Sıradaki içerik:

Mamafih

e
sv

Mukaddes Bir Tayin: Ölüm

avatar

Tuğçe Sarıtaş

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Bir ölüm sessizliği var yurdumuzda. Bir fidan soldu gitti aramızdan. Bıçak gibi kesti haber, akciğerlerimize süzülen nefesi… Şimdi herkes bu sağır edici sessizliğin tenha kuytularında saklamaya çalışıyor gözyaşlarını. Çaresizliğin zirvelerinden intihara teşebbüs ediyorlar ama nafile. Kaçış yok, takdir olandan. Bu kadar işte, bu kadarız. Ölüm karşısında bir adım sağa kayamayacak, bir nefeslik daha ömür süremeyecek kadar bî çâre. Bir mukaddes tayindir başımıza gelen, gelecek olan ve ân; saliselerin her bir zerresine dağlar yükü elem dolduran ân… Müdahil olabildiğimiz kadar kâdiriz önümüze sunulan vâkıalara, mukadder olan ölçünün izini sürerek. Biz yine de ümid ederiz, olmayacak olanı da meçhul olanı da… Öfleyip pöflesek de vazgeçmeyiz beklemekten. Ama bu başka. Vazgeçiyor insan… Çünkü ölümün koluna giren hiç dönmedi bu diyara tekrar. Ölüm, şaşkına çevirici şerbetiyle aklını, kalbini alıyor yanındakilerin… Ne gerisinde feryad-u figânı dağları sarsan annelerini duyuyorlar ne de dünyayı çakılı kaldığı yerden söküp, galaksiler ötesine savurmayı arzulayan babalarını…

Bildim ki; gökyüzü duvak olur, endamıyla yeryüzünde bir kez salınmadan göçüp giden elma yanaklı kızlara… Cennete mi sevdalandın ey güzel; koştur koştur gidiyorsun? Daha mezun olacaktın binbir zahmete katlanarak kazandığın fakülteden…

Dertleriyle hemhal olacaktın darlanmış ruhların. ‘Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar’ deyip ağlaşacaktık sen bir yuvaya uçarken… Sen bir kuğu gibi süzülecektin, inci işlemeli bembeyaz gelinliğinle düğününde ama sen bambaşka bir rüzgârın eteklerinde yelken açmış, denizaşırı gidiyorsun. Biz kalıyoruz, öylece kalakalıyoruz. إن و إنا إليه راجعون  Tek tesellisi oluyor insanın. O’ndan geldik ve O’na döneceğiz. Başka ne idi ki zaten şu rezil hayatta, bizi yaşamın elem ve ölüm kokulu yakasına yapışıp bir soluk daha alıp vermenin mücadelesini sürdürmeye devam ettirecek gaye? Başka ne var, bunca kanlı savaşların, yetimliğin garibanlığın divanında el pençe oturup sabretmeye sevk edecek? Yok, Allah’tan gayrısının bir ehemmiyeti…

Sonbahar bahane, puslu havasıyla Akyazı da çok üzgün, sensiz Sümeyye… Kavaklar boyun bükmüş, yolların bizi ağırlayacak hâli kalmamış. Dağ, taş salya-sümük olmuş ardından… Cenazene mi buyur edecekti annen bizi? Biz geldik bak, sen yoksun. Akrabaların karşıladı bizi kapıda: “Hoş geldiniz”
“Hoş bulduk” dedim kısık bir sesle. ‘Ne saçma bir cevap lan bu?’ dedim sonra içimden. Ağız alışkanlığı işte. Hoş bulmadım! Şu yan odada oturan, hayır, oturuyor gibi yapan ama sessiz sessiz iç çeken gözü yaşlı anneni gördüğümde de hoş bulmadım. Ölümün sofrasına oruçlu oturan kızının arkasından edilen hayır dualarından mıdır ki babanın o tebessümü, bilemedim ama onu da hoş bulmadım Sümeyye. Öyle güzel dua ettiler ki arkandan, ben olayım yerinde istedim. Yirmi yılına ne sığdırdın ki. Bir gidişle gittin. Cennet mekan Sümeyye…

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.