Müslüman Oğuzların İlk Sultanı: Tuğrul Bey

Selçuklular kuruluş aşamasında Horosan'ın en büyük kenti Nişabur'a girdiklerinde, Çağrı Bey Dandanakan zaferinin de verdiği-savaş yetkisiyle- bu mamur şehri yağmalamak istedi. Tuğrul Bey Razaman ayında olduklarını söyleyerek bu girişimi engelledi. Tuğrul Bey Bayram sonrasında tekrar aynı taleple gelen Çağrı Bey'i -kuracakları devletle ilgili farklı tasavvurları olduğundan- gene reddetti. Çağrı Bey kardeşini dinlememiş ve harekete geçmiş olacak ki Tuğrul Bey bir bıçak aldı ve ağabeyini "Allah üzerine yemin ederim ki en ufak bir yağma girişiminde bulunacak olursan kendimi öldürürüm" diye tehdit etti.

Nişabur'da gerçekleşen bu kısa hikayeden anlıyoruz ki Tuğrul Bey ile Çağrı Bey tarihe imzalarını atacak derecede müthiş bir uyumla hareket etseler bile aralarında kaydadeğer farklılıklar da vardı. Tuğrul Bey temkin ve diplomasiyi temsil ederken, Çağrı Bey daha fevri ve sürpriz hamlelerin adamıydı. Bir başka misal, Nişabur'da gerçekleşen bu hadiseden yaklaşık 20 sene evvel, iki kardeş yerel beyler ve aralarının pek de iyi olmadığı amcaları Arslan Yabgu ile müttefiki Karahanlılar arasında ezilirken, Anadolu'ya ilk akını Çağrı Bey gerçekleştirmiş, bu sırada Tuğrul Bey çöllere çekilerek otlaksız kalan Selçuklu Türkmenlerinin idaresini üstlenmişti.

Tuğrul Bey'in esas ismi Muhammeddir. Faruk Sümer'e göre Türk mitolojisinde üç efsanevi kuştan birinin adı Tuğrul... Diğerleri ise Çağrı ve Baygu... Demek ki bunlar birer mahlas. 995'de Cend şehrinde doğan Tuğrul Bey'in (ve Çağrı Bey'in) babaları Mikail Bey, gayrimüslim Türklerle yapılan bir savaşta şehid düşmüştü. Efsane bize yetim kalan iki kardeşin babalarını kaybettikten sonra dede Selçuk Bey'in tedrisatına girdiklerini söyler. 1007 ya da 1009 yılında Selçuk Bey de hayatını kaybeder. 100 yaşını aşmıştır. Tuğrul ile Çağrı Beyler artık Cend'te duramaz. Anlaşılan o ki Cend'teki beylik dağılmıştır ve Selçuklu Türkmenleri kuzeyden gelecek akınları hesap ederek Maveraünnehir çevresindeki yurttaşlarının arasına katılmıştır.

Tuğrul ile Çağrı Beyler Maveraünnehir'e geldiklerinde belki de hiç hesap etmedikleri bir hadise ile karşılaşır: Yabgu unvanlı amcaları Arslan (Yabgu ikinci adam anlamına gelir, birincisi Selçuk Bey'di, Selçuk Bey oğlunu Samanilerin yardımına Yabgu unvanıyla göndermişti. Samaniler yıkıldıktan sonra Arslan Yabgu Karahanlı prensi Ali Tegin ile yakınlaştı ve zamanla oldukça güç kazandı) genç yeğenlerine beklenmedik bir saldırı gerçekleştirdi. Amcaları ile araları açılan kardeşler (ki bu kavga Yabgulular - Selçuklular kavgası olarak onyıllarca sürecekti) çareyi sürpriz akınlar ve bu sırada çöllere çekilmekte aradılar. Az önce bahsettiğim, 1018'de Çağrı Bey Anadolu'ya sefer düzenlerken Tuğrul Bey belki de Türkmenlerin çöllerde sakin birkaç yıl geçirmesini sağladı.

Anadolu seferinden birkaç yıl önce de iki kardeş yaşadıkları zorlukları siyasi yönden aşabilmek için, Arslan Yabgu'nun müttefiki Karahanlı Ali Tegin'den pek hoşlanmayan Buğra Han himayesine girmeyi planlamışlardı. Ama Buğra Han, anlaşma gereği Tuğrul Bey'in yanında bulunduğu bir anda onu tutsak etti ve ağabeyi Çağrı'nın üzerine askerlerini yolladı. Çağrı Bey askerleri mağlup edip onlarca da Karahanlı komutanını esir alınca Tuğrul Bey serbest bırakıldı ve bu planın da işe yaramayacağı anlaşıldı. Kardeşler kendilerini oldukça iyi tanıyor olacak ki dışarıda bırakılan Çağrı, Han'ın yanında kalan ise Tuğrul olmuştu.

