Pusula

Kıble demek istikamet demektir. Rüyada kıbleye veya kıblenin aksi istikametine yöneldiğini gören kişi bunun yorumunu merak ederse uyanık durumdaki haline baksın, istikamet üzere mi yoksa aksi giden bir şeyler mi var? Yolculukta pusula, harita bulundurmak ve kullanmak zaruret olsa da gidilecek yeri bilmek tek başına yeterli olmaz, eldeki haritaya göre o an nerede bulunduğumuzu bilmek de zarurettir. Aksi takdirde menzile ulaşmamız muhaldir. İlk defa geldiğimiz bu mekânda (dünyada) hepimiz birer yolcuyuz. Aslında pusulamız da rehberimiz de belli… Fakat bizleri istikametimizden başka yöne çevirmeye çalışan bir dost, arkadaş çevremiz varsa ve onların tesiri altında isek işte o zaman pusulanın da, haritanın da, rehberin de bir manası kalmıyor.

Bizleri yıllarca insan neslinin Hz. Âdem ve Hz. Havva’dan değil maymundan geldiğine inandırmaya çalıştılar. Bunun için sahte delillerle ispata kalkıştılar fakat ne hikmetse maymun ve insanı apaçık gören bizlere bu ikisi arasında tek geçiş ara evrim numunesi gösteremediler. Dünya kamuoyunu başka nelere inandırmaya çalıştılar? Amerika’nın keşfi ile zirveye çıkan iş gücü ihtiyacını karşılamak için gemilerle Afrika’dan getirilen insanların, karşılarındaki zalim güruha karşı direnecek güçleri ve silahlarının olmaması sebebiyle köleleştirilmesini hatırlayalım. İkinci sınıf insan olarak gördükleri hatta bazı yerlerde hayvanlara tanınan haklardan bile mahrum ettikleri siyah tenli insanları köle olarak çalıştırdılar, binek hayvanı gibi pazarlarda sattılar ve daha nice acımasız uygulamalarla bu algıyı dünya geneline yaymaya çalıştılar. Yer altı kaynakları zengin olan veya topraklarında petrol bulunan İslâm ülkelerine saldırarak direnmeye çalışan, kendi ülkelerini, ailelerini korumaya çalışan müslümanları terörist olarak göstermeye çalıştılar. Başta Haiti isyanı olmak üzere birçok yerde ayaklanan, insan olarak özgürce yaşayabilmek uğruna prangalarından kurtulma çabasına giren bu insanlar, “siyah tenli insan eşittir köle” zihniyetinin bütün dünyada yıkılmasının ve beyaz tenli insanlarla eşit haklara sahip olmanın kapısını araladılar. Bir başka inandırmaya çalıştıkları ve halen buna devam ettikleri başka hadiseyi hatırlayalım demiyorum çünkü unutmamıza fırsat bırakmayacak kadar sık ve tekrar aynı yöntemi teknik olarak kullanmaya devam ediyorlar. Sömürgeleri altında tutmaya, her yönüyle hâkim olmaya çalıştıkları İslâm ülkelerinin yavaş yavaş kendine gelip ekonomik, siyasi, teknolojik kalkınma hamleleriyle tüm dünyada söz sahibi olmaya başlamaları neticesinde, medya ve sinema sektörünün etkisiyle yaymaya çalıştıkları “Müslüman eşittir terörist” algısı artık yıkılmaya başlandı.

Dünya kabuk değiştiriyor, hamdolsun başta ülkemiz olmak üzere rüzgâr artık kendi savunma sanayisini geliştiren, kendi teknolojisini üreten, dışa bağımlılığını azaltan İslâm ülkelerinin lehine esmeye başladı. Fakat değişmeyen tek şey; İslâm ülkelerine aşağılayıcı bakış ve inancını hayatına tatbik eden müslümanları çağdışı, gerici görme anlayışı... Öfkeleri arttıkça bilinçlerini kaybettiler. İslâmî hassasiyetlerini muhafaza eden ve inançlarına göre yaşamaya çalışan insanları, cemaatleri karalamak için türlü yalan haber ve iftiralarla karalamaya, münferit hadiseleri genelleştirmeye çalıştılar. Bunu sadece dışarıdan yapamayacaklarını bildikleri için ülke içlerine önceden yerleştirdikleri, kendileri gibi kalpleri zihinleri kirli, kendileri gibi düşünen, yaşayan, kendi değerlerine yabancılaşmış, yalancı, arsız ve hayâsız insanları, basın ve medyayı kullanmaktan çekinmediler.

