Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Memento Mori: Yitirmeli Ne Varsa, Başlamalı Yeniden*

avatar

Hasna Para

  • e 1

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Yazmak için yaşamamalıyız. Yaşadıkça belki yazmak için sebeplerimiz oluşabilir. Bu bir çok konuya terkip edilebilir. Gösteriş dünyasında yer almanın tuzakları.

***

Bugün babamdan laptop isteyecektim. Hem derslerim hem de şahsi çalışmalarım için. Ancak tasavvuf yerine kelâm alanında ihtisas yapmak istediğimi söylediğim için bana bozuldu. Tasavvufu seçmemi bu kadar istediğini bilmiyordum. İlim yolunda benim de kafamda oluşan bir takım düşünceler var. Zaten tasavvuf her bir şeyin ayrılmaz parçası. Ona dair ilme zaten sahip olmalıyız. Ben kendimi başka bir alanda yetiştirip tasavvufun tüm hayatı kuşatıcılığından faydalanmak istiyorum.

Büyüklerim benim için dua ederken bir kadın olarak ilim sahibi olmamın diğer kadınlara fayda vereceğine inanarak dua ediyorlardı. Hatta çok kıymet verdiğim iki ablam da günümüzde tasavvufi düşünce bakımından eksiklik çeken insanlara, özellikle kadınlara ilmi yönden faydamın olacağına inanarak benden habersiz dua etmişler. İçlerine doğmuş.

Bilemiyorum. Öncesinde ilahiyat fakültesinde okumaya yönelik soğuk düşünceler vardı bende. Hem günümüz ilahiyatçılarının İslâm’ı temsiline yönelik ayrı bir düşünce hem de farklı alanlarda da kendimizi yetiştirmek adına başka bir düşünce. Önceden ilahiyat istemezken şimdi şükrediyorum. Tasavvuf ve kelâm arasında tercih meselesine gelince belki kimsenin aklına gelmeyecek bir alanda yoğunlaşırım, Allah bilir. Sözün özeti laptop isteği yarıyıl tatiline kaldı.

***

Artvin’de lisede öğrenim gördüğüm zamanlarda Risale-i Nur okumaları yapıyordum. Geceye yakın bir vakitte etüt odasına gidip çalışıyordum. O sıralarda kimi öğrenciler de ders çalışıyorlardı. İlmin  gurbet gerektirdiğine dair ilim yolundan geçmiş erlerin çok tespiti mevcuttur. Onların bunu söylerken kastı belki başkadır. Aşikar olan şu ki ailemden uzaktayken, birbirinden farklı ahlakta insanların içinde kalmak durumundaysan, o insanların her birinin yıllar içinde nasıl da değiştiklerini gördüysen yani yalnızlaştıysan ve sen hayatında boşluklara katlanamıyorsan Allah da sana ilim yolunu kolaylaştırdıysa bu yola revan olmaktan başka yapabilecek bir şey yok. İyi ki yok. Risale-i Nur’lar da o dönem düşünce dünyamın gelişmesine katkı sağlayan çok kıymetli ve bize miras kaldığı için çok şükretmemiz gereken eserlerden. Herkesin kimyası farklı. Belki kimi insan Risale-i Nur ile ünsiyet kuramayabilir. Ancak yakînin artmasına vesile ve belki en güzel özelliklerinden biri ruhi bunalımlara fevkalade iyi gelmesi. Risale-i Nur talebesi değilim. Kendime de talebeleri muhatap almam. Bir Bediüzzaman hazretlerini hatta ondan da öte Risale-i Nur’ları bilirim. Ben de bir süre sonra Risale-i Nur’ları okumayı bıraktım. Nefsime delil olarak Hazretin İmam-ı Gazzali’den (k.s), İmam-ı Rabbani ‘den (k.s)  ve o nevi çeşitli âlimlerden feyz alarak onlardan öğrendikleriyle bu nurları kaleme almasını gösterdim. Bunu kendisi söylüyordu ve ben ne diye okyanus dururken damlayla yetinecektim? Oysa damla okyanustan bir parçadır. Bir öz olarak okyanusta bulunanın hepsini kendinde barındırır. Ve özü özümsemeden okyanusa nasıl dalınır? Bu sebeple yıllar sonra tekrar okumalarıma geri döndüm. Hakiki mânada özden bütüne varmak niyetiyle..

1 Aralık 2019

Pazar

*Bir Gülten Akın şiirinden.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.