Sıradaki içerik:

Gece Vardiyası – 3

e
sv

‘Özgürlük’ Mottosu Üzerine

avatar

Merve Diken

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

Yüksek bir ses yankılanıyor etrafta, hava soğuk, yasaklar sebebiyle daha da içeriye sığınmış insanlık. Aslında insanoğlu için en güvenli olan haneler zihinlerimizde demir parmaklı yasakhanelere dönüşmüş durumda. Sık sık yükselen ‘özgürlük’ sloganı, daha bir coşkuyla karşılanıyor zihnimizde. Daha çok, daha çok, daha çok ‘özgürlük’ diyoruz. Evde kaldıkça özgür ruhumuz daha da perçinleniyor. Kendini nereden dışarı salacağını şaşırmış bir halde bulduğu her delikten uzatıyor kafasını. Tabi durumu fırsat bilen ruh avcıları kapitalist sistemde geliştirdikleri her şeyi ‘daha özgür’ hissetmemizi sağlayacak şekilde işliyor içimize.

Kelime manası olarak, herhangi bir koşulla sınırlanmama, zorlanmama, kısıtlamaya bağlı kalmaksızın düşünme ve davranışa geçme, her türlü dış etkenden bağımsız kendi düşüncesine göre karar verme manalarına gelirken; şuan özgürlük dayatmaları ile hiç bağdaşmayan bir anlam olarak karşımıza çıkıyor.

Bugün eğitimli oluşuyla övünen bireyler dahi bir akıma sürüklenmiş gidiyor.

Hiçbir hata vermeyen telefonunu sırf çevresinde daha yüksek modele sahip olanlar olduğu için değiştirmek istemesini bile özgürlük diye tanımlarken, ne kadar sığ bir zihniyetin içinde olduğunu göremiyor. Hiç ihtiyacı olmayan bir ürünü sadece rezil indirim günlerinde cezbedip aylarca kullanmadan rafta tutması, bir paragraf yukarıda manasını yazdığımız kavramla ne kadar örtüşüyor sanırsınız? Oysaki bakıldığında tamamen kendi iradesiyle gerçekleştirdiğini düşündüğü bu davranış, tamamen ortamın, kapitalist sistemin, onun bunun şunun dayatmasından öte hiçbir manayı barındırmamaktadır.

Zihnimizi iki kefeye bölmeyi teklif ediyorum. Eğer Müslüman olduğumuzu iddia ediyorsak hayatımızın her alanında, her anında karşılaştığımız, yaşadığımız her şeyi İslam kefesinden geçirmek zorunda olduğumuza inananlardanım. O sebeple zihnimiz her ne iş yapıyor olursa olsun iki kefeye bölünmeli ve İslam kefesindeki tartıdan geçenler hayatımızda işleme koyulmalıdır.

Özgürlük mevzusunda da zihnimi ikiye ayırıyorum. Birinci kefeye haliyle hoşuma giden, nefsimi şen eden, özgürlük diye tanımladığım eylemlerimi; ikinci kefeye de Rabb’imin bana emrettiği ve O’nun özgürlük dediklerini yerleştiriyorum. Ve başlıyorum tartmaya. Okuyan herkesin bunu yapmasını rica ediyorum. Tabi ki bunu yaparken de gönlümüzü yatırmalıyız ortaya. Bakalım hangi özgürlük kefesinin hakiki özgürlük olduğunu düşünecek, ardından da aklımız. Onun fikri de elbette bizim için çok önemli. Bakalım çevredeki tüm etkenlerden sıyrıldığında hangi kefede hakiki manada özgürlüğü bulacak.

Allah insana sınırsız bir cüzzi irade veriyor. Sınırsız diyorum çünkü insanın eylemlerinin sonuçlarına katlanması ilkesi özgürlüğünün sınırlarının gözünün alamadığı kadar geniş olduğunu gösteriyor.

