Sıradaki içerik:

Bir Olur

e
sv

Muzaffer Doğan ile Söyleşi

avatar

Fatma Merve Postallı

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 4 dakika)

Mehmet Akif İnan’ı gençlere nasıl anlatırsınız?

Mehmet Akif İnan sıradan bir insan değildir. Kaldı ki sıradan insanların da kendine göre bir hayatları olur doğdukları andan öldükleri ana kadar. İnsanlığın ufku peygamberlerdir sonra peygamberlerin etrafında halkalanmış sahabeleridir.  Son peygamber Hâtemü’l-enbiya hazreti Muhammed Mustafa (sav), onun sahabelerine baktığımızda El Aşere-i Mübeşşere dediğimiz cennetle müjdelenen 10 kişiden bahsedelim. Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Ali, Hz. Osman, Zübeyr bin Avvam, Talha bin Ubeydullah, Abdurrahman bin Avf, Ebu Ubeyde bin Cerrah, Sad bin ebi Vakkas ve Sad bin Zeyd sonra diğer sahabeler peygamber efendimizin aile efradı ve diğer yakınları. 20. Yüzyıla geliyoruz. 20. Yüzyılda bir büyük şair vardı. Ben 1953 doğumluyum. 1970 yılında liseyi bitirdim, o sene üstad Necip Fazıl Kısakürek’i tanıdım. Onu tanıyınca da onun tesir alanına giren bir çok kişiyi de tanıyorsunuz. Bir kısmı öbür dünyada olan Kadir Mısıroğlu, Şevket Eygi, Ali Nar, Fetih Gemuhluoğlu, Mehmet Akif İnan, Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu, Erdem Beyazıt, Alâeddin Özdenören ki ikizi Rasim bey yaşıyor hali hazırda. 1974-75 yılıydı Mavera dergisi kuruldu ve Ankara’da Mavera dergisi etrafında bu kişiler toplandılar. Ankara’da birde Akabe kitapevini kurdular. Bende Erzurum’da okuyordum, oraya sık sık gidiyordum. Erzurum’da ki okul hayatım bir yıl mahkûm olduğum için bitti. Ankara’da Gazi Eğitim Enstitüsüne kaydoldum. Orada 1976 da Akif İnan ve Alaeddin Özdenören bizim dersimize giriyordu. Sınıfta talebesi oluyoruz onların ama çıkınca kol kola giriyoruz ve Akabe yayınevine gidiyoruz. Sonra Akif İnan’la Mavera dergisiyle ilgili abone kampanyasına çıktık. Birçok şehri gezdik. Önce Nevşehir’den başladık sonra Kayseri, Yozgat, Sivas, Erzurum vs. gittik. Bu kişileri yakından tanıdım fakat beni en çok saran Akif İnan oldu. O sesiyle, heybetli hitabetiyle. Urfalıydı ama Maraşlı zannedilirdi. Kahramanmaraş’a geldiğinde tanışmış bu kişilerle de. Tabi bu ekip şiire meftun adamlar.

Hayatları da şiir gibidir çünkü önlerinde büyük bir şair ve mütefekkir var, Necip Fazıl var. Üstad hep İstanbul da kaldı. İstanbul’da doğdu, İstanbul’da defnedildi. Ankara Türkiye’nin başkenti olması nedeniyle sık sık gidiyordu. Gittiğinde de genellikle Mehmet Akif İnan’ın evinde kalırdı.

Akif abi Eğitim enstitülerinde ve liselerde edebiyat hocalığı yaptı. Öğretmenliğe başlamadan evvelde Türk ocağı başkanlığı yapmıştı. İnce tarafından şairdir Mehmet İnan. Tenha kelimesini severdi. Pek tenha bir adam değildi, etrafı insanlarla doluydu. Konuşurdu, dinletirdi, severdi, sevilirdi ama insanların içinde bir tenhalık, yalnızlık vardır hep. Şiirlerine de yansımıştır. Hatta şiir kitaplarının biride Tenha Sözlerdir.

Mehmet Akif İnan çok vefalı bir insandı. “Bir dava adamı vefalı olmalı” derdi. Peygamber efendimiz de bir hadisinde “Vefa duygusu dindendir, imandandır” diyor. Mehmet Akif Ersoy, Mehmet Akif İnan’ı görmemiş. Çünkü Mehmet Akif İnan, Ersoy’un vefatından 4 yıl sonra doğmuş. Mehmet Akif Ersoy vefayla ilgili diyor ki:

‘’Vefa semaya çekilmiş,
Namı gezer cihanda…’’

Yani demek istiyor ki: Vefa kelimesinin sadece adı kalmış, insanlar vefayı unutmuş. Yaşanır olmaktan çıkmış.

