Nefs Psikolojisi “Savaşsız Savaş”

Giriş

Bu günlerde sıklıkla duyduğumuz ibare Savaş. Aslında son 5 yıldır da yoğun olarak duyuyoruz. Ekonomik savaş, küresel savaş, teknolojik savaş, kitle savaşı, Salgın savaşı, iç savaş ve benzeri… Her an tetikte ve kaygılı hissedenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Buna sebep büyük oranda bu savaşların sayısının artmış olması gibi görünüyor. Artan savaş sayılarına karşılık asıl önemli olan savaş ise unutulmuş durumda “Nefisle savaş”. Artık insanlar tarafından en az bahsedilen ve duyulan savaşlardan biri konumunda. Aslında bu savaş diğer tüm savaşlardan daha çetrefilli. Gelin hep beraber bunun nedenini Nefs kelimesinin kökeninden başlayarak birlikte izah etmeye çalışalım.

Nedir Nefs Denilen?

Nefs kelimesiİngilizcede “soul”, Latincede “anima”, Yunancada “psyche” kelimeleri nefse tekabül etmektedir. Nefs, İbranice’de “nefş” olarak geçmektedir. Arapça da ise insanın özü, kendisi, ilahi latife, kötü huyların ve sufli arzuların kaynağı anlamında kullanılan bir terimdir.

(Tdv, İslam Ansiklopedisi, 439-440)

Bu bakımdan bakıldığında aslında savaşılan şeyin hem kişinin kendisi hem de olmadığı görülecektir.

Meydansız bir ortamda gerçekleştirilen savaşta aslında savaşan da savaşılan da kişinin kendisi olunca bu savaş diğer savaşlardan farklılaşır. Yenen de yenilen de odur. Tam öldürdüm der pat çıkar karşına. Tekrar başa, tekrar başa… Kısır bir döngüdür aslında nefisle yapılan savaş. Sonsuz kere muharebeden geçilir. Bu insanı yoran ama sürekli zinde ve tetikte tutan bir döngüdür de.

İslami Açıdan Nefs Hükmü:

İslami açıdan bakıldığında tasavvuf ehli Nefsle mücadele etmeyi öğütlemiştir. Mutasavvıfların indinde; nefs insanın putudur. Allah’a ulaşmak isteyenin bu nefs putunu devirmesi gerekir. Nefs, tavus gibi hodbin, nergis gibi kendine hayran, Harpagon gibi bencil, firavun gibi kibirlidir. Topraktan yaratıldığı için zayıf, balçıktan olduğu için şehvetli, mayası çamurdan olması nedeniyle cimri, pişmiş topraktan olduğu için cahildir.

Sufîlere göre; nefsin tabiatında vahşilik, hayvanlık, canavarlık, yırtıcılık, şeytanlık ve ilahlık vardır. Nefisle mücadelenin düşmanla savaşmaktan daha üstün kabul edilmesinin sebebi daha zor olmasından kaynaklı olduğu açıktır. Bu sebeple tasavvuf ehlinin cephede düşmanla yapılan savaşa küçük cihat (cihat'ı asgar), nefse karşı verilen savaşı da büyük cihat (cihadı ekber) olarak adlandırmaları manidardır.

Ünlü mutasavvıflardan biri olan EbuMuhammed El Ceriri “Tasavvuf Barış Değil Savaştır” der.Bir şeyleri elde etmek için nasıl savaşmak gerekiyorsa kişinin olgun bir kişilik kazanması için de nefsi ile savaşması ve savaşmayı bilmesi elzemdir.

Modern Bilimler Açısından Nefs Kavramı:

Din, felsefe, psikoloji gibi insanı tanımayı amaç edinen disiplinlerin aslında temel problemi; nefsi anlama ve anlamlandırma meselesidir. Nefs yeterince anlaşılırsa insanın hakikatini anlamak da kolay olacaktır.

