Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Milli Fikir Birliği ve Türk Dünyası

avatar

Yusuf Duru

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 4 dakika)

Gözümüzün önünde cereyan eden ve bizimde yer yer müdahil olduğumuz Azerbaycan ve Ermenistan arasında devam etmekte olan Dağlık Karabağ’ın azatlık mücadelesi ile ilgili bir yazı yazmam istendi. Buradan hareketle uzun zamandır unuttuğumuz Milli Fikir Birliğimiz hakkında birkaç şey söylemek istedim.

2019 ve 2020 sayımlarına göre dünyada bilinen ve sayılabilen Türklerin nüfusu yaklaşık 700 milyon kişi civarında. Dün Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği adı altında bir devlet statüsündeki birliğin üyesi bulunan Türk devletleri, bugün iç ve dış işlerinde kendi hür iradeleriyle ve demokratik yöntemlerle seçilen başkanları vasıtasıyla yönetilmektedirler.

Azerbaycan’da bu Türk devletlerinden biridir. Yıllardır verdiği azadlık mücadelesini yakın bir geçmişte kazanan ve tamamen özgür bir ülke olarak Dünyaya açılan, iç ve dış işlerinde kendi hür iradesi ile kararlar veren,

yönetim şeklini yine kendi halkının iradesiyle belirleyen, kendisini yönetecek kişileri halkın seçtiği, genel ifadesi ile cumhuri idare ile yönetilen bir Türk Devletidir.

Yakın komşularından biri olan Ermenistan’ın yaklaşık 26 yıl önce cebren işgal ettiği Dağlık Karabağ olarak adlandırılan bölgedeki huzursuzluk, işgalin ilk gününden bu yana artarak devam edegelmiştir.

Nihayet geçtiğimiz günlerde Ermenistan tarafından atılan bombalarla sivil yerleşim bölgesindeki halkın zarar görmesi, şehit olması, kadın, çocuk, genç, yaşlı ayırt etmeden hayatını kaybetmesi, olayları tırmandırdı. Bunun üzerine Azerbaycan ordusu Başkomutan Sayın Aliyev tarafından verilen emirle, Azerbaycan ordusu bugüne kadar görülmemiş bir genişlikte ve büyüklükte harekat planı ile karşı saldırıya geçti.

Ermenistan başta olmak üzere destek veren yada vermeye hazırlanan devletlerin tamamı, Azerbaycan ordusunun bu kadar geniş çaplı ve etkili bir karşı saldırıya geçeceğini beklemediği için büyük bir şaşkınlık yaşadılar.

Başta Fransa ve Yunanistan olmak üzere Azerbaycan ordusunun bu etkili harekatının arkasında Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve ordu komutanlarının olduğu yolunda açıklamalar yaptılar.

Elbette Azerbaycan ordusunun, Ermeniler üzerinde  bu kadar etkili olmasının en önemli sebebi elbette kardeş ülke Türkiye’nin tüm varlığı ile Azerbaycan halkının ve ordusunun yanında olmasıdır.

Yukarıda da söylediğimiz gibi Ermenistan başta olmak üzere, Fransa, Yunanistan, Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri ile Nato, Birleşmiş Milletler, İngiltere ve Amerika hatta Rusya bile bunun böyle olduğunu bilerek, dünya kamuoyuna Türkiye karşıtı açıklamalar yapmaya giriştiler.

Bu arada ezilmiş, mazlum ve zor durumdaki devlet rolünü oynayarak, sanki kendileri işgalci caniler, katil sürüsü değilmiş gibi,  dünya kamuoyunu yanlış bilgiler ile kendi yanına çekmeye çalışan Ermenistan devlet başkanı, çaldığı her kapının yüzüne kapanması üzerine çaresizlik içinde yeniden Rusya devlet başkanı Vlad Putine yöneldi. Ancak oradan da istediği cevabı alamadı.

İşin en ilginç tarafı İran’ın Ermenistan’a hem silah ve mühimmat yardımı yapması, hem de bölgede çeşitli alanlarda değerlendirdiği ve sahaya sürdüğü bir kısım insan gücünü Ermenistan’a doğru kaydırması oldu.

Hatta İran devlet yetkilileri ile, Ermenistan başkanının yan yana verdiği basın açıklamaları da gündemi bir hayli meşgul etti, insanları özellikle de Müslümanları ciddi anlamda şaşırttı.

Gerçi şaşırttı demek biraz abartılı olur. Çünkü zaten tüm İslam dünyası İran (sözde) İslam Cumhuriyeti’nin bölgedeki çıban başı olduğunu, her türlü fitneye ve ahlaksızlığa meydan verdiğini, hiçbir zaman Müslümanlardan yana olmadığını, inandığı Şii itikadı gereğince sürekli huzursuzluk çıkarmak adına planlar yaptığı, askeri alanda yetersiz olmasına rağmen bölgede büyük bir askeri gücünün olduğunu göstermek adına giriştiği eylemleri çok iyi biliyor.

Evet bir kere daha altını çizerek söylüyoruz. İran bölgede bulunan en önemli çıban başıdır. İçi irin dolu bu çıban başının bir an evvel patlatılması, içinin boşaltılması, kurutulması hatta yok edilmesi gerekmektedir. Bunun için cerrahi müdahale mi gerekiyor, o vakit muhtemel bir cerrahi operasyonla bu işin kökten halledilmesi gerekiyor. Ancak kadim Pers İmparatorluğu’nun bir anda ortadan kalkmasını, yok olmasını beklemekte elbette ütopik bir görüş olur. Mamafih büyük gemiler batarken etraflarında bulunan kurtarma filikalarını, sandalları yada küçük botları, gemileri, çektirileri hasılı kendisinden küçük ne kadar deniz üstü aracı varsa hepsini de beraberinde çeker götürür.