Mehmet Akif İnansa yıllar sonra şunları diyor:

‘’Bütün giysileri yırtsak yeridir.
Yeter bize vefa elbiseleri…’’

Mehmet Akif İnan’ı, Mehmet Akif İnan yapan nedir? Neler yaşamıştır? Kimlerden etkilenmiştir?

Mehmet Akif İnan’ı, Mehmet Akif İnan yapan bir sağlam Müslüman oluşudur. İki sağlam duruşudur. Eğilip bükülmeyişi çünkü eğilip bükülmeyen bir Peygambere inanıyor o. Sonra kendinden önce bu davaya baş koyup, çile çekmiş bir adam var: Necip Fazıl Kısakürek. Onu örnek alıyor. Bunu onu yakından tanıyan bir dostu olarak söylüyorum, bir ağabeyim olduğu için söylüyorum.

Akif İnan’ın birinci vasfı Büyük Doğucu oluşudur. Hatta şunları söylüyor:

‘’Anamı sorarsan büyük doğudur
Batı ki sırtımda paslı bıçaktır…’’

Mehmet Akif İnan’ın eğitim hayatındaki önemli dönüm noktaları nelerdir?

Şanlıurfa’da lise son sınıfta okurken öğretmeni dinin imanın aleyhinde konuşuyor. Akif İnan’ın da dik başlı bir duruşu var. Öğretmen bunu hazmedemiyor. Akif İnan da öğretmenin ukalalığını hazmedemiyor ve öğretmene vuruyor. Ceza alıyor ve daha sonra Kahramanmaraş’a gidiyor.

Necip Fazıl Kısakürek şöyle diyor: Anladım işi sanat Allah’ı aramakmış/Marifet bu gerisi yalnız çelik-çomakmış. Şiirde, sanatta, okumada, ticarette, meslek sahibi olmakta hep Allah’ın rızasını kazanmak içindir. O size Allah’ı hatırlatmıyorsa, Allah’ı daha iyi tanımanıza yol açmıyorsa o sanat, sanat değildir. Orada harcanan hayat boşa gitmiştir. Haliyle Mehmet Akif İnan böyle bir adamdı. Bu vasıflarla lisede öğretmenlik yapıyordu. “Sen İslam’ı anlatıyorsun” gibi sözlerle öğretmenliğini elinden aldılar. Bir süre öğretmenliğe ara verdi fakat daha sonra Gazi Eğitimde öğretmenliğe devam etti hatta dersimize girdi. Hülasa Mehmet Akif İnan ilerlemiş yaşında sendikacılığa merak saldı. Dedi ki sendika kuracağız. Böyle bir boşluk var Müslümanların arasında. Akif abi o zaman sen İstanbul Eğitimciler birliği sendikası başkanı olacaksın dedi.

Akif abi beni ısrarla İstanbul şube başkanı yaptı sonra kendisi genel başkan oldu. Şair ya o büyük bir şair. Birçok kişi hafife aldı onu. Şairlikle sendikacılık nasıl bağdaşıyor, şairden sendikacı olmaz gibi şeyler söylediler ama bal gibi sendikacı oldu. Büyüttü Allah’ın lütfuyla da. Şu an Türkiye’nin en büyük memur sendikası Memur-Sen’dir ve en büyük öğretmenler sendikası da Eğitimciler Birliğidir. Akif abi bütün hafife alanların hafife almalarını boşa çıkardı. Ciddi bir sendikacılık örneği gösterdi.

Bir şair olan Mehmet Akif İnan için şiir ne ifade eder?

Şiir evvela bir beyan vasıtasıdır. Kur’an-ı Kerim’de en uzun surelerden biri Şuara yani şairler suresidir. Araplar şiire çok büyük değer verirlerdi Peygamberimiz, peygamberliğini ortaya koymadan evvel. Söze değer veren insanların olduğu bir yere geliyor Allah kelamı. Alaya alıyorlar bu şairdir, sihirbazdır diyerek. Sonra bakıyorlar ki bu insan sözüne benzemiyor, şiirin sözünü anlarız diyorlar.  Önceden şiir yarışmaları yaparlardı dereceye girenlerinkini de deriye, yaprağa vs. yazarak Kâbe duvarına asarlardı. Buna biz Muallakat-ı Seb’a diyoruz yani 7 Yedi Askı Şairleri.

