Ne İçin Yaş(z)ıyoruz!

Vesvese; şeytanın insanoğluna karşı kullandığı en tehlikeli silah. Herkese farklı modelini geliştirdiği, tesirinin kötü sonuçlar doğurduğu, birini atlatsak diğeri ile karşılaştığımız kadim mücadelemiz. Abdestim kabul olmuyordur diyerek namazdan uzaklaşanlara da şahit olduk aksi halde temiz hissetmiyorum diyerek parmakları buruşuncaya kadar ellerini yıkayanlara da. Vesvese üfleyen bir şeytanı vardır herkesin. Çözümü ne? Vesvesenin şişmesine izin vermemek. Önemsememek, ehemmiyet göstermemek. Şişmesine bir izin verdin mi oluşacak çığın altında kalmamanın imkanı yok. Önemsemediğinde ise vesvesenin sönük bir balondan farkı yok.

Ne ile meşgulse insan o konuda vesveseler üretir şeytan. Her konuda mı? Evet her konuda. Bazen şerde bile. Çünkü şeytan insanın olduğu yerde kalmasını istemez. Aşağıların aşağısına çekmeye çalışır sürekli. Hayrın da şerrin de sınırı yoktur dünyada.

Gelelim yazı ile iştigal eden, gönlündeki manaları kağıda aktarmaya çalışan, “yazar” kimliğine bürünme gayreti gösterenlerin kulağına fısıldanan tehlikeli bir vesveseye. Dergilerde yazıları yayımlanmış, cümlelerini okurken keyif aldığım bir kardeşimle hasbihal ederken konu yazıya geldi. “Yazıyor musun? Uzun zamandır yazılarına denk gelmedim.” dedim. “Yazmıyorum artık abi” dedi, “Çünkü yazdıklarımın herkesten farklı olduğuna inanmıyorum. Değişik bir şeyler söylemiyorum insanlara. O halde ne anlamı var ki yazmanın.”

Değişik bir şeyler söylemek… İddialı bir bahane değil mi. Şeytan çok mantıklı yaklaşmış. Mantık her zaman makul müdür? Çetin bir soru bence. İnsanlığa bambaşka şeyler söylemek, yeni bir ufuk inşa etmek vb düşünceler her yazarın hayalidir. Fakat bana kalırsa yazarlık bu değildir. Yazarlık yazmaya sevdalı olmaktır. Hiçbir yerde yayınlanmayacak da olsa, kimsenin okumayacağını da bilsen kalemi eline almak dirayetini gösterebiliyorsan sen yazarsın. Aksi halde yazdığın yazı hakkında aldığın en ufak bir menfi yorum bir daha kalemi eline alamayacak seviyeye getirir seni.

Şunu kabul edelim ki bilhassa İslam medeniyetinin çocukları olarak dünyaya değişik, farklı, yepyeni şeyler söyleme gibi bir derdimiz yok. En güzel nizam, en güzel sistem, en güzel hayat tarzı için gerekli olan tüm birikim zaten bizim medeniyetimizin bünyesinde bulunuyor. Bizlere düşen bunun farkına varmak ve insanlığa hatırlatmak.

Bendeniz yazdığım yazılarda da sadece bunu yaptığıma inanıyorum. Evvela kendim farkındalık kazanmaya çalışıyorum. Aslında kendimle konuşuyorum. Kendi sıkıntılarımı aktarıyorum. Modern cahiliye dünyasının yüreğimi sıkan yanlarını, durduğum yeri, olmak istediğim insanı, derdimi ve dermanım olduğuna inandığım değerleri yazıyorum. Kaç kişi okursa okusun ben evvela kendime yazıyorum.

Her yazı kendi kaderini içinde barındırıyor. Kimi yazı sadece benimle kalıyor. Kimi kuş misali diyar diyar dolaşıyor. Hiç tanımadığım, ismini duymadığım, vilayetine uğramadığım, çayından içmediğim, derdini dinlemediğim gönüllere ulaşıyor. Kimi zaman gözlerde yaş oluyor, kimi eleştiriyor, kimi tebessüm ediyor, kimi dua ediyor fakat çoğu zaman ben neticeyi bilmiyorum. İşin en esrarlı yeri de burası oluyor.

Yazdığım bir yazı hakkında gelen yorumlarda en çok sevindiğim ise biz de aynı şeyi düşünüyorduk, arkadaşlarla konuşmuştuk, tarif edemiyordum ama içimde aynı sızı vardı minvalindeki görüşler oluyor. O an anlıyorum ki bir kalem ve bir kağıt vesilesiyle cem olmuşuz, ısıtmışız gönüllerimizi, “bu derdi yalnız ben çekmiyormuşum” demiş birileri, aynı duyguları hissedenlere sen yalnız değilsin kardeşim demek nasip olmuş kelimeler vesilesiyle.

Hepimiz insanoğluyuz. Kaderlerimiz farklı, hikayelerimiz aynı bizim. Betonların arasında gökyüzünü görememekten, babaların açtığı yaralardan, annelerin gözündeki yaştan, ödeyemediğimiz okul taksidinden, ay sonu boş kalan cüzdanlardan, gelecek kaygısından, egzoz kokusundan, trafikten, ruhumuzu karartan şehrin ışıklarından, kalabalıklar ardındaki yalnızlıktan şikayetçiyiz. Fark edelim ya da etmeyelim derdimiz bir bizim. Gönlümüzdeki sızıyı da aktaramayacaksak niçin yaş(z)ıyoruz ki!

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Selam Olsun

Vesvese; şeytanın insanoğluna karşı kullandığı en tehlikeli silah. Herkese farklı modelini geliştird...

Dikkat, Açımız Daralıyor!

Vesvese; şeytanın insanoğluna karşı kullandığı en tehlikeli silah. Herkese farklı modelini geliştird...

At Murattır

Vesvese; şeytanın insanoğluna karşı kullandığı en tehlikeli silah. Herkese farklı modelini geliştird...