Azerbaycan ordusunun, Ermeniler karşısındaki büyük başarısının temelinde elbette kardeş ülke olan Türkiye’nin ve Türk halkının hem dua, hem moral, hem de silah ve mühimmat desteği göz ardı edilemez. Ermeniler ve diğer dünya devletleri tarafından Türkiye’nin silah ve mühimmat konusunda büyük destek sağladığı yolundaki açıklamalarına karşı, Azerbaycan Devlet Başkanı Sayın İlham Aliyev, ’’Elbette Türk silahlı kuvvetlerinin envanterinde bulunan silahların aynılarını ya da benzerlerini kullanıyoruz, bunun yanında diğer dünya devletlerinden satın aldığımız silahları da kullanıyoruz. Taş atacak değiliz ya!’’ yolundaki açıklaması ile Ermenistan’ın bu hamlesini de boşa çıkarmış oldu. Bu arada Türk İHA ve SİHA’larının sahada gösterdiği başarıda gerçekten takdire şayan bir manzara oluşturdu. Çünkü Ermenistan askeri güçlerini, füze rampalarını, lojistik destek depolarını hatta kritik bölgelerde konuşlandırılmış olan çeşitli harekat unsurlarının başarılı operasyonlarla yok edilmesine yegane güç unsuru yine bu İHA  ve SİHA’lar olarak bilinmektedir. Yıllardır ülkemizde başta muhalefet partileri olmak üzere, çeşitli dış mihrak bağlantılı sözde aydın, yazar ve siyasilerin silahsızlanma politikasına yönelik yaptıkları söylemlerin ne kadar boş olduğunu, milli silahlanmanın, savunma sanayine yapılacak yatırımların ne kadar önemli olduğunu, güçlü bir duruş sergilemek için güç unsurunun varlığını dost düşman herkese göstermenin ne kadar ehemmiyetli olduğunu bir kere daha görmüş olduk böylece. İHA  ve SİHA’larımız önce ülke içindeki terör unsurlarına, bu unsurların bölgesel konuşlanmalarında önemli olarak görünen üslerine, yığınak yaptıkları inlerine, mağaralarına kadar indirdiği bombalar sayesinde köklerinin kurutulmasına nasıl katkı sağladığını kimse inkara edemez. Dünya, Türk mühendisleri tarafından tamamen yerli ekipmanlarla üretilen bu İHA  ve SİHA’ların başarısını görmüş ve bunu da çeşitli basın açıklamaları ile dile getirmişlerdir. Batılı siyasiler, askeri uzmanlar Türk ordusunun son beş yıldaki taktiksel ve operasyonel başarılarını gördükten sonra bölgede ne kadar önemli bir konumda olduğumuzu bir kere daha anlamış oldular.

Zaten biliyorlardı ancak biz bir kere daha hatırlattık ki, istediğimiz zaman oyun kurucu olarak bütün rolleri değiştirebilecek güce sahip olduğumuzu hatırlattık. Vatanın bölünmez bütünlüğüne kastı olan herkese hak ettiği dersi verebileceğimizi ortaya koyduk.

İşte bu yüzden güçlenen bir Türkiye istemiyorlar.

İşte bu yüzden buldukları her fırsatta içimize yaklaşık yüz yıldır yerleştirdikleri işbirlikçileri ile başkaldırmaya, Türkiye’nin önünü kesmeye çalışıyorlar. Bu ülkede darbe yaparak idareyi ele geçiren dönemin kudretli paşasının yanındaki yardımcılarının Ermeni ve Yahudi olduğunu artık bu milletin çocukları öğrendi. Maalesef dün dağda askerime, şehirde polisime kurşun sıkan teröristler, bugün çehre değiştirip yüzlerine taktıkları maskelerle meclisimize kadar girmiş bulunmaktalar. Bunlara zemin hazırlayan, onları meclise sokan ve orada rahatlıkla at koşturmalarını sağlayanlarda maalesef bu ülkede siyaset yapan ve adına muhalefet dediğimiz kesimde bulunan ihanete teşne kimselerdir. Milletin onaylamadığı, asla kabul etmediği ve tasvip etmediği halde adına millet ittifakı denen bir beraberlikle, yine millete silah doğrultanlarla aynı safta yer almak gafletinde bulunanları tarih elbette affetmeyecek. Gelecek nesiller bu ihanetin ve beyin tutulmasının hesabını mutlaka soracaktır. Tarih sahifeleri buna zemin hazırlayan ve büyük bir yüzsüzlük, aymazlık ve pişkinlikle, milletin vicdanıyla adeta alay edercesine sözde siyaset yaptığını sanan bu sefil, zelil ve milliyetsiz isimleri (kim olursa olsun) lanetle anacak.

Son olarak buradan Azerbaycan ordusunda görev alan tüm kardeşlerimize, Azerbaycan ordu komutanlarımıza, kardeş Azerbaycan halkına Rabbim zaferi nasip etsin. Mansur ve muzaffer eylesin. Dağlık Karabağ bölgesi tüm varlığı ile Azerbaycan toprağıdır. İnşallah en kısa zamanda Ermeni katillerin ve çetecilerin oradan sürüldüğünü görmeyi Allah’ım bize nasip etsin.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.