Sıradaki içerik:

Nizamülmülk ve Nizam-ı Âlem

e
sv

Ömer Nuş-i Revan’dan Daha Adaletlidir

avatar

Dilhâne

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Hazreti Ömer ve Amr Bin As (r.a) çok iyi arkadaştırlar. Henüz ikisi de Müslüman olmadan evvel birlikte, ticaret için İran tarafına giderler.

Bindikleri atlarında ve yedeklerinde götürdükleri develerinde orada satacakları veya mübadele yapacakları mallar yüklüdür. İran’ın o zamanki başşehrine varırlar. Henüz daha at ve develerinden malları indirmeden üç kişilik bir grup gelir, zorla at ve develerine el koyarak oradan uzaklaşırlar.

Hazreti Ömer ve Amr Bin As (r.a) ortada kala kalırlar. Ne yiyecek bir lokma ekmekleri, ne de ceplerinde alışveriş yapacakları beş kuruşları da yoktur. Akşama kadar ne yapacaklarını bilemeden bir yerde beklerler. Yatacak bir yerler ararlarken bir han gözlerine ilişir ve hana girerler. Orada durumu hancıya anlatırlar.

Hancı şaşırır ve;

“Nasıl olur, adaletli Nuş-i Revan’ın ülkesinde böyle bir yanlışlık mümkün değil arkadaşlar. Siz burada bu akşam ücretsiz yiyip, içip, yatabilirsiniz, ben de doğruca sizin durumunuzu kralımıza anlatmaya gidiyorum” der ve hemen kralın sarayına gider.

Kral’a durumu anlatır. Gerçekten de Nuş-i Revan adaletiyle ün salmış müthiş bir kraldır. Bu durumu öğrenir öğrenmez bir soruşturma başlatır. At ve develeri gasp edenlerin kimliğini kısa sürede tespit ettirir. Henüz sabah bile olmadan onları yakalattırır.

Kral, hancıya; “O iki misafire eşyaları ve hayvanları hiç zarar görmeden teslim edilecektir, sabah buradan alsınlar, yalnız şehri hemen terk etsinler” der. O zamanın şehirleri surlarla çevrilidir ve belli yerlerde çıkış kapıları bulunmaktadır. Kral ayrıca; “misafirin biri surun güney kapısından, diğeri de güneydoğu kapısından çıksın” diyerek hancıyı gönderir.

Hancı hana gelip Hz. Ömer ve Amr Bin As (r.a)’a bu müjdeyi verir. Onlar bu duruma pek inanamasalar da, peki derler ve sabah yola çıkarlar. Kral’ın yanına vardıklarında şaşkına dönerler. Tam kendilerine anlatıldığı gibi atları, develeri ve eşyaları hiç eksiksiz kendilerine teslim edilir. Onları geride bekleyen esas sürprizden haberleri yoktur.
Hayvanlarını ve eşyalarını teslim aldıktan sonra Hz. Ömer surun güney kapısından, Amr (r.a)’da güneydoğu kapısından çıkarlar. Ömer’in çıkacağı güney kapısının üzerinde biri idam edilmiş ve üzerinde “şehrimize ticaret için gelen misafirlerin at, deve ve eşyalarını zorbalıkla ellerinden alan çetenin başı, aynı zamanda Kral Nuş-i Revan’ın oğlu” yazmaktadır. Diğer iki kişinin cesetleri de Amr Bin As (r.a)ın çıkacağı kapıda asılıdır. Bunları gören Hz. Ömer ve Amr (r.a) hayret ve şaşkınlıklarını içlerine gömerler. Onlar bir ömürlük ders olur bu hadise.

Aradan yıllar geçer, önce Hz. Ömer Müslüman olur. Daha sonra da Hz. Amr. Hazreti Ömer halifeliği sırasında Amr Bin As (r.a)’ı Mısır’a vali olarak tayin eder. Amr (r.a) Mısır’da bir mescit yapmak üzere arsa istimlâki yapmaya başlar. Müslümanlar arsalarını severek (bazıları bağışlar, bazıları da para karşılığı) verirler. Mescidin yapılacağı mahalde bir Yahudi’nin de arsası varmış, Amr (r.a) ona çok ciddi paralar teklif ettiği halde; “Hayır ben razı değilim, arsamı vermiyorum” cevabını almış. Amr (r.a) bu cevap karşısında şaşırır ve; “koca vali karşısında sen kim oluyorsun ki, bak bakalım senin arsanı nasıl istimlâk ederim” demiş.

