Öleceğin Günü Bilmek

Onun için,
son gününü görmeden hiç kimseye
mutluluğa ermiş demeyin!...

Sophokles

Neden tiyatro vardır? Neden tragedya ya da komedya vardır? İnsanlar neden bunları izler? Yüzyıllar boyunca, coğrafyalar boyunca, insanlar hayatta kalmaya çalışmak yetmezmiş gibi bir de sahne oyunlarını izlemeye neden ihtiyaç duysunlar? Değil mi?

Kuşkusuz, sahne sanatları konuşulurken, özellikle de tiyatro söz konusu edilirken, insanın en temelde sormaktan vazgeçemediği “neden” sorusu, en ikna edici cevabını Aristoteles’le tragedyalar üzerinden alır. Tragedya ya da trajedi, bence en çarpıcı sahne oyunu türlerinden biri. Ve biraz sonra tragedyayı çok önemli yapan sözü geçecek olan tüm sebepler, kanımca diğer tüm sahne oyunları için geçerli kabul edilebilir.

Tiyatro Fransızca théatre “sahne gösterisi” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Latince aynı anlama gelen theatrum sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Eski Yunanca théatron θέατρον “gösteri yeri, tiyatro” sözcüğünden alıntıdır. Bu da Eski Yunanca theáomai θεάομαι “bakmak, seyretmek” fiilinden +tēr ekiyle türetilmiştir. (1) Tragedya ya da trajedi ise acıklı sahne oyunu anlamına gelir. Aristoteles Poietika adlı eserinde taklidin sanat etkinliğindeki rolünü anlatır ve tragedya en önemli taklit sanatlarından biridir.

Aristoteles’e göre sanatın kökeni taklit (mimesis)tir. Ve insanların en temel öğrenme yöntemlerinden biri olarak taklit, çocukluk çağından beri sürekli pratik ettiğimiz bir şeydir. Örneğin bazı türden erdemler doğuştan getirilir fakat öyle bazı türden erdemler de vardır ki onları yapa yapa öğreniriz. Yapabilmemiz için öncesinde o erdemi izlememiz ve birini taklit etmemiz gerekir. Tragedya bizim için günlük hayatta karşımıza çıkmayacak insanları karşımıza çıkardığı için adeta bir inceleme alanı oluşturuyor.

İyi insanlar her zaman iyi şeyler yapar ve iyi insanların başına iyi şeyler gelir diye inandığımız bir evrende iyi insanlar bazen hata yapabilir ve iyi insanların başlarına kötü şeyler de gelebilir. İyi karakterlerin iyi olarak ortaya koydukları eylemler kötü sonuçlar doğurabilir.

Bugün bile belki de en iyi tragedya örneği, Sophokles tarafından yazılmış ve M.Ö 429 civarında sahnelenmiş Kral Oidipus’tur. Oyun, şehirde veba salgını haberinin Oidipus’a haber verilmesiyle başlar. Şehrin kralı sebebi bilinmeyen biçimde öldürülmüş, Sfenks adlı yaratığın laneti sebebiyle cinayet aydınlatılamamıştır, Oidipus Sfensk’in bilmecesini çözerek şehri kurtarır ve dul kalan kraliçeyle evlenir. Kral, cinayetle ilişkili bir suçlu bulunması gerektiğinin farkındadır ve bunun için araştırmaya koyulur. Efsanenin sonunda kral katilinin kendisi olduğunu trajik bir şekilde öğrenir.

Bu olayın, bahsetmediğim tüm trajik ayrıntılarıyla birlikte, gerçek yaşamda birimizin başına gelme olasılığı oldukça düşüktür fakat imkânsız değildir. Aristoteles açısından insan ve onun hayatı olanaklılık olarak açılır. Bir iyiyi düşündüğümüzde zorunlu olarak iyiyi yapmayabiliyoruz. İnsan kendi yapıp etme alanına bütünlüklü olarak hükmedemediği için bir yapıp etme ortaya koyup onu değerlendirdiğinde, başka insanlar üzerindeki etkisine baktığı zaman, edimin anlamı, o edimi belirleyen değerler yeniden değerlenebilir hale geliyor. Ve insan ahlaki davranışının edimine kendisi de hakim olamayabiliyor. Aynı tavırlar farklı sonuçlar doğurabiliyor.

