Öğüt

Bu dünya bir değirmendir (diyordu Cahit ZARİFOĞLU) insanları öğüten. Öğüt hiç şüphesiz öğütülmüş olan irfan sahibi insanların edindikleri tecrübeleri formülize ettikleri cümlelerdir. Öğüt bir toplumsal öğreti mekanizmasıdır. Eğer öğütlerden hakkıyla faydalanıp eğitilirsek değirmende fiziken öğütülmeden de hayatın sırrına erip yaşantımızı buna göre dizayn edebiliriz. Öğütmekle eğitmek aslında birbirine yakın işlerdir. Bugünkü eğitim sistemimizin sorunu öğütten ve öğütmeden uzak olmasıdır. Okulda ve derslerde öğrencilerin direk hayatlarını şekillendirecek öğrenme ortamı sağlayamıyoruz yani fiziken öğütemiyoruz.

Arif ile örf de aynı kaynaktan gelmektedir. Formülize edilmiş öğütlerin pratiğe dökülmüş haline örf diyebiliriz. Öğüt aynı zamanda toplumsal bir kontrol mekanizmasıydı. Geçmişte insanlar Allah'tan korkmanın yanında kuldan utanmayı da bir erdem sayıp hayatlarına bunu yazılı olmayan toplumsal kural olarak adapte etmişlerdi. Bu minvalde toplumun örfüne, adetlerine uygun olmayan davranışlar saptandığında öğüt ile bunlar kınanır ve umuma açık alanlarda toplumun dinamiklerine uymayan davranışlar sergilenmezdi. Böylece toplumsal kültür korunuyordu ve insanlar başkaları tarafından ayıp sayılabilecek davranışları yapamıyordu.

Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm (Araf suresi 68. Ayet Diyanet Meali)

Bizim daha çok öğüt olarak bildiğimiz kavram dinimizce, nush, nasihat kelimeleri ile hayatımıza yerleşmiştir. Kur'an-ı Kerim'de üst tarafta verdiğimiz gibi birçok ayette nasihat kavramı geçer. Kavramın medeniyetimizdeki yeri ve önemi de zaten Kur'an-ı Kerim'de yer alışındandır.

Eskiden Eğitim sistemimizin temel dayanak cümlelerinden birisi “Nush ile uslanmayanın hakkı tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” cümlesiydi. Burada da yine nasihat sözlü uyarı ve öğütün toplum açısından gerekliliği vurgulanıyor. Tabii ki kötek kısmı medresemizde biraz abartıldığı gibi nasihat konusu da geçmişte nasihat etmesini bilmeyen insanlar tarafından bazen yanlış kullanılabiliyordu. Şöyle ki bazı insanlar özellikle irfana ermemiş bazı yaşlılar öğüt vereyim derken insanları azarlayıp kalp kırabiliyorlardı. Yahut öğüt vermeye bir başlayıp saatlerce konuşarak karşısındaki insanları bıktıra biliyorlardı.

Bugün bu mekanizma toplumdaki yerini kesinlikle kaybetti. Artık bilgiye ulaşmak çok kolay, gençler yaşlılardan daha çok okuyorlar ve daha bilgiler. Fakat bilgili ama görgü sahibi olmayan gençler ise tıpkı nasihat etmeyi bilmeyen geçmişteki yaşlılar gibi bilmişlik taslayarak yaşlılara saygısızlık yapabiliyorlar.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Sermayenin Telkini ve Müslümanların Bigâneleşmesinin Hikayesi

Bu dünya bir değirmendir (diyordu Cahit ZARİFOĞLU) insanları öğüten. Öğüt h...

Ahi Teşkilatının Dünü Bugünü ve Sosyal Yönü

Bu dünya bir değirmendir (diyordu Cahit ZARİFOĞLU) insanları öğüten. Öğüt h...

“MaşâAllah” Zikrinin Manasına Yolculuk

Bu dünya bir değirmendir (diyordu Cahit ZARİFOĞLU) insanları öğüten. Öğüt h...