​​​​​​​Nişâne

En eski Türk kültürü olan Afanasyevo’da koyun kemikleriyle birlikte at kemikleri de bulunmuş. Bozkır hayatının ilk devirlerinden itibaren at, Türklerin hayatında önemli bir yere sahipmiş. Kaşgarlı Mahmut, Divanü Lügati’t-Türk’te “At Türk’ün kanadıdır.” diye boşuna dememiştir. Çünkü Türkler, eski zamanlardan beri atsız düşünülemezdi. Türkler atın sırtında giderken heybetlerinden atlar görünmez, yeri gelince de atların heybetinden Türkler görünmezmiş. At hep ileriye, en ileriye götürdüğü için esas kahramanlardı onlar için. “Zafer, fetih ve asâlet müjdecisi.”

At; bir yârendir, yadigârdır, küheylandır, hüdavendigârdır. Küçüklüğümden beri hep atlara çok meraklıydım. Kültür festivallerini kovalar ve ata binmek için binicilik etkinliği var mı diye haberleri dört gözle takip ederdim. Bir de piknikler. Kırsal yerlerde yapılan bu pikniklere atı olanlar gelir, para karşılığında veya değerli bir eşya karşılığında atlarına bindirirlerdi. Bunları beklerdim heyecanla. Sonrasında o ata bindiğim sahne, ah! Toplasam hepi topu üç-dörttür ama benim için bambaşkadır o anlar.

Belgesellerde atları görünce gözüm gönlüm açılır, kamera gözlerine yaklaştıkça hayranlıkla güzelliklerini incelerdim. “Nasıl bir asillik babacığım, görüyor musun?” diye babamı dürtüklerdim. Başrolde at olan her şeyi severdim; şiir, kitap, dizi, film, etkinlik… Adımlarını atla atmak isteyen bir çocuk, atlara ve uzaklara hayran, bir büyüğü gibi.

At; bozkırdır, türküdür, zülüftür, koşudur, dizgindir, sıladır, yoldaştır, nal sesidir, nişânedir. Rengiyle, bakışlarıyla, asilliğiyle, o zülfünü ve kuyruğunu savurmasıyla gönlümüzü çeler. Aygırı, kısrağı, yavrusu; yağız atı, kır atı, doru atı, demir kırı ve al atı. Hepsi asildir. Olmayı istediğim andır; beyaz bir at üstü. Bir manzaradır at, dupduru. Hisli ve içli bakışıdır etkileyen gönlümü. At, güzel çizilendir, yâr’dır, sevdadır. Koşusu rüzgara yakışandır, kırlarda şiir gibi koşandır. O dört nala koşan atı ve nal sesini tanımlamak; İsmet Özel’in “içimize güneşler bırakan nal sesleri…” dizesiyle mümkündür.

Bir atı olmalı insanın. Dünyayı bir rüzgar gibi savurup geçen, ayağını yerden kesen. Bir atı olmalı insanın, içlenen, hüzünlenen akla hasreti düşüren. Sadakatin, arkadaşlığın ne olduğunu öğreten, yolları sevdiren bir atı olmalı insanın. İnsanı tamamlayacak bir atı… İyi insan olmayı öğreteceği, öğreneceği…

“Ne kervan kaldı, ne at, hepsi silinip gitti,
İyi insanlar iyi atlara binip gitti…”

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Selam Olsun

En eski Türk kültürü olan Afanasyevo’da koyun kemikleriyle birlikte at kem...

Dikkat, Açımız Daralıyor!

En eski Türk kültürü olan Afanasyevo’da koyun kemikleriyle birlikte at kem...

At Murattır

En eski Türk kültürü olan Afanasyevo’da koyun kemikleriyle birlikte at kem...