Yani sanıldığı gibi Allah kulunun fikirlerine müdahale eden onu belli bir kalıba yerleştirmiş durumda değil. Kulunu yaratıyor, Kuranı Kerim ve Efendimiz sav. rehberliğinde doğru yolu gösteriyor. ‘Örtünün’ diyor, çünkü yarattığı kulu için en menfaatli halin örtünmek olduğunu biliyor. ‘Namaz kılın’ diyor, çünkü yaratmış olduğu kul için yine en menfaatli halin bu olduğunu biliyor. Bu menfaat hem de sadece ahiret için değil içinde bulunduğu alem için en menfaatli hali yaşatıyor. Sonrasında da seçimi kulunun iradesine bırakıyor. En basitinden bir örnek vermek istiyorum. Yaptığımız bir poğaçanın bile içine neyin yakışacağını biz biliyoruz. Yahut bir mühendis yaptığı binanın kaç kaç kaldıracağını kendisi biliyor. Müdahale edildiğinde büyük yıkımlarla, tatsız poğaçalarla karşılaşılıyor değil mi? İste Allahu Teala’da yarattığı kulları için en menfaat barındıranı biliyor ve uyarıyor. Gerisi ise  irademizde.

ABD’de yapılan bir çalışmada özellikle kariyer sahibi kadınların İslam’a hızlı bir dönüş ve örtünme girişimleri olduğunu okudum geçenlerde. Bu kadınlara nedeni sorulduğunda kendilerini daha özgür hissettiklerini söylemişler. Ne kadar tuhaf değil mi? Biz içindeyken tutsak görürken, hiç bilmeyen kimseler için din başlı başına özgürlük vaat ediyor.

İnsanoğlu Allahu Teala’nın emirleri doğrultusunda yaşadıkça hem daha özgür hem de özgüvenli bir hal alıyor. Bunda özellikle sorumlukları yerine getirme duygusu özgüvenimizi besliyor.

‘Din Özgürlüktür.’ diye yeni bir slogan atmak istemiyorum. Ancak ne yana baksam bunu görüyorum. İslam terazisinde tarttığım her eylem bana daha fazla özgürlük sunuyor. Diğerlerinin terazisine denk gelen her şeyde tam bağımlılık söz konusu. İslam bize kendi özgür sınırlarımızı çizmenin de yolunu açıyor. Evini, bedenini hatta duygularını en mahremin kılıyor. Oraya kimsenin dokunmasına müsaade etmiyor.

Bugün gençler olarak İslam’ın emirlerini yaşayamazken bile bir baskı altındayız. Yaşayamıyoruz çünkü, akranlarımız yaşamıyor. Biz yaşamaya kalktığımızda onlardan ayrılıp içlerine giremiyoruz. Bu dahil özgürlük kavramımıza zıt değil mi?

O halde oturmalı ve düşünmeliyim. Ben bir bireyim ve kimsenin doğruları doğrultusunda hayatımı şekillendiremem. Benim hayatıma yön verecek ve beni özgür kılacak tek şey Rabbimin ve dinimin yol gösterdikleridir. Sınırsız özgürlüğe ulaşabilmek duası ile…

1991 İstanbul doğumlu olup, Sosyoloji Lisans ve Yüksek Lisans mezunuyum. ‘Dert’im’ ile tanışıp, öğrenimimi sürdürdüğüm Balıkesir şehrinde ‘Kuantum ve Tasavvuf’ merakımla yazmaya başladım. ‘Niyetiniz Ümmeti Muhammedi Ateşten Kurtarmak Olsun’ sözünün muhatabı olarak gençler üzerinde çalışmaya, gençlik kulüplerinde eğitimin içinde olmaya ve en önemlisi yazmaya devam etmekteyim. İyi okur, iyi yüzer, iyi kahve içerim. Şimdilerde bir de iyi yazmaya niyet etmiş olup; ‘iyi’ anılmak isterim.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.