Parmaklarıyla Görenler

Hemen herkes bir kitabı eline alırken sayfalarını karıştırır, sonra da burnuna götürür ve koklar. Bu kokunun literatürdeki adı ise Bibliosmia'dır. Kitap kokusu hiçbir kokuya benzemeyen sıra dışı ve cezbedici bir koku. Her kitapseverin özel tutkusudur kitap koklamak. Hiç kitap okumayan birisi için bile bu koku vazgeçilmezdir.

Kitap kokusunu sevmemizin nedeni ise sayfa bileşenlerindeki doğal kokuymuş. Selüloz kokusu ve diğer maddeler bizi mutlu ediyormuş.

Yazılı kâğıdın neden güzel koktuğunu, o kâğıdı koklamış olmanın neden zevk verdiğini ancak ve ancak bir kitapsever anlayabilir.

Birde gözleriyle kitap okumayı özleyenler.

İlkokul yıllarımızda görme engelliler okullarında Braille yazı ile yazılmış kitaplar olur, onlarda ders kitapları şeklinde matbaalarda basılırdı. Etüt saatlerinde hocalarımız bizlere kitaplar okur, bazen gönüllü öğrenci grupları okuma etkinlikleri düzenlerlerdi.

Yolumuz kütüphaneye düştüğünde burnuma cezbedici kitap kokuları gelir, raftan aldığım kitabı hemen burnuma götürürdüm. Sevdiğiniz bir şeye dokunuyorsunuz, kokluyorsunuz ancak içeriğini okuyamıyorsunuz. İçi kitap sevgisiyle dolup taşanlar için, bir hastanın yemek yiyememesi gibi, pahalı diye çok sevdiğiniz gıda maddesine ulaşamamak gibi bir his kaplıyordu içimizi.

Braille yazı, kabartma alfabe görme engelliler için vazgeçilmezdi. İki binli yıllarda ekran okuyucuların yaygınlaşması, sesli kütüphanelerin artması, e-kitapların çoğalması biz göremeyenleri çok mutlu etti. Fakat basılı her materyale anında ulaşamıyoruz. Son çıkan kitapları hemen okuyamıyor, biz biraz beklemek zorunda kalıyoruz. Kitabı duyarak dinlediğimiz için, imla konusunda hatalar yapıyoruz görme engelliler olarak. Kelimeleri duyduğumuz gibi telaffuz ediyoruz.

Teknoloji ne kadar gelişse de Braille yazının, dokunarak okumanın yerini şu anda hiçbir şeyin tutacağını düşünemiyoruz.

Kabartma yazıyı bizlerin kullanımına sunan değerli kişiye teşekkür ediyoruz.

Louis Braille

Çok genç yaşta bir kaza sonucu kör olan bu adam, tüm hayatını körler için benzersiz bir okuma ve yazma sistemi geliştirmeye adadı ve sonucunda milyonlarca insanın hayatını etkiledi. Bu alfabe dokunsal bir okuma ve yazma sistemi olan Körler Alfabesi. Diğer adıyla Braille Alfabesiidi.

Talihsiz bir olay hayatını değiştirdiğinde Louis üç yaşına yeni basmıştı.Kader gününde, Napolyon’un Rusya’yı işgal ettiği haberi yayıldığında, ayakkabıcı olan Louis’in babası, konu hakkında bilgi toplamak için ayakkabı atölyesini gözetimsiz bıraktı.Küçük Louis ne yazık ki bu fırsatı kaçırmadı ve odaya girip aletlerle oynamaya başladı. Ancak bu esnada yaşadığı bir kaza sonucunda sol gözünü kaybetti. Sonrasında oluşan enfeksiyon neticesinde 5 yaşındayken diğer gözünü de kaybedecekti.

Louis’in ailesi ona tam destek verdi ve onu normal bir şekilde yetiştirmek için büyük çaba sarf etti.Louis’in görme engelinin üstesinden gelme kararlılığı muazzamdı, rahat ve huzurlu bir şekilde büyüdü. Trajik olay ve müteakip görme kaybı, Louis’in genç zekâsının ilerlemesini engellemedi.

İlk olarak bir köy okuluna gitti.On yaşına kadar da burada okudu. Okul öğretmeni Antoine Becheret ve Louis Braille’i iyi tanıyordu ve burs için zengin bir asilzadeye başvurdu. Sonunda asilzade Marquis Dwellers, Louis Braille’yi Paris’teki bir körler okuluna yerleştirmeyi kabul etti.