Tragedyalarda kötülük yapanların hep haklı gerekçeleri vardır. Kötü karakterlerin başına kötü bir şey gelmesi bizi o kadar etkilemez, iyi bir şey gelmesi de meseleyi gülünç yapar. Kahramanın da iyi eylemlerinin kötü sonuçlar doğurduğu o anın farkına varmasıyla, talihin tersine dönmesiyle, kahraman trajik bir şekilde hatasıyla yüzleşir. Her şey aynı giderken birden bir şey olur ve kader tersine döner. Yaşarken belki de hiç aklımıza gelmeyen bu ihtimali içinde bulunduruyor tragedyalar, bu ihtimali mümkün kılıyor, olanaklı bir deneyimin açılışını sunuyor. Çünkü insan bilmediğinden korkar. Tragedya benim tüm yapabileceklerime bir referans oluyor bu anlamda, öyle bir olanağın da var olduğuyla karşılaşmış oluyorum.

Hayatımızın gidişatını olumsuz olarak etkileyecek durumların var olduğunu bilmek, bizim başımıza gelmişçesine yaşamaktan daha alt konumda olan bir bilgi türüdür. Tragedyanın bize sunduğu şey, bu durumun bir tür deneyimi. İzlerken ana karakterle bir özdeşlik kuruyoruz. Bu gerçekleşince insan kendini unutuyor, karakterin başına gelmiş şeyler sanki bizim başımıza gelmişçesine etkileniyoruz, duygulanıyoruz. Uyandırdığı bu duygulanımlarla bir katharsis (arınma) sağlıyor tragedya. Aristoteles, insan hayatının, onun için farklı türden deneyimleri tekrar tekrar yaşayabilmesi için yeterince uzun olmadığını söyler, hayatın tekdüzeliğini aşabilmek için de sanat çıkar karşımıza. Tragedya bu türden bir sanattır. Orada bir şey olur, adalettir, iyiliktir ya da başka bir şey, bu bizzat benim başıma gelmiştir, durup izlerken. Beni alan duygu benim için bir arınma sağlar. Kral Oidipus’ta oyunun sonunda katilin bulunması hepimiz için adaletin yerini bulmasıdır, işler ne kadar karmaşık hale gelirse gelsin adalet er ya da geç orada olacaktır, bunu hatırlarız ve bu bize bir güven duygusu verir. Ve Oidipus’un başına gelenler, benim de başıma gelebilirdi, diye düşündüğümüzde kendi var oluşumuzun farklı bir olanağını görmüş oluruz ve içten içe seviniriz belki de Oidipus’un yaşadıklarını yaşamadığımız için kim bilir!

Kral, oğlunu, babasını öldüreceği bildirilen bir kehanetten korumak için ölüme gönderir fakat Oidipus bir şekilde yaşamaya devam eder ve tam da kehanette olduğu gibi, zamanı geldiğinde üç yol ağzında babasını öldürür fakat öldürdüğü kişinin babası olduğundan habersizdir. Bir takım talihsiz olaylar sonucunda bunu öğrenecektir. “İnsanın değiştiremeyeceği şeyleri bilmesi ne korkunçtur!” Yine de kaderinizi önceden bilmek ister miydiniz?

Kaynakça:

1) https://www.nisanyansozluk.com/kelime/tiyatro

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Parçalı Umutlu

Onun için, son gününü görmeden hiç kimseye mutluluğa ermiş demey...

Laal Singh Chaddha’nın Düşündürdükleri

Onun için, son gününü görmeden hiç kimseye mutluluğa ermiş demey...

Nesrin Abla ve Huzurun Kokusu

Onun için, son gününü görmeden hiç kimseye mutluluğa ermiş demey...