Yahudi; “Adaletinden bahsettikleri bir halifeleri varmış, bakalım bu durum karşısında ne diyecek” der ve yemeyip, içmeyip taa Mısırdan kalkar Medine’ye Halife Hazreti Ömer’e gelerek durumu anlatır. Hazreti Ömer (r.a) meseleyi öğrenince yüzü kıpkırmızı kesilir, hiddetinden boyun damarları şişer. Tabii o zaman kağıt bulunmadığı için, yerden bulduğu bir kemik parçasının üzerine bir cümle yazar ve Yahudi’ye uzatır.

Yahudiye; “Götür bunu Amr Bin As (r.a)’a ver, o anlar” der. Yahudi kendi kendine; “ben bu kadarcık basit yazı için mi geldim” diye söylenerek oradan uzaklaşır. O ufacık yazının Amr Bin As (r.a)’ın kafasında ne fırtınalar estireceğini nereden bilsin.

Yahudi, Mısır’a varınca çok merak ettiği sonucu görmek için beklemeden Amr (r.a)’ın yanına koşar ve getirdiği yazıyı Amr (r.a)’a uzatır.. Amr Bin As  (r.a)yazıyı eline alır ve okur. Yazı aynen şöyledir; “Ömer, Nuş-i Revan’dan daha adaletlidir.” Amr (r.a)’ın beti benzi bembeyaz kesilir, bir anda eli ayağı titremeye başlar ve Yahudi’ye dönerek; “Seni Medine’ye kadar yormakla çok büyük haksızlık ettim, arsan senin olsun, özür diliyorum, benden ne istersen vermeye de hazırım, senin hakkını ödemem mümkün değil” der. Önce bu kemik parçası üzerindeki bu cümleye hiçbir anlam veremeyen Yahudi, işin aslını Amr Bin As (r.a)’a sorar ve meseleyi öğrenince, İslâm dinine girer.

Bir insana erişmenin ve ruhuna dokunmanın en güzel yollarından biridir edebiyat. Kelimelerin birbiriyle olan aşkını anlatır ve bu anlatım sırasında insana dair olgularıyla bizlere dokunur. Dilhâne işte böylesine aziz bir uğraşın günümüzdeki temsilcisi olarak tüm topluma ulaşmayı amaçlayan bir edebiyat şiir ve fikir dergisidir.

Edebiyat sahip olduğu varlığın içerisinde bir fikre sahiptir. Bu fikirle kavurur cümleleri ve ortaya bir dünya mirası ortaya çıkarır. Varlık gösteren dışa vurum bazen bir düz yazı olur bazense bir şiir. Eğer fikir kendisi bir şiirde bulursa her kelimesinde adeta bir rengin onlarca tonuyla karşılaşır insan. Bu anlam zenginliği ise edebiyatı yeşertir, insanın özüne dokunmasını sağlar. Edebiyat, şiir ve fikirlerin insana sağladığı huzuru ve yüceliği fark eden birçok söz ve kalem ustası; ömürlerini bu alanda sarfetmişlerdir. Aynı manevi değeri arayan nice insanın varlığını hoşgörü ve güzellikle karşılayan Dilhâne dergisi bu arayışın karşılığı olarak yeni yazarlar için de bir platform görevi görmektedir.

Öyle ki söz edilen amacın sonucu olarak Dilhâne Dergisi, okuyucularından ve yazı yazarak bir uğraşı ortaya koymak isteyen herkesten yazılarını beklemektedir. Bu yazıları bünyesine katarak diğer insanlara ulaştırarak hem yazarın gelişimini desteklemektedir hem de yazara duygu ve düşüncelerini başka insanlara aktarma olanağı tanımaktadır. Eğer sizlerde yazılarınızı paylaşmak isterseniz ilgili bilgileri dilhane.net adresinde bulabilirsiniz.

Bir fikrin hamurunu edebiyat ve şiir ile yoğururken, toplumdan yazılar alarak bu uğraşa değer katmanın bir başka boyutu daha bulunmaktadır. Hiçbir bir karşılık beklemeksizin edebiyat şiir ve fikre duyulan saygıdan dolayı tüm bu uğraşları yine toplumla paylaşmak. Bu sebeple Dilhâne dergisi insanlara ulaşabilmek için aylık yayınlarını, yapılan söyleşileri, yazıları ve daha birçok yazılı ve görsel ürünü dilhane.net adresinde hiçbir maddi karşılık olmaksızın insanlarla paylaşmaktadır.

Bir yandan değişen dünyaya ayak uyduran bir yandan da sahip olduğu öze günden güne değer katmayı hedefleyen Edebiyat şiir ve fikir dergisi olarak farklı konularda ve çeşitli türdeki ele alımlarıyla edebiyat dünyasında emin adımlarla ilerlemeyi sürdüren Dilhâne dergisi, siz edebiyat aşıklarını da pür heyecanla beklemektedir.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.