Nesrin Abla ve Huzurun Kokusu

Zaman içerisinde; aldığım her ölüm haberi sonrasında bir şeyler yazma, gönlümü kağıda dökme isteğinin belirdiğini fark ettim. Bunun sebebi ne açıkçası ben de bilmiyorum. Ölüm haberini aldığım kişilere bir vefa borcu mu, yoksa kendi ölümümle yüzleşme korkum mu emin değilim. Ölüm zor. Öleceğini bilmek daha zor. Dün birlikte aynı havayı soluduğun insanları bugün toprağa vermek hepsinden zor.

Vefat haberi yine gece yarısına yakın bir saatte geldi. Hep böyle olmaz mı? Vücudun ağrıları, acıların sertleri, hasretin hüzünleri gece vakti çöker insanın üstüne. Yeryüzünü de insanı da karanlıklar kaplar. Başımı yastığa koymaya hazırlandığım sırada aldım Nesrin ablanın vefat haberini. Yürekte biriken tüm hüzünlerin, gözden süzülen yaşların, dilin ucuna gelen tonlarca kelimenin, zihinde beliren hatıraların hepsini kaplayan tek bir cümle düşer dilimizden böyle anlarda. Tek bir cümle. En sevgilinin öğrettiği. Ondan miras. Acıların önünde set.

İnna lillahi ve inna ileyhi raciun

O’ndan geldik ve dönüşümüz O’na olacaktır.

Nesrin ablanın yeri başkaydı. Sadece bir kez gördüm onu hayatımda. Evet sadece bir kere. Her gün bindiğim otobüsün şöförünü daha çok görmüşümdür. Hiç tanımadığım, selamlaşmadığım fakat ondan daha fazla gördüğüm insanlar vardır hayatımda. Ama ben onu sadece bir kez görmüştüm. Konya Kitap Fuarı etkinlikleri dahilinde Süleyman Ragıp abinin imza günü olacaktı. Süleyman abiye bendeniz de eşlik ediyordum. 2 günlük program süresince saat başı telefonu çaldı Süleyman abinin. Arayan hep Nesrin ablaydı. Tuhafıma gitti. Bu ne ısrar dedim, ardında gizli olan sırları bilmeden. Ve akşam 21 sularında Nesrin ablaların evinin önündeydik. Çok gönlüm yoktu orada olmaktan. Kapı açıldı. Kardeşi ve babası karşıladı bizi. Nesrin abla yoktu.

Anlayamadım. Onca telefon niyeydi o zaman. Çok da üzerinde durmadım. Duramadım. Çünkü öyle bir koku vardı ki evde ne kokusu deseniz huzur derim. Hayatımda öyle bir kokuyu başka bir yerde hissettiğimi hatırlamıyorum. Huzurun kokusu huzur saçıyordu ruhuma. Babası ve kardeşi öyle kibar, öyle nazikti ki. Anlatmak zor. Babası menkıbeler anlattı bize. Anlattıkça ruhum genişledi.

Ve veda vakti gelmişti. Müsaade istedik. İşte ilk ve son kez orada gördüm Nesrin ablayı. Gözleri amaydı. Fakat ben dünyası onun kadar aydınlık kimseye rastlamadım. 5 yaşlarında görme yetisini kaybetmiş gözleri. Ablası da amaymış. Nedenini sormadım. Hastalığını araştırmadım. İşin aslı onu ne hasta ne de engelli gördüm. Evdeki huzurun kaynağı oydu. Rabbiyle nasıl bir ilişkisi vardı, neler görüyordu, ne engelleri aşmıştı bilmiyorum hiç de bilemeyeceğim. Fakat ben hala o huzuru arıyorum.

Ardından benim de telefonumu istedi. Verdim. Zaten herkesin numarası varmış onda. Sonradan öğrendim. Hiç evden çıkmamış. Ablasının vasiyetiymiş. Evden çıkma demiş. O da dinlemiş.

O günden sonra ne zaman online bir program yapsak biter bitmez telefonum çalar, ekranda onun ismi belirirdi. Açardım ve dua etmeye başlardı. Hiç susmadan. Dakikalarca. Sonra cevap vermemi bile beklemeden kapatırdı. Ne tuhafsın Nesrin abla derdim. O tuhaflığın hasretini çekerek.

Geçtiğimiz günlerde Mustafa Tuncay ve Mahmut Şadoğlu kardeşlerim ile otururken zihnime düştü. Nesrin abla aramaz oldu dedim. Online her programdan sonra arardı. Program yapmıyoruz ya aramıyor. Biz arayalım abi dedi Mustafa. Saat geç oldu dedim. Rahatsız etmeyelim. Keşke etseydim. Son bir duasını alsaydım. Nasip değilmiş.

Ve bir süre önce Rabbine kavuştu Nesrin abla. Bu ölüm niye beni bu denli sarstı diye düşünüyorum bir süredir. Sebebini buldum. Sebebi kıskançlık. Ben onun Rabbini gören gönlünü kıskandım. Ben onun evindeki o huzuru kıskandım. Bir Nesrin abla tanıdım. Bana gönül körlüğümü gösteren. Bir Nesrin abla tanıdım. Huzurun kokusunu ruhuma estiren. Allah ondan razı olsun.

Biliyorum ki şimdi bizim hayalini bile kuramadığımız güzellikler içerisinde Rabbini görüyor. Gerçi değişen bir şey yok. Size yemin edebilirim ki o bu dünyada da Rabbini görüyordu… Şefaatine nail olmak duası ile…

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Parçalı Umutlu

Zaman içerisinde; aldığım her ölüm haberi sonrasında bir şeyler yazma, gönl&uu...

Laal Singh Chaddha’nın Düşündürdükleri

Zaman içerisinde; aldığım her ölüm haberi sonrasında bir şeyler yazma, gönl&uu...