Mevlânâ ve Tolstoy

O kış çok kar yağmış olmalı ki üniversite bile final haftası olmasına rağmen tatil edildi. Birkaç dersin sınavını vermiştik, birkaç tane kalmıştı. Bu bizim için hem tatil, hem mola, hem de nefes aldırıcı bir zaman dilimiydi. Bu rahatlıkla çarşıya attık kendimizi. İlk kırtasiyeye gittik. Kitap alma hevesim o günlerde de vardı, şimdiki kadar olmasa da. Mevlânâ’yı anlatan bir kitap aldım. Bir de çok uygun diye fiyatı Tolstoy’un iki küçük hikaye kitabını aldım; İnsan Ne İle Yaşar ve Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır.

Mutlu mesut dolmuşa bindik. Yanımdaki ne aldı onu hatırlamıyorum. Ben aldığım gıcır gıcır kitapların içini karıştırmaya başladım. Lisedeyken; dünya klasikleri alın, dünya klasikleri okuyun diye başımızın etini yerlerdi hocalar. O zamanlar pek okuyamadım. Tembihler de aklının bir köşesinde durduğu için gittim Tolstoy aldım; ancak gönlüm diğer kitaptan yanaydı. Mevlânâ 'yı okuyup anlamak istiyordum.

Dolmuşun en arkasında, karlı bir havada o kitabın arka kapak yazısını okumaya başladım. Kısa kısa, alt alta dizilmiş, hepsi de üç nokta ile süslenmiş, bitirilmemiş cümleler vardı. İlki şuydu; Gel, gel… Ne olursan ol yine gel diyen adam... Alttakileri de okudum ama bu ilk cümle elbiseme yapışmış pıtrak gibi rahatsız etti beni. Fikir adamı, gönül adamı, ruh adamı gibi naif bir niteleme aramıştı gözlerim ama yoktu.

Kitabı almadan arka kapak yazısı neden okumaz ki insan? Önce kendime kızdım. Sonra böyle mi olmalıydı diye yazılanları garipsedim. Zaten dolmuşun arkasındaydım. Kafamı çevirmem kolay oldu. Geriye doğru bir bakış attım. Son yolcu da binmiş, dolmuş hırıldayarak sola doğru yönelmişti bile. Ben bunu okuyamam, dedim içimden. Tekerlekler yoldaki karları ezerken içimde de bir şeyler eziliyordu. Paradan değil, hayal kırıklığından.

O kitap şimdi nerede bilmiyorum. Geri verdiğimi de sanmıyorum. Bir köşede unutulup gitmiştir. Tolstoy’unkiler ise duruyor. Bazen kitaplığımda, bazen okulda, bazen de çantamda. Gel, ne olursan ol yine gel. Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir. Bu güzel sözün de aslında Mevlânâ’ya değil ondan yıllar önce yaşamış olan Ebu Said'e ait olduğunu öğrenmemle hayal kırıklığım bir kat daha artmıştı. Mevlânâ deyince yukarıdaki güzel cümle akla gelir öncelikle birçok kişide. Semazenler gelir, biblolar ve on öğüt gelir. Bunlarla Mevlânâ dini boyuttan kültürel boyuta ustaca evirilmiştir. Üzücü bir durum.

Tolstoy’a gelelim. Kitaplarında çok fazla dini motif vardır. İncil'den ayetlerle bezediği Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır hikâyesinde Tanrı’ya isyan eden bir adamın Tanrı’ya şükreder hale gelişini okuruz. “Tanrı için yaşamayı öğrendiğinde artık üzüntülerin son bulacak ve her şey sana kolay gelecek.” diyor hikâyedeki bir hacı, kahramana. Biz bunu kendimize Allah rızası için yaşamak olarak alabiliriz. Mevlânâ'nın sözlerinde, yaşantısında da hep bu vardır; Allah için yaşamak.

İnsan Ne İle Yaşar hikâyesinde Michael adlı bir meleğin başından geçenlere tanık oluruz. İyiliğin, sevginin, merhametin, birlikte yaşamanın önemini çok etkileyici bir olay örgüsüyle anlatır Tolstoy. İlk okuduğumda bizim evliya menkıbelerinden hiç farkı yok demiştim. Michael hikâyenin sonunda; “Şimdi anlıyorum ki insanlara her ne kadar hayatta kalmalarının sebebi kendi çabalarıymış gibi gözükse de hakikatte onları yaşatan sadece sevgidir. Kim yüreğinde sevgi taşırsa o sevgi Rabbindendir. Allah o kişinin yüreğindedir; çünkü varlığın sebebi sevgidir.” diyor etrafındakilere. Ne kadar bizden cümleler bunlar değil mi.

Bizden cümleleri başkası söyleyince tartışma konusu şu oluyor; “Tolstoy Müslüman mıydı, değil miydi? Elimizde hazır Müslüman, âlim, tasavvuf ehli kimseler varken, Mevlânâ en önemlilerinden biridir, başka iklimlerden Müslüman devşirmeye çalışıyoruz. Ben burada Mevlânâ ve Tolstoy’u karşılaştırmak niyetinde değilim. Sadece Shakespeare’den sonra kitapları yabancı dile en çok çevrilen yazar Tolstoyken neden Mevlânâ değil, bunu anlamaya çalışıyorum.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yerin Altındakiler, Üstündekilerden Çok

O kış çok kar yağmış olmalı ki üniversite bile final haftası olmasına rağmen tatil edild...

Boşluk

O kış çok kar yağmış olmalı ki üniversite bile final haftası olmasına rağmen tatil edild...

Hayali Olmayanın Hayatı Var Mıdır?

O kış çok kar yağmış olmalı ki üniversite bile final haftası olmasına rağmen tatil edild...