Sıradaki içerik:

Tapınak Şövalyeleri ve Kutsal Topraklar

e
sv

‘N Ki Gibi Yaşamak

avatar

Merve Diken

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

…Bugün Prof. Dr. Aziz Sancar’ın twiti yazdığım tüm metnin seyrini değiştirdi. ‘Kızlar okuyun. Okumazsanız; kolunuza takılan 3 bilezik, kocanızın ömür boyu ödeyeceği salon takımıyla övünen, çeyizi dünyadaki en değerli eşya sanan bireyler olursunuz. Dışarıda nehir gibi akan bir hayat varken siz o nehirdeki sabit kaya gibi sürekli aynı kalırsınız.’ Diyordu Prof. ‘N ki gibi yaşamak hayatımızın tek parçası haline gelmiş durumda. Sadece ‘n ki gibi yaşamakla da kalmıyoruz. Öyle yaşayıp anın da keyfini sürsek neyse. Gayemiz sadece yapmak ve sosyal medyada paylaşmaktan öte gidemiyor. Geçtiğimiz aylarda vizyonda olan bir sinema filminde işlendiği gibi amacımız sadece sergilemek oluyor. Yediğimiz, giydiğimiz, gezdiğimiz vs aklımıza gelecek her eylemi, içinden bir

parça seçip anın tamamını o parçayı süsleyip sergilemek için kullanıyoruz. Paylaş butonuna basmakla beraberle tüm hazzımız sona eriyor. Parçanın geri kalanıyla ihtiyacımızı giderip sayfayı kapatıyoruz. Hazlarımıza sosyal medyada aldığımız beğeniler yön veriyor. Az tıklama az haz, çok tıklama çok haz. Etrafımızda var olan insanları artık görmüyoruz. Eşiyle yemekte olan biri anın tadını çıkarmak eşinin gözlerine bakmak yerine en ideal yerden fotoğraf karesi almak için uğraşıyor. Maalesef kısa bir süre sonra da o kare unutulup gidiyor. Çünkü doyasıya yaşanmıyor. Arkadaşlarıyla hasret gidermek yerine yediklerinin fotoğrafı, anne babasının kokusuna doymaya çalışmak yerine gittikleri mekanı çekmekle uğraşıp hayatı es geçiyoruz. Bugün hayat parmaklarımızın ucuna sığdırmakla yaşanan heveslik gibi tüketiliyor.

Evli olanlar sosyal medya hesaplarında gördüklerini yapmak için yarışırken, bekar olan tayfa evlenmeye cesaret edemiyor. Erkekler kadınların isteklerine yetişememekten şikayetçiyken, kadınlar erkeklerin özensizliğinden, ilgisizliğinden şikayet etmeye devam ediyor.

Kadın olarak üzülerek söylüyorum ki ‘n ki gibi yaşamak en çok kadınların arzusu olurken, en fazla erkekleri yoruyor. Erkekler kadınların yarışına çoğu zaman ayak uyduramıyor. Yine üzülerek söylüyorum ki sosyal medya yarışları maalesef uğraşı az kişilerde daha fazla ortaya çıkıyor. Sosyal medyada takip ettiğim bir şahsı muhteremin kahve eşliğinde paylaştığı kitabın öğretisine hiç uygun olmayan söylemine rastlayınca, kitabın sadece görsel olarak paylaştığı şimşekleri aklımda çakıyor. Sonra Aziz Hoca’nın twiti ile uyanıyorum. Madem bir yarış içinde olmaya gereksinim duyuyoruz, madem hayat bir nehir gibi akıyor, o halde nehrin içinde çakılı kalmak yerine akıma ayak uydurup durulduğu yerde yabancı kalmamaya özen göstermeliyiz.

Zaman geçiyor ve geride çakılı kalıp sosyal medyada fenomen olma geçici bir oyalanmadan başka hiçbir şeyi ifade etmiyor. n’ gibi yaşama yarışçılarının bir yerde çocuk yetiştiriyor olmasına da ayrı bir yıkımın tablosunu gösteriyor. Beğeni rekortmeni anne babalar maalesef hayatı parmak uçlarında yaşamayı öğrenmiş çocukların da mucidi oluveriyor. Hayatın parmak uçlarımızın ötesinde olduğunu fark ettiğimizde yaşayacağımız şaşkınlığın, dönüşü olmayan aksaklıkları doğurması da kaçınılmaz gibi görünen sonuçların arasında yer alıyor. Önceki yıllarda köyden kente dönüşler sonrası yaşanan sosyolojik ve psikolojik sorunlar incelenirken kentleşme sorunları ortaya koyulurdu. Şimdiki yüzyılın yeni sosyolojik ve psikolojik araştırmalarının, parmak ucundan realiteye dönme sonucunda rasyonelleşme çalışmalarına yöneleceği de tahminlerimden birisi.

Sonuç olarak artık uzun yıllardır yanlış anladığımız bakışlarımızı parmak uçlarımızla yönettiğimiz ekranlardan kaldırıp, Nazar Ber Kadem düsturuna yöneltmenin zamanı geldi de geçiyor. İnsanın kendine dönmesi, kendini geliştirmesi, okuması, araştırması olmazsa olmazlarımızdan. Kendimizi bulduğumuz bir yazı olup kendimize geldiğimiz bir anı yaşamak duasıyla…

1991 İstanbul doğumlu olup, Sosyoloji Lisans ve Yüksek Lisans mezunuyum. ‘Dert’im’ ile tanışıp, öğrenimimi sürdürdüğüm Balıkesir şehrinde ‘Kuantum ve Tasavvuf’ merakımla yazmaya başladım. ‘Niyetiniz Ümmeti Muhammedi Ateşten Kurtarmak Olsun’ sözünün muhatabı olarak gençler üzerinde çalışmaya, gençlik kulüplerinde eğitimin içinde olmaya ve en önemlisi yazmaya devam etmekteyim. İyi okur, iyi yüzer, iyi kahve içerim. Şimdilerde bir de iyi yazmaya niyet etmiş olup; ‘iyi’ anılmak isterim.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.