Rahmet Vadilerinden Boşanır Ab-ı Hayat

Siz hiç serin bir yaz sabahına, gürül gürül akan pınarın suyuyla uyandınız mı? Odanızın penceresinin dibinde akan polat gibi suyun sesinde kayboldunuz mu? Cırcır böceğinin rüzgârla birlikte suya karışan sesini, kaydettiniz mi gönül hafızanıza? Gözlerinizden akan uyku, pınarın kürününden akan suya karışıp süzüldü mü bahçeler boyu? Bir ayak sesiyle irkildiniz mi? Sonra pınarın suyu alıp götürdü mü korkularınızı?

Sabah daha hava aydınlanmadan, yıldızlar belliyken daha, pınarın suyuyla abdest aldınız mı? O sevilesi soğuk işledi mi yüreğinize, bir daha silinmemek üzere?

Güğümle, helkelerle şu taşıdınız mı pınardan? Bir kısmını döküp saçtınız mı getirirken? Yarış yaptınız mı akranlarınızla kim daha çok taşıyacak diye? Hele o suyun güğüme dolarken çıkardığı ses... Başta çınlar gibidir boşlukta, git gide toklaşır ve ben doldum artık, taşıyorum der. Boğazıma kadar doldum suyla…

Bir pınar yoksa hayatınızda, göze de mi olmadı? Şöyle yerden kaynayıp gelen, buz gibi... Dağların soğuğunu sinesinde gezdiren gözeyi, seyrettiniz mi hiç? Avuçlayıp içtiniz mi suyunu, parmaklarınızın arasından sızdıra sızdıra? Güneş vurur da ışıklar kıpraşır durur minicik gövdesinde suyun. Bakmaya kıyamazken, bakmaya doyamazsın. Böyle oldu mu hiç sizde?

Ben de çok oldu. Köyde geçirdiğim yazları hep oldu. Adım başı pınarla doluydu köy. Gözeler vardı tarla kenarlarında, dağa tırmandığımız patikalarda. Bir sonraki göze hep daha soğuktu, daha lezzetli olurdu suyu. Gözenin başında beklerken, kuşlar da benim başımda da ötüşürdü. Suyun sesi kuşlara karışır, onlar da rüzgârla içime konardı.

Kırkgöz diye bir yer varmış köyde, kırkından da su çıkarmış öbek öbek. Çalılarla, çamlarla örülüymüş, yemyeşilmiş oralar. Uzakmış köye, öyle hemen gidilmezmiş. Ondan gidemedim küçükken, büyüyesiye kadar da kurumuş Kırkgöz’ün suları. Hayalimde kaldı bilmediğim yerler. Bildiklerim de anılarımda kaldı maalesef.

Son gördüğümde; bana uyurken ninni gibi eşlik eden, köy deyince aklıma ilk gelen, suyu kürüne patır patır dökülen, döküldükçe köpüren pınarım kurumuştu. İnekler, keçiler, koyunlar su içerdi oradan. Serçeler konup konup göçerdi. Tokaç sesleri göğü tutardı çamaşır yıkarken. Buğday boşaltılırdı yıkanmak için çuvallarla da almam demezdi. Öyle açıktı kapısı, öyle bereketliydi, öyle çok vardı ki... Yokluğu akla bile gelmezdi. Kurumuş nasıl olmuşsa. Diğer pınarlar da ya ona eşlik etmiş, ya da azalmış suyu, bolluğu.

Şimdi susuzluk, çölleşme, nehirlerin kuruması, göllerin çekilmesi konularını bilmek için belgesel izlemeye ihtiyacımız yok ki. Etrafımızdaki suların bir bir çekilmesi hepimize çoğu şeyi anlatıyor. Küresel ısınma, iklim değişikliği bunun ilmi yönüdür, buna eyvallah. Bir de kalbi yönü var ki onu da bir şiirinde;

“Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım,
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım,
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım,
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım,
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım,
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım,
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım,
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım,
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım,
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım,
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım,
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın,
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım.”

mısralarıyla Nurullah Genç anlatsın bize. Peygamberimizi yağmura benzetmesi ne kadar zarif. Birçoğumuz da yağmur yağarken, rahmet yağıyor deriz. O da âlemlere rahmettir (sav). Bu kuraklık, bu yokluk, bu çölleşme biraz da O’ndan uzaklaşmamızın sonucu.

“Yağmur; Seninle biter susuzluğu evrenin
Sana mümindir sema, Sana muhtaçtır zemin…”

Çözüm de yine bu şiirin mısralarında yazıyor; O’na muhtacız ve evrenin susuzluğunu da yine O’nun varlığı dindirecektir. Biz yine evdeki muslukları gürül gürül akıtmayalım, boşa harcamayalım suyu, tasarruf yapalım. Bunun yanında asıl susuzluğumuzun da farkına varalım.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yerin Altındakiler, Üstündekilerden Çok

Siz hiç serin bir yaz sabahına, gürül gürül akan pınarın suyuyla uyandını...

Boşluk

Siz hiç serin bir yaz sabahına, gürül gürül akan pınarın suyuyla uyandını...

Hayali Olmayanın Hayatı Var Mıdır?

Siz hiç serin bir yaz sabahına, gürül gürül akan pınarın suyuyla uyandını...