Kardeşler üst üste zor yılları atlatırlarken amca Arslan Yabgu Maveraünnehir'de büyük güç kazanmıştı. Tabii bu, o dönemin süper gücü Gazneli Mahmud'un gözünden kaçmadı. Yusuf Kadir Han ile Semerkant'ta bir araya geldiler ve Arslan Yabgu'nun ortadan kaldırılmasını kararlaştırdılar. Gazneli Mahmud Arslan Yabgu'yu Hint seferlerinde yardım bahanesiyle yanına çağırdı. Eğlence esnasında Arslan Yabgu tutsak edildi ve bir daha çıkamayacağı Kalincar Kalesi'ne hapsedildi, tarih 1025... Bu hadiseden sonra Yabgulu Türkmenleri Horosan, Azerbaycan ve Irak sahasına dağıldılar. Bir bölümü de Tuğrul ile Çağrı Bey'in Türkmenlerine katıldılar. Bu sefer istikamet Harizm'di. Harizm'de Harun Bey'in himayesindeyken Tuğrul Bey'in devlet yönetimi konusunda çok şey öğrendiğini tahmin edebiliriz. Daha sonra Gazneli Mesud'un vezirliğini yapacak Ahmed b. Abdüssamed de o sırada Harizm'deydi ve Selçukluların pek alışık olmadığı ama Tuğrul Bey'in içten içe zihninde oluşturduğu Pers İmparatorluk geleneğinin bir temsilcisiydi. Girişte bahsettiğim Nişabur'un yağmasına müsaade vermemesinin en büyük nedeni de buydu. Tuğrul Bey sadece askeri değil diplomatik ve kültürel fatih de olmak istiyordu.

Harizm macerası da uzun sürmedi. Cend'in yeni emiri Şah Melik Selçuklulara büyük kin güdüyordu ve bir baskınla Harizm'deki Türkmenlere büyük zarar verdi. Bu baskında Selçuklular himayesinde bulundukları Harizmşah Harun'un da payı olduğunu düşündü. Buz tutmuş nehri geçip kaçtılar. Bir süre sonra geri dönseler de ilişkiler eskisi gibi olmadı. Harun bir süre sonra Gazneli operasyonu ile suikasta uğradı. Selçuklular bu sefer Horosan'a indi. Tarih 1035. Ve nihayet Gazneli himayesine talip oldular. Ama bu teklif zaman gösterecek ki tamamen siyasiydi. Selçukluların amaçlarının farklı olduğunu artık Mesud'a vezirlik yapan Ahmed b. Abdüssamed bir tek fark edecekti. "Şu zamana kadar işimiz çobanlarla uğraşmaktı, bunlar kurttur" diyerek Gazneli sarayını uyaracaktı ama tarihin istikametini hiçbir uyarı durduramadı.

1035 ile 1040 yılları arasında gerçekleşen mücadeleler neticesinde Tuğrul Bey Horosan Meliki ilan edildi. Ağabeyi Çağrı Bey daha büyük savaşçı ve komutan olmasına rağmen buna asla itiraz etmedi. Anlaşılan o ki diplomasi ihtiyacını Çağrı Bey de fark etmişti. Hatta 1035 ile 1040 yılları arasında yapılan savaşlarda Çağrı Bey'in askeri planları ve gözü karalığı olmasa netice elde etmek imkansız olacaktı. Bir gün Gazneli Sarayından atlar alışsın diye fil bile kaçırmıştı. Ama Melik unvanı Tuğrul Bey'de kaldı. Türk örfü gereğince elde edilen bölgeler ve fethedilecek yerler hanedan arasında pay edilse de, en tepedeki şemsiye herkes biliyordu ki Tuğrul Bey'di. Bağdat halifesi yıllar evvel Arslan Yabgu esir düştükten sonra dağılan ve yağma akınlarında bulunan Yabgulu Türkmenleri ile ilgili talep ve uyarılarını Tuğrul Bey'e yapardı. Tuğrul Bey kontrol altında tutmakta zorlanacağı Türkmenleri İbrahim Yınal ve Kutalmış himayesinde Anadolu akınlarına yolladı. 1048 Pasinler Savaşı'ndan sonra Bizans ile dahi masaya oturdu Tuğrul Bey.

Tuğrul Bey'in belki de en mühim ve stratejik hamlesi 1055 yılında Bağdat'a girmesiydi. Çoktan çözülmüş ve Şii Büveyhi Hanedanlığı'nın insafı altında yaşayan Abbasi halifeliğini esaretten kurtaran Tuğrul Bey, ehl-i sünnet islam anlayışının baş himayecisi ve müslümanların sultanı olduğunu dünyaya ilan etti. Faruk Sümer'in anlattığı şu sahne üzerine biraz düşünelim: muhteşem bir törenle Tuğrul Bey o güne kadar hiç görüşmediği Halife Kāim-Biemrillâh’ın huzuruna kabul edildi. Halife 7 arşın yüksekliğinde bir taht üzerinde oturuyordu; sırtında Hz. Peygamber’in hırkası, elinde de altından bir asâ bulunuyordu. Tuğrul Bey de yüksek bir taht üzerine oturtuldu. Halife Tuğrul Bey’i takdir ettiğini, Allah’ın kendisine ihsan ettiği ülkelerin ve memleketlerin idaresini ona verdiğini ve bu ülkeleri adaletle yönetmesini söyledi.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Bu Dünya İçin Değerliyim

Selçuklular kuruluş aşamasında Horosan'ın en büyük kenti Nişabur'a girdikle...

Tekliften Önce Tanım

Selçuklular kuruluş aşamasında Horosan'ın en büyük kenti Nişabur'a girdikle...

Yalnız O Karışır

Selçuklular kuruluş aşamasında Horosan'ın en büyük kenti Nişabur'a girdikle...