Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Nizamülmülk ve Nizam-ı Âlem

avatar

Fatma Betül Altay

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Çağ, kalabalığını toplayıp bütün gürültüsüyle üzerimize yürüdüğünde çaresiz iç sesimizle bir başımıza kalıyoruz çoğu zaman. Gördüklerimizin ağırlığını taşıyamadığımızda zamandan ve mekandan şikayet edip eski zamanlarda yaşama hayaline sığınıyoruz. Oysa biliyoruz ki her çağda dini tahrif eden sapkınlar, yükselmek için ayak kaydıran siyasetçiler, işinin ehli olmayan devlet adamları, para için her kalıba girebilen dalkavuklar ordusu, örgütlerce kolayca galeyana getirilen aklını kullanmaktan aciz gençler bulunurdu. Gelin insanların varoluş sancısı çektiği, medeniyet kavramının kırk yerinden yara aldığı bu zamanda hayatını devletin nizamına adamış bilge devlet adamı Nizamülmülk’ten konuşalım biraz ve ufkumuz farklı bir boyut kazansın.

Nizamülmülk, vezirlik yaptığı yıllar boyunca yükseliş dönemini yaşayan Büyük Selçuklu Devleti’nin hükümdardan sonra en güçlü adamı ve bu yükselişin ardındaki dehaydı. Yönetim konusundaki başarısı ile sadece Büyük Selçuklu’ya değil Türk devlet yapılanmasına da büyük katkı sağlayan Nizamülmülk; fikirleri, yetenekleri ve başarıları sayesinde kendisinden önce hiçbir vezire tanınmayan yetkilere sahip oldu.

Devlet yönetimine olan hakimiyeti dışında Nizamülmülk’ü özel kılan; bilime verdiği önem, adalet ve liyakat konusunda gösterdiği hassasiyet, Selçuklu için topraklarının sınırlarını aşan bir vizyona sahip olması ve çağının ötesini görebilmesiydi. Yazdığı Siyasetname ile devlet yönetimindeki tecrübelerini kendinden sonraki nesillere bırakan Nizamülmülk özellikle bu dönemlerde sapkın fikirleriyle gençleri etkisi altına alan, Türk yurdunda kan döken Hasan Sabbah ve haşhaşileriyle mücadele etti. Size de hiç yabancı gelmiyor değil mi?.. Başta İran olmak üzere çevre yerlerden şiddet yanlısı gençleri toplayan Hasan Sabbah, ezoterik bir eğitimle onları etki altına alıp bir katil sürüsüne dönüştürdü. Bunlar, Selçuklu topraklarında her gün onlarca cinayet işleyen, saraya kadar sızıp Sultan uyurken yastığında boynunun kenarına hançer saplayarak cüretkâr mesajlar veren bir eşkıya topluluğu olmuştu.

Nizamülmülk bu cani ve cahil topluluğa karşı çeşitli önlemler aldı. Eylemlerine karşı kurduğu istihbarat ağıyla tedbir almakla kalmadı, gençlerin cehaletleri sebebiyle yanlış yönlere sürüklenmesini önlemek istedi ve Nizamiye Medreseleri’ni kurdu. Yaptığı bu faaliyetler onu Hasan Sabbah’ın gözünde yok edilmesi gereken bir hedef haline getirmişti. Nizamülmülk yaşadığı müddetçe istediğini alamayacağını anlayan Hasan Sabbah 1092 yılında vezir için ölüm kararı verdi ve bu bilge devlet adamı, yanına dilenci kılığında giren bir haşhaşî tarafından 14 Ekim 1092’de şehit edildi. Nizamülmülk’ün şehadetinden kısa bir süre sonra Melikşah da yemeğiyle zehirlendi ve sonrasında artık devlet iyice güç kaybedip en nihayetinde yıkılmakla karşı karşıya geldi.

Onun Siyasetname’si, hayatı ve ölümü bize bir nasihat olarak miras kaldı. Ve anladık ki Sultan Alparslan’ın, Melikşah’ın kahramanlıkları Nizamülmülk’ün bilgeliğiyle tamamlanıyor, çağın girdaplarında kaybolmamak için yalnız cesur bir kalp değil, hür ve keskin görüşlü bir zihin gerekiyor. İ’lây-ı Kelimetullah için Nizam-ı Alem mefkûresini ancak bu ikisinin birlikteliği mümkün kılıyor.

Vesselâm…

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.