Okulun kurucusu olan Valentin Hauy, körler için bir okuma sistemi tasarlamıştı.Kitaplar, okuyucuların parmaklarını satırda gezdirip kitabın ne anlatmak istediğini yavaş yavaş anlamaları için kitaplar bugün ki kabartma Latin harfleriyle hazırlanmıştı.

Ancak bu kitaplar hem çok pahalıydı hem de takip edilmeleri kolay değildi. Ayrıca bu kitaplar görme sorunu olanların okumasını sağlasa da yazmasına bir katkıda bulunmuyordu. Louis Braille, kör bir kişinin kelimeleri gören biri kadar hızlı okumasının daha iyi bir yolu olması gerektiğini düşündü.Valentin Hauy’un ölümünün ardından gelen yeni müdürde kendisi ile aynı fikirdeydi. Ayrıca kendisi Charles Barbier de la Serre hakkında da bilgi sahibiydi.

Charles Barbier de la Serre, Napolyon ordusunda albay olarak görev yapıyordu. Görevi boyunca, ordunun birçok zaferine ve bir dolu da yenilgisine tanık oldu. Bu yenilgilerden birinin nedeni, Fransız ordusunun, komutanlarından gelen bir mesajı gece lambası yardımıyla okumaya çalışırken, yerlerini düşman ordusuna belli etmesiydi.

Napolyon, Barbier’den, askerlerin, gelen mesajları gece ışık gerektirmeden okuyabilecekleri bir sistem geliştirmesini istedi. Barbier, “gece yazısı” adını verdiği, kullanımı karmaşık bir sistem geliştirdi. Geliştirdiği sistem oldukça karmaşıktı. Bunun için orduda hiçbir zaman kullanılmadı.

Barbier, geliştirdiği sistemin orduda işe yaramasa da insanlara yardımcı olacağına karar verecekti. Bununla birlikte, kullanımı konusunda çok sayıda insanı eğitmek, öğretimi kolaylaştırmak ve düzenli uygulamayı teşvik etmek için okul benzeri bir ortama ihtiyacı vardı. Bu nedenle, 1821’de, Louis Braille’in eğitim aldığı okula başvurdu.Barbier’in sisteminde sorunlar vardı.Noktalama işaretleri, matematiksel veya müzik notalarını temsil edebilecek semboller yoktu.En önemlisi, hücrelerin boyutu ve tanımlanması gereken iç noktaların çokluğu, okumayı zahmetli yapıyordu.

Barbier sistemi ile tanıştığında Louis Braille yaklaşık on iki yaşındaydı.Louis, Barbier’in sistemi geliştirmek için bazı önerileri vardı.Louis zamanını denemelere ve çeşitli araçlarla deneyler yapmayaayırmaya karar verdi. Üç yıllık araştırma ve deneylerden sonra, Louis 16 yaşında kendi okuma ve yazma yöntemini buldu.

Louis Braille, 1820 ve 1825 yılları arasında akademik başarılarından dolayı sayısız ödül aldı. Eğitim aldığı okulda daha sonraları öğretmenlik de yapan Braille geliştirdiği alfabeye uygun kitaplar da yazdı. Braille alfabesine uygun olarak yazılan ilk kitap 1827 yılında basılacaktı.

Louis Braille, geliştirdiği alfabenin geniş çaplı kullanımına tanık olamadı. Braille alfabesi, mucidin 43 yaşında tüberküloz nedeniyle hayatını kaybetmesinden sonra dünya genelinde yaygınlaşmaya başladı.

1900’lü yıllarda Braille yazı ülkemizde okutulmaya başlandı. Teknolojinin gelişmesiyle, kabartma kitaplar basan matbaalar yaygınlaştı. Günümüzde engeli olmayan vatandaşlar, Braille yazıyı öğrenmeyi istiyor. Çeşitli Halk Eğitim Merkezleri görme engelli vatandaşlarla birlikte artık görenlere de bu alfabeyi öğretiyor.

Görme engelliler, parmaklarıyla görüyor, kitapları çeşitli ses motorları ve insan sesi kayıtlarıyla dinliyor. Fakat yeni çıkan matbu eserlere engeli olmayanlar kadar çabuk ulaşamıyoruz.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Bin Atlı Çocuklar Gibi Şendik

Hemen herkes bir kitabı eline alırken sayfalarını karıştırır, sonra da burnuna götürü...

Türk Değilse Yüktür

Hemen herkes bir kitabı eline alırken sayfalarını karıştırır, sonra da burnuna götürü...

Önden Giden Atlar

Hemen herkes bir kitabı eline alırken sayfalarını karıştırır, sonra da burnuna götürü...