Ne Çok İstanbul Var

Ne çok İstanbul var değil mi hayatımızda… Herkesin İstanbul’u farklı. Bu sadece bizim için geçerli değil. Tüm dünya için geçerli bir ütopyadan bahsediyorum. Şehir, gurbet, inci, mabet, fetih, Fatih, şan, şöhret, sefalet, burjuvazi, gecekondu, rezidans, cami, kilise, deniz, köprü, trafik, sevda, aşk, ayrılık ve daha neler neler…

İçinin bu kadar dolu olduğu başka bir şehir yoktur, herhalde? Türkiye sınırları düşünülünce zaten tamamen kısır bir döngüye takılıp kalır şehirler. Ankara başkent, İzmir Ege’nin incisi, Antalya turizm cenneti vs. Ama söz konusu İstanbul olunca bütün hayaller kırıp zincirlerini insanın ruh dünyasına bir anda hücum edebiliyor.

Önceleri Haydarpaşa’dan ya da Esenler’den başlayan şehri fethetme arzusu artık gelişen çağa ayak uydurdu ve havaalanının ışıltılı koridorlarında ete kemiğe büründü. İstanbul, tekrar tekrar fethedilmeye devam ediyor. Karadan, denizden, havadan…

Belki eski İstanbul’un anlatıldığı şaheser şiirler günümüzde yazılamayacak ama şu bir gerçek ki İstanbul her dönem cazibesini korumaya devam edecek.

Yeni yapılar tarihin görkemini gölgeleyecek ama ne olursa olsun Osmanlının rûhu şehrin her köşesinde nefes alıp verecek. Zincirlerini kıran Ayasofya’nın huzuru içimizi ferahlatacak, göğe yükselen minareler sonsuz bir ezgi gibi yankılanacak içimizde. Bir davet sürekli yenilenecek tekrar tekrar aynı coşku ile.

Güvercinler aynı şevkle gezecek meydanlarda. Martılar denizin ahengini tamamlayacak.

Şehrin koşuşturması yorsa da herkesi, unutulacak sanılsa da İstanbul’un içli bestesi, her dem yenilenecek denizden gelen tatlı bir esinti ile yaşamak denen müjde.

Bir gerdan gibi boğaza gerilen köprüler ihtişamından hiçbir şey kaybetmeyecek. Bu şehri yenmek için gelen herkes zamanla yenilenen rûhlarıyla İstanbullu olmaya devam edecek.

İstanbul gibi yürümek. Kimseye aldırmadan, kalabalığın sesini bile duymadan, ezberlenmiş bir hayatı yaşıyormuş gibi yürümek, İstanbul’a yakışıyor. Bir köşeden aniden çıkan taksi, raylarda ilerleyen başka bir taksi, dünyanın bütün insanlarını bir araya getiren meydan ve kimsenin umrunda olmadan yürümek İstanbul’u. Derin bir nefes varsa yanında ona uydurursun adımlarını. Nefesiyle ısınır sokaklar, nefesiyle ısınır şehir, nefesiyle ısınır ellerin.

Arkanda bıraktığın deniz, önünde insan denizi. Kimseye şaşırmadan, kimseyi görmeden yanındakinin yanında olmasından aldığın kuvvetle daha bir sağlam basarak kalabalık kaldırımlara, kâğıtlar uçuşur durur ellerinden.

İstanbul; “Fakat içimde şarkı bitti.” diyenlere rağmen dünyanın incisi olarak hayalleri süsleyecek tüm ışıltısı ile.

Ve biz sevgilimize kavuşur gibi koşacağız İstanbul’a her seferinde.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Kuş Uçtu Kervan Göçtü

Ne çok İstanbul var değil mi hayatımızda… Herkesin İstanbul’u farklı. Bu sadece bizim için geçerli d...

Ve Bir Kuş Daha Kanatlanır Adı Şehit Olan

Ne çok İstanbul var değil mi hayatımızda… Herkesin İstanbul’u farklı. Bu sadece bizim için geçerli d...

Yûnus Emre Celâlli Olabilir Mi?

Ne çok İstanbul var değil mi hayatımızda… Herkesin İstanbul’u farklı. Bu sadece bizim için geçerli d...