Sıradaki içerik:

Gece Vardiyası – 3

e
sv

Nedir Bu Toplumun Sosyal Sorunları

avatar

Merve Diken

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

Toplum; aynı toprak parçası üzerinde birlikte yaşayan ve ortak bir uygarlığı olan, yaşamlarını sürdürmek, birçok temel çıkarlarını gerçekleştirmek için işbirliği yapan insanların tümüdür. Kısacası bir arada yaşayan bireylerin oluşturduğu canlılar topluluğudur. Sosyal; toplumla ilgili olan her şeydir, toplumsal olandır. Sorun; üzerine çözüm geliştirilmesi gereken olumsuz durumdur. Sözlükteki anlamlarını birleştirdiğimizde, bir arada yaşayan herkesi ORTAK OLARAK, AYNI ANDA, AYNI SIKINTI İLE ilgilendiren olumsuz durum toplumun sosyal sorunlarını oluşturmaktadır. Son okuduğum makalede, toplumda suçun, çocuk suçluluğunun artması, toplumsal değerlerin yitirilmesi sonucu araştırma şirketleri harekete geçmişler ve toplumsal sorunların artma nedenlerini araştırmışlar.

Sonu şaşırıp şaşırmamaya karar veremediğim cinstendir ki, toplumsal sorunların artma nedenlerinin başında, bireylerin bilgisiz ve bilinçsiz oluşları gelmekteymiş. Buna ek olarak da sorunları arttıran eğitim kalitesinin düşmesiymiş. ‘Sosyal sorunların başını hangi sorunlar çekmektedir?’ diye sorduğumuzda da işsizlik, yoksulluk, salgın hastalıklar, trafik, göç, çarpık kentleşme, israf, çevre kirliliği, çocuk istismarı, kadına şiddet, futbolda şiddet cevapları sıralanmaktadır. Mevzu toplum olunca sosyologlar olarak kollar hızla sıvanarak konuya dalınmıştır.

Sorunumuzun sorunu bilinçsiz olmak ise; nasıl bilinçlenebiliriz? İki paragraf üstte kavramlara baktığımızda vurgu yaptığımız bir yer vardır. ‘Ortak olarak, aynı anda, aynı sıkıntı ile’. Demek ki önce sorunu hissetmemiz gerekiyor ki hem de toplumda yaşayan bireylerle aynı anda, aynı şiddette hissetmeye ihtiyacımız var. Burası bizim sorunumuzun sorununun da sorunu oluyor. Toplumun bir yanını acıtan her ne ise, tüm bireylerin bu acıyı ruhlarına nüfus ettirmeleri gerekiyor. Cümle insan ağrı hissettiğinde bu ağrıyı dindirecek ilaçları arıyor. Kocaman bir toplumda birkaç acılı insanın bulduğu ilaç yeterli olmuyor. Çünkü alınan ilacın dozu bile kişinin kilosuna, gelişimine göre veriliyor. Burada olduğu gibi kocaman bir gövdeye sahip olan topluma verilen ufak dozlardaki ağrı kesiciler yeterli olmuyor. Ancak hep beraber sızımız olsa, hep beraber ilaç alacağımızdan sızımızın önüne geçilme ihtimali çok büyüktür.

Demek ki sorunun alttan üçüncü basamağını, toplumla ilgili bir dert olduğunda, canımızın yanmaması yatıyor. Hızla bireyselleşmeye yöneldiğimiz, diğergamlığı unuttuğumuz dünyada böyle bir temel sorun şaşırtıcı değildir.