16 yaşında evlenmiş bir kızın 6 yaşındayken hafızlık töreninde giydiği gelinlikli fotoğrafı teşhir ederek 6 yaşında evlenmiş gibi gösterdiler. Ailesini psikolojik olarak toplum lincine maruz bırakarak Müslümanlar üzerinden olumsuz algı oluşturmak istediler, kendi medya organları vasıtasıyla vatandaşlarımızı sokağa dökülmeye davet ettiler. Tıpkı vaktiyle keçisi çalınan müftünün haberini “Müftü keçi çaldı” diyerek vermeleri gibi. Peki, onlar vazifelerini yaparken yüzde doksan beşi Müslüman olduğu kabul edilen ülkem insanları ne yapıyor? Bilmiyorlar mı ki bazen iki muhatap arasında bir hadise vuku bulur ama seksen milyon kişi imtihan edilir. “Aaa ses kayıtları varmış!”, “Aaa suçunu itiraf etmiş!” tepkileri veren insanlar bilmiyorlar mı ki savcı iddianamesinde bile yer almayan suçu ve itirafı basın eliyle varmış gibi göstermek cüretini daha önce de gösterdiklerini. Bilmiyorlar mı milyonlarla ifade edilen rakamlar karşılığında sahte sosyal medya hesapları üzerinden aynı yalanı yüksek sesle dile getirerek yalanı doğru gibi göstermeye çalıştıklarını… Bizlere düşen; her an uyanık olmak ve bir fasığın getirdiği haberi hemen kabul etmemek...

Bugün bakıyoruz Müslüman bir kişi için müspet sözler sarf ederken onun cömert, dürüst, doğru, yardımsever, şefkatli ve merhametli olduğunu beyan ediyoruz. Hâlbuki bunlar bir meziyet değildir. Müslüman zaten bu vasıflara sahip olmalı, bu yüzden yaratılmışların en şereflisi olarak, en yüce peygambere, üstelik de Kur’an-ı Kerim’de methedilen en şerefli ümmet olmak nimetine ermiştir. Kişinin Müslüman kimliğine sahip olması zaten her güzelliği kapsar. Maalesef bizler kendi değerlerimizden biraz uzaklaştık, bizi kendilerine benzetmeye çalışan Batı tarafından kültürümüze, sosyal hayatımıza, inancımıza taarruzlar yapılıyor, bizler Müslüman olarak kimliğimizi ve hassasiyetlerimizi muhafaza etmeyi başarabilirsek bu kaleyi kimse ele geçiremez. Saldırılar bizi daima ayakta ve diri tutar. Çünkü dost gücümüzü gösterir, düşman vazifemizi…

Bizler inandığımız gibi yaşamazsak inandığımız gibi yaşamaya mahkûm oluruz. Rehberinden yüz çevirenin hali avara kasnak gibi dolanmaktır. Kişi dostunu iyi seçmeli… Sağdıcı kurbağa olan bataklıkta evlenir vecizesi malumunuzdur. ABD’de yapılan bir araştırmanın sonucuna göre birlikte vakit geçiren kişilerin beyin sinyalleri zamanla senkronize olarak birbirine benzemeye başlıyor ve dostlar benzer düşünce biçimi ve davranışlar sergiliyormuş. “Ben dostlarımdan etkilenmem, kendimi muhafaza ederim” demek hata olur zira etkilenmeseydik kalbimizde yer vermez onları dostluk gibi ulvi bir makama oturtmazdık…

Bilenler elinden geldiğince eliyle, buna gücü yetmeyenler diliyle yanlışı düzeltmeli buna da güç yetiremeyecek olanlar kalbiyle buğz ederek yanlışın ortağı olmak sorumluluğundan kaçınmalı…

Bilmeyenler mi? Onlar sessiz kalmalı. Ne demişler; sükût âlimin süsü, cahilin örtüsüdür.

Allah, bizleri nereden geldiğini, bu dünyaya niçin gönderildiğini, nelere sahip çıkması ve nelerden kaçınması gerektiğini bilen şuurlu kullarından eylesin. Vesselâm…

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Selam Olsun

Kıble demek istikamet demektir. Rüyada kıbleye veya kıblenin aksi istikametine yöneldiğini...

Dikkat, Açımız Daralıyor!

Kıble demek istikamet demektir. Rüyada kıbleye veya kıblenin aksi istikametine yöneldiğini...

At Murattır

Kıble demek istikamet demektir. Rüyada kıbleye veya kıblenin aksi istikametine yöneldiğini...