Şiir hakkı tebliğde büyük bir vasıtadır. Şiir kalbi sarıvermesi açısından düzyazıdan daha etkilidir. Şiir Müslümana göre hakkı ifade eder.  Şiir iyinin, güzelin ifadesidir. Berrak düşüncenin ifadesidir. Kelimelerle ifade edilmeyen güzel duyguların ifadesidir.

‘’Kim demiş her şeyin bitişi ölüm
Destanlar yayılır mezarımızdan…’’

Akif İnan’ın bu dizelerinden de hareketle kendisinden sonraki kuşaklara yayılacağını söylediği nelerdir?

Dağ, taş konuşur. Desek ki birine dağ, taş konuşuyor “bunlar konuşur mu cansız varlıklar” derler.

Bizim konuştuğumuz gibi bir konuşma değil bu. Kur’an’da ne diyor “Oku”. Bu okuma sadece kitabı okumak değil. İnsanın kendi kendini okuması vardır, çevresini okuması vardır. Geceyi, gündüzü, iyiyi, doğruyu, güzeli, bitkileri, çiçekleri, mevsimleri okuması vardır. Okumak geniş kapsamlı bir kavram haliyle. Mezarlarda konuşur. Ölüm bir bitiş değil, yeni bir dünyaya, sonsuz bir dünyaya; fani bir dünyadan sonra geçilen ebedi dünyaya geçişin bir köprüsüdür. Kıyametle bitmiyor hayat, yeni bir hayat geliyor: Ya cennet ya cehennem. Allah bizi cennete gidenlerden eylesin.

Büyük bir şairin ölüm hakkında yazmaması düşünülemezdi. Yazmış. Necip Fazıl Kısakürek’inde şiir kitabı Çileye baktığımız zaman bir bölümü ölümdür. Ölüm güzel şey budur perde ardında haber/Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber diyor Necip Fazıl. Allah sevdiği kişiyi ölüm kötü olsa öldürür müydü? Öleceğiz müjdeler olsun, müjdeler olsun / Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun!

Ölüm büyük şey. Ölüm üzerine düşünmeyen Müslüman iyi bir Müslüman değildir. Ölümü unutan, Allah’ı unutmuş sayılır.

Dolayısıyla Mehmet Akif İnan için biz öldü diyoruz ama onun ölen tarafı bedeniydi. Ruhu öbür tarafta.

Yedi Güzel Adam içerisinde Mehmet Akif İnan’ın yeri neresidir?

Yedi Güzel Adam tabirini kim çıkardı bilmiyorum. Cahit Zarifoğlu’nun şiir kitabı vardı Yedi Güzel Adam diye ama onda isim vermiyor tabi. O genel bir ifadedir. Sonra birileri böyle bir şey uydurdu. Bizde diyoruz ki Yedi Güzel Adam işi daraltmak olur. Yedi güzel adam değil, 777 güzel adam değil, 7777 güzel adam değil yedi milyon arasak güzel adam buluruz. Türkiye de 80 milyon nüfus var, nüfusun büyük bir çoğunluğu da Müslüman. Dünyada da iki milyara yakın Müslüman var.

Güzel Adamlara selam olsun. Mehmet Akif İnan’ın yeri kişiden kişiye değişir. Sezai Karakoç’un görüşü şöyledir- bende katılıyorum kendisine- dedi ki “Yedi güzel adam falan böyle bir şey yok. Ben yedi güzel adamdan olmak istemiyorum. Beni güzel adamdan sayıyorsanız sayın ama daraltmayın işi”. Eğer öyle bir yedi güzel adam ifadesi kullanacaksak Sezai Karakoç yedi güzel adamın birincisidir. İkincisi Mehmet Akif İnan’dır. Sonra rahmetli Erdem abidir, Erdem Beyazıt. Diğeri Cahit Zarifoğlu’dur. Bunları mukayese etmeyi doğru bulmuyorum, hepsi güzel adamdı. Allah yeni Cahit Zarifoğlular, yeni Mehmet Akifler, yeni Necip Fazıllar, yeni Sezai Karakoçlar, yeni Alâeddin Özdenörenler yaratsın. Nesillerimizin arasından büyük adamlar çıksın. İnsanlar birbirine gülle dokunsun. Şiir birazda insanların birbirine gülle dokunması işidir. Gönlü onarma işidir. Kafayı onarma işidir. Düşünceyi düzenleme işidir. Şiirsiz olmuyor, hayat biraz da şiirdir. Şair odur ki diyor Necip Fazıl “Her şeyi şiir, şiiri de Allah için bilir.”

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.