Sıradaki içerik:

Demir Yaylı Dukak ve Kör Derviş

e
sv

Orhan Karaağaç ile Samimi Bir Söyleşi

avatar

Dilhâne

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Merhaba Orhan Bey. Ülke TV’de Konuşacaklarımız Var programının moderatörlüğünü yapıyorsunuz. Neler konuşuyorsunuz?
Merhabalar. Aslında her şeyi konuşabiliyoruz. Zaten üç sezonluk yolculuğumuzda da çoğu şeyi konuştuk… Kendimize referans aldığımız bir çizgimiz ve kıymet verdiğimiz değerler var tabi. Özetle onlara uygun olan ve olduğuna inandığımız her şeyi konuşuyoruz diyebilirim.

“Kendimize referans aldığımız bir çizgimiz” derken neyi kastediyorsunuz, biraz açabilir misiniz?
Şöyle arz edeyim. İlk programda merhum Nurettin Topçu’nun bir sözüyle giriş yapmış ve programımızın çerçevesini o minvalde kuracağımızı söylemiştim. Neydi o söz: “1400 yıllık karakter ve 1000 yıllık iradeden tevarüs edenlerdir bizim konuşmamızın içeriğini belirleyecek olanlar.” Ben naçizane her hafta bu söz üzerine inşa etmeye çalışıyorum programımızı.

O zaman Konuşacaklarımız Var‘da konular rastgele belirlenmiyor diyebilir miyiz?
Tabi ki hayır! Ne fırtınalar kopuyor her hafta.

Mevzuya çok hızlı girdik biraz yavaşlayalım mı? Abi biz aslında basit şeyleri de merak ediyoruz… Mesela neden size moderatör diyoruz, sunucu ile farkınız nedir?
Açıkçası bunun bilimsel bir izahı var mıdır bilemiyorum. Bana şöyle geliyor ki; sunucu program içerisinde sıradakini davet eden, güzel konuşan tatlı bir kimse, ama moderatör ise daha alan hakimi olan, programı yöneten kişi. Yine moderatör sorular soran, sohbet eden kişi de dersem zihnimdeki tanımını yapmış olurum diye düşünüyorum.

Siz yaptığınız işe nasıl yöneldiniz?
Oo bu çok uzun bir mesele. Sadece başlı başına bunu konuşsak bile röportaj fazlasıyla uzar. Sadece şu kadarını söyleyebilirim. Üniversitede okuduğum bölüm ile bugün yaptığım iş arasında hiçbir ortaklık yok. Aslında bu halimle tipik bir Türk gencini yansıtıyorum. 🙂

Kendi meslek grubunuzda iyi işler yaptığını düşündüğünüz, örnek aldığınız kimseler var mı?
Bir kişi var… Bilen bilir kısaca S.T. uzun hali ise hücrelerime kadar bana hakim. 🙂

Sunuculuk, bu işi yapanların kendini sürekli geliştirmesi gereken mesleklerden midir?
Meslek olarak evet ama bugünün dünyasında hangi işi yapıpta gelişmeye kapalı olma şansınız var ki. Memurları bilemiyorum, Onları da seviyoruz.

Bir sonraki sunacağınız program için önceden hazırlık yapıyor musunuz? Yapıyorsanız hazırlık sürecinizden bize bahseder misiniz?
Konuşacaklarımız Var ‘ı kastediyorsanız, programı baştan aşağı biz inşa ediyoruz. O yüzden bu soru hafif kalabilir. Ama diğer programlarımızı (sahne programlarımı) kastediyorsanız her program öncesi çalışırım. Hatta biraz fazla çalışıyorum diyebilirim, işimi şansa bırakmayı pek sevmem. Özetle okurum, izlerim, araştırmalar yaparım.

Program konuklarını belirlemede moderatörün bir etkisi oluyor mu?
Kendi programım için cevabımı yukarıda verdim ama diğer programlar için genelleme yapamam.

Bu mesleğe yönelmek isteyen okurlarımıza tavsiyeleriniz nelerdir?
Merak seviyelerini, hayal güçlerini ve kaliteli sustukları süreleri artırsınlar.

