğdum. Liseyi Eskişehir Anadolu İmam-Hatip Lisesi'nde tahsil ettim. Lisans eğitimimi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde sürdürüyorum. Şiirlerim ve yazılarım Eskişehir'de yerel bir dergi olan Genç Birlik Dergisi'nde, Konya merkezli ve 5 sayı çıkarılabilmiş Sahhaf isimli matbû dergilerde yayınlandı. Yetkinliğe ilk adım olarak Sergâh Dergi'de yazmaya başladım. Daha sonra Halâskâr Dergi, Efendi Dergi, Şiâr Dergi ve Özlenen Rehber Dergisi'nde yazılarım yayınlandı. Türkülerin gücüne, kuvvetine inanıyor; ilhâmı türkülerden alıyorum. Kitapların varlıklarına her ân ihtiyâç duyuyorum... Eskişehir'de faâliyet gösteren bir haber ajansında editörlük yapıyorum.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.