Sıradaki içerik:

Tapınak Şövalyeleri ve Kutsal Topraklar

e
sv

N’eylerse Güzel Eyler

avatar

Fatih Duman

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

İnsan değişir kâri. Hem de çok değişir hatta hep değişir. Lakin hakikat değişmez, değiştirilemez. Hakikatin ne olduğunu uzun uzun anlatacak değilim zaten biliyorsundur sen. Benim şimdilerde zihnimde seğirip duran düşüncem; değişmek. Bir çıban gibi bazı vakitler tatlı tatlı kaşınan ve bazı vakitler de canımı yakan bir çıban.

Kabul etmek zor oluyor bazen bunu. Değişmek ve değişmiş insanları görmek acı veriyor. Aslında tam olarak söylemeye çalıştığım yabancılaşmak, başkalaşmak, reddetmek… Ne tuhaf, insan bazen kendi hakikatine yabancı kalıyor. Kendi mahallesini tanımıyor, kendi evini bulamıyor, her vakit açan anahtar kapıya uymuyor. Böyle bir ahvalde suç ne mahallede ne hanede ne anahtarda ne de kapıda. İnsan değişiyor ve yabancılaşıyor bence. Hamuruna katılan mayayı reddediyor, yağmur olup düşüyor bulutu reddediyor…

Aslında bunlar benim zannettiklerim biraz da. Zira geçenlerde bizim mahallenin kahvehanesinde çay içerken mahallemizin abisinden dinlediğim sözler yanıldığımı, hata ettiğimi ya da en azından eksik anladığımı düşündürdü bana.

Anlatayım…

Kahvehanenin sokağa en yakın masasında oturup da demli çaylarımızı yudumlarken birkaç şey söyledikten sonra;

– “İnsanı dünya değiştirir” dedim abiye. Durdu bir zaman ne bir şey söyledi ne de baktı yüzüme.

Sadece ağır ağır çekmeye devam etti kehribar tespihini ve demli çayından bir yudum daha içti.

– “Hayır” dedi “hata ediyorsun” sonra derin derin baktı gözüme “İnsan dünyayı değiştirir” deyiverdi.

Hata ettiğim yeri anlamıştım aslında. Şikâyet ettiklerim benim eserimdi. İnsan yapıyor daha doğrusu insan bozuyor sonra da “bozuk” deyip de hayıflanıyordu. Oysa doğru yolda eğri yürünmüyordu ki. Biz yolu sapıtıyor, yoldan çıkıyor ve sonra da bulamıyorduk onu. Haklıydı. Ama nereden başlanmalıydı?

Sormadım. O da söylemedi zaten. Hem “sözün tamamı ahmak olana söylenir” fehvasınca her zaman böyle yapar yarım bırakırdı anlattığını. Yine öyle yapmıştı. Kalktı oturduğu iskemleden “Allah’a emanet” dedi ve çıkıp yürüdü sakince. Tam kapıdan çıkıyordu ki ardına doğru döndü ve gözlerimin ta içine baktı tebessüm etti ve gitti. O kalkınca az evvel elinin altında duran ve devamlı bir şeyler karaladığı kâğıt ilişti gözüme. Bir cümle yazmıştı. Okuyacağımı biliyor muydu yoksa sadece öylesine ve nedensiz bir karalama mıydı bilmem. Ama şöyle yazıyordu kalın ve büyük harflerle;

“N’eylerse güzel eyler…”

Öyleydi elbette ve öyle de olmalıydı. Değişiyordu her şey ve değişende de bir hayr aranmalıydı. Bulunurdu muhakkak. En azından aramaya bir yerlerden başlanmalıydı. Zira “Allah, yeniden başlayanların yardımcısıydı…”

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.