“Kaliteli sustukları sürelerini uzatsınlar” derken ne demek istiyorsunuz?
Yakalandık. 🙂 Şöyle söyleyeyim. Geçenlerde bir tespit üzerine bir cümle kurmuştum. “İnsan konuştukça ıskalar, sustukça biriktirir.” diye. Ben bunun böyle olduğuna eminim, kendi hayatımdan da test ettim, hâlâ da ediyorum. Ama tabi burada önemli olan, susmalarımızı kaliteli hale nasıl getireceğimiz? O da; neye sustuğun kadar, kime sustuğunla da doğru orantılı. Yanında susmaya değer bir adam bulursan mümkünse sus, hatta yok ol, eriyebilirsin de! Ama emin ol oradan ayrılığında heybene yeni şeyler eklemiş olarak ayrıldığını göreceksin. Şimdilerde susmayı değil de, konuşmayı daha çok önemsiyoruz. Susmak sanki özgüvensizlik gibi algılanıyor. Tıpkı okuyan sayısından daha çok, yazan olduğu gibi. Bu kadar değil tabi ki ama buna da yakın gibiyiz. Bu da ilginç… Buradan soru çıkarma cevaplamam. 🙂

Peki başka bir soru o zaman… Instagram’da Orhan’ın Kitaplığı adında bir sayfanız var. Sayfanızdan okurlarımız için bahseder misiniz?
Yahu röportaja konu olacak kadar ciddileşti mi orası. Bilmiyordum. Tamamen okuduklarım üzerinden tavsiyelerde bulunayım diye gayri resmi açtığım bir sayfadır. Genelde okuduğum romanları ve onların içinden dikkatimi çeken pasajları paylaşıyorum. Şimdilik bu kadar ama ileride nereye evrilir bilemiyorum. Kısmet.

Konuşacaklarımız Var’dan Dilhâne’nizde yer edinmiş bir bölümü bizimle paylaşır mısınız?
İnanın Konuşacaklarımız Var’ın her anı çok kıymetli benim için… Geceler boyu uykusuzluklarımız, günler içine yayılan streslerimiz var o programda, bu yüzden sadece bir bölüm diye ayıramıyorum. Anlayacağınız duygusalım bu konuda.

Kıymetli vaktinizi bize ayırdığınız için teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim. Bu da mı bitti. 🙂

Bir insana erişmenin ve ruhuna dokunmanın en güzel yollarından biridir edebiyat. Kelimelerin birbiriyle olan aşkını anlatır ve bu anlatım sırasında insana dair olgularıyla bizlere dokunur. Dilhâne işte böylesine aziz bir uğraşın günümüzdeki temsilcisi olarak tüm topluma ulaşmayı amaçlayan bir edebiyat şiir ve fikir dergisidir.

Edebiyat sahip olduğu varlığın içerisinde bir fikre sahiptir. Bu fikirle kavurur cümleleri ve ortaya bir dünya mirası ortaya çıkarır. Varlık gösteren dışa vurum bazen bir düz yazı olur bazense bir şiir. Eğer fikir kendisi bir şiirde bulursa her kelimesinde adeta bir rengin onlarca tonuyla karşılaşır insan. Bu anlam zenginliği ise edebiyatı yeşertir, insanın özüne dokunmasını sağlar. Edebiyat, şiir ve fikirlerin insana sağladığı huzuru ve yüceliği fark eden birçok söz ve kalem ustası; ömürlerini bu alanda sarfetmişlerdir. Aynı manevi değeri arayan nice insanın varlığını hoşgörü ve güzellikle karşılayan Dilhâne dergisi bu arayışın karşılığı olarak yeni yazarlar için de bir platform görevi görmektedir.

Öyle ki söz edilen amacın sonucu olarak Dilhâne Dergisi, okuyucularından ve yazı yazarak bir uğraşı ortaya koymak isteyen herkesten yazılarını beklemektedir. Bu yazıları bünyesine katarak diğer insanlara ulaştırarak hem yazarın gelişimini desteklemektedir hem de yazara duygu ve düşüncelerini başka insanlara aktarma olanağı tanımaktadır. Eğer sizlerde yazılarınızı paylaşmak isterseniz ilgili bilgileri dilhane.net adresinde bulabilirsiniz.

Bir fikrin hamurunu edebiyat ve şiir ile yoğururken, toplumdan yazılar alarak bu uğraşa değer katmanın bir başka boyutu daha bulunmaktadır. Hiçbir bir karşılık beklemeksizin edebiyat şiir ve fikre duyulan saygıdan dolayı tüm bu uğraşları yine toplumla paylaşmak. Bu sebeple Dilhâne dergisi insanlara ulaşabilmek için aylık yayınlarını, yapılan söyleşileri, yazıları ve daha birçok yazılı ve görsel ürünü dilhane.net adresinde hiçbir maddi karşılık olmaksızın insanlarla paylaşmaktadır.

Bir yandan değişen dünyaya ayak uyduran bir yandan da sahip olduğu öze günden güne değer katmayı hedefleyen Edebiyat şiir ve fikir dergisi olarak farklı konularda ve çeşitli türdeki ele alımlarıyla edebiyat dünyasında emin adımlarla ilerlemeyi sürdüren Dilhâne dergisi, siz edebiyat aşıklarını da pür heyecanla beklemektedir.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.