Batı psikolojisi, temelde iki şuur-dışı kategorisi bilir: S. Freud’un şuur-dışı diye tanımladığı, “id”in hüküm sürdüğü âlem ve C.G.Jung’un “kollektif şuur-dışı” mefhumu. Sembolik olarak ifade edersek, Freud bu binanın bodrum katlarına işaret etmiş ve orada hüküm süren kaos ve kötülüğü insanın aslı olarak özetlemiştir. Jung tarihî bir süreç olarak bütün insanlığın ortak şuur-dışını anlatır ama bu boyutun ilâhî bağlantısını kuramaz. Bu ikisine Nefs Psikolojisi bir üçüncü boyut ekler: üst şuur-dışı (âlem-i misâl). Ve insanın aslî vatanı, esas ait olduğu yer burasıdır. (Merter,2014).

Din, felsefe, psikoloji gibi insanı tanımayı amaç edinen disiplinlerin aslında temel problemi; nefsi anlama ve anlamlandırma meselesidir. Nefs yeterince anlaşılırsa insanın hakikatini anlamak da kolay olacaktır.

Modern İnsanın Nefse Karşı Tutumu:

Girişte belirtildiği gibi Modern çağ insanı açısından, savaştığı savaş sayılarının fazla olması bazen kim düşman kim dost karışmasına sebep olmuştur. Belki de bu yüzden nefsle savaş diğer savaşlara benzetilip daha başlamadan kazanç sorulur. Halbuki nefs savaşı soyuttur. Somutlaşmış bu çağ insanı kazancı da somut olarak almak ister. Niçin savaşması gerektiğinin cevabını bulamıyor ya da tam olarak bir yerlere oturtamıyor olması daonun 1-0 mağlup başlamasına neden olur. Belki de bu yüzden nefsle savaşta modern çağ insanı gelmiş geçmiş en zayıf taraftır. Adının düşman bile koyulamadığı bir şeyle savaşıyor olmak çoğu zaman ona nasıl engel olunur bilememek yıpratır modern çağın insanını. O da bundan kurtulmanın yolunu savaşmak yerine kaçarak ya da görmezden gelerek arar. Fakat bunu başarması oldukça güçtür. Çünkü kişi nereye giderse o da onunla birlikte varolur.

Ahmedî bunu açık bir şekilde dile getirir, bir göğüste iki gönlün bulunamayacağını, kişinin nefsi ile Allah arasında bir tercih yapması gerektiğini, eğer nefse uyulursa Allah’a giden yolun bulunamayacağını söyler:

Bir gögüzde iki gönül olımaz

Nefs uyan kişi Hak’a yol bulmaz (Ahmedî, îskender-nâme, b.2179)

Sorulan soruların aslında cevabı nettir. Nefs ile insan arasındaki savaş kişinin kendini bulması için yaptığı savaştır. Her savaş sonunda insan kendini bilir ve tanır. Sınırlı olduğunu görür. Kendini bilen, bulan ve tanıyan Rabbini bilir, bulur ve tanır. Aslında kazanılan şey hakikattir. Daha büyük bir kazanç var mı?

Kaynakça:

1) Ahmedî - İskender-nâme (Haz: Yaşar Akdoğan, Kültür Bakanlığı, 2012)
2) Merter Mustafa, ”Nefs Psikolojisi Ve Rüyaların Dili”,Kaknüs Yayınları ,s20-21 ,2014
3) TDV İslâm Ansiklopedisi ,2020: Ankara, 31. cilt, ss439-440.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yabani Otlar

Giriş Bu günlerde sıklıkla duyduğumuz ibare Savaş. Aslında son 5 yıldır da yoğun olarak duyu...

Cennet Kuşları

Giriş Bu günlerde sıklıkla duyduğumuz ibare Savaş. Aslında son 5 yıldır da yoğun olarak duyu...

Film Gibi Zamanlar

Giriş Bu günlerde sıklıkla duyduğumuz ibare Savaş. Aslında son 5 yıldır da yoğun olarak duyu...