Komşumuz aylarca işsiz geziyor hiç duymuyoruz. Uzunca bir dönem geçtikten sonra duyuyoruz ki intihar etmiş, duyuyoruz ki hırsızlıktan cezaevine alınmış, duyuyoruz ki ailesini katletmiş. Trafikte gidiyoruz herkes birbirinin önüne geçmek için yarışıyor. Geçemeyen başını çıkarıp küfrediyor ya da sen geçtin ben geçtim derken birbirleriyle sürtüşüyorlar. Beş bilemedin yedi dakika içerisinde birini hastaneye diğerini emniyete götürdükleri gerçeğini izliyoruz. Her gün sesleri gelen komşumuzun bir sabah cansız bedeni çıkarılıyor evden. Kaleyi koruyamayan futbolcuya kaldırım taşı atmaktan çekinmiyoruz. Sorunlarımıza ortak noktadan bakamıyoruz. Empati kuramıyoruz. Saçlarından sürüklenen bir kadının da biz olabileceğimizi, hiç ummadığımız bir anda işsiz kalabileceğimiz gerçeğine sanki çok uzakmış gibi bakıyoruz. Madde kullanıp peşinden hırsızlık, gasp, adam yaralama gibi bir sürü sıkıntıyı da beraberinde getirmiş komşumuzun oğlu sebebiyle aileye selamı bile kesiyoruz. Sırf bu sebeple oturdukları haneyi değiştiren onlarca insanı tanıyorum. Eşinden şiddet görmüş kadın ertesi sabah kapımızı tıkladığında ‘aman kocası başımıza dert olmasın’ diyerek çocuklarımızı susturuyoruz. İşsiz komşumuzu görünce yolumuzu değiştiriyoruz, maazallah bir eksiğini gidermek zorunda kalırız diye. İstismara uğramış bir çocuğu tüm benliğimizde evlatlarımızdan uzak tutuyoruz.
Kısacası kanayan bir yara gördüğümüzde tampon yapmak yerine arkamızı dönüyoruz. Aksın gitsin kanı ‘elime bulaşmasın yeter’ mantığıyla hızla çeviriyoruz yüzümüzü. Ama hiç farkında olmadan akan kan ayaklarımıza bulaşıveriyor. Kocaman gövdesi olan toplumda süzülürken bir çok yola akıyor, birçok ayağı bulaştırıyor. Ama biz farkında olamıyoruz.
Sorunumuzun sorununun sorunu; sırt çevirmemiz, bizden değilmiş gibi görmemizden kaynaklanıyor.

Oysa toplumda, ortak yaşanan bu kara parçasında küçük bir sorun, kelebek etkisinde olduğu gibi okyanusları dalgalandıran sorunları oluşturuyor. Sorunumuzun sorunu neydi, yukarıda araştırma şirketlerinin sonuçlarını dile getirdik. Sorunumuz toplumda suçların artması, sorunumuzun sorunu bilinçsizlik, sorunumuzun sorununun sorunu ise; toplumsal olumsuzluklara yüz çevirip, bireyselleşmemizdir.

Matematikte problem çözülürken en alt basamaktan başlanır. Alttaki çözülmeyen üstte çıkılmaz. Toplumda böyledir. Temeldeki sorun çözülmeden üstü ile uğraşılırsa o temeller zamanla çöker. O halde şuan toplumda ilk çözmemiz gereken, toplumsal soruna, sorun gözüyle, bizim sorunumuz gözüyle bakabilmeyi sağlamaktır. Her yazımda söylediğim gibi ilk adımı atmamız gerekiyor. Mesela bir adım atalım. Bu ay toplumda, çevremizde nasıl bir sorunla karşılaşırsak karşılaşalım, sanki bizim sorunumuzmuş gibi içlenelim, çözüm üretelim, canımızı yakalım. Hatta yanmıyorsa bile yanıyormuş gibi yapalım, ola ki taklit tahkike dönüşe…

1991 İstanbul doğumlu olup, Sosyoloji Lisans ve Yüksek Lisans mezunuyum. ‘Dert’im’ ile tanışıp, öğrenimimi sürdürdüğüm Balıkesir şehrinde ‘Kuantum ve Tasavvuf’ merakımla yazmaya başladım. ‘Niyetiniz Ümmeti Muhammedi Ateşten Kurtarmak Olsun’ sözünün muhatabı olarak gençler üzerinde çalışmaya, gençlik kulüplerinde eğitimin içinde olmaya ve en önemlisi yazmaya devam etmekteyim. İyi okur, iyi yüzer, iyi kahve içerim. Şimdilerde bir de iyi yazmaya niyet etmiş olup; ‘iyi’ anılmak isterim.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.