Sıradaki içerik:

Nizamülmülk ve Nizam-ı Âlem

e
sv

Memento Mori: Çıktım Bir Kapısını Bulup Yaşadıklarımdan*

avatar

Hasna Para

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

İnsan ne diye günlük tutar bilmiyorum. Yazmak istiyorum. Aslında yazmak istediklerim bundan daha fazlası. Ama insanın yazmak için sebebi olmalı. İçimdeki sebeplerin öldüğünü hissediyorum. Yoksa hikayeler yazmak, insanların hayatına dokunmak isterdim. Güzel şiirler okudum. Okuduğum o güzel şiirler gibi şiirler yazmak isterdim. Şuan yazmayı unutmamak için yazıyorum. Bir gün heyecanla masa başına oturup yeni bir hikâyeye başlar mıyım bilmiyorum. İçimde büyüyenler taşıp şiir olur mu bilmiyorum. Sadece elim kalem tutmaz diye korkuyorum. İçimde olup bitenleri, insanlara dair görüşlerimi, onlara baktığımda her birinin bende oluşturduğu izlenimi, giden bir aracın penceresinden baktığımda birbirinden alakasız ama birbiri ardına gelen o düşünceleri kelimelere dökemem diye korkuyorum. İfadesiz kalmaktan korkuyorum. Eskiden yazmak beni heyecanlandırdı. Anlaşılmadığımı düşünüyorum. Anlaşılmadığı için kaç kişi yazmaktan vazgeçmiştir bilemem. Düşüncem o ki asıl anlaşılmayan kimseler yazmaya başlıyor. Genelde insanların ne düşündüğünü önemsemem. Ama değer verdiğim insanlar tarafından anlaşılmamak üzücü. Yanlış anlaşılmak daha kötü. Hiç anlaşılmamaktansa yanlış anlaşılmak iyidir diyemem. Eskiden, yani beni anlamadıklarında bunu kolayca söyleyebilirdim. Ama insan yanlış anlaşıldığında, sevdiği insanlar tarafından yanlış anlaşıldığında bunu söyleyemiyor. Aslında onlara da hak vermek lazım. Bir hadis-i şerif miydi hatırlamıyorum. İnsanların senin hakkında yanlış zanda bulunmasına sebep olmanın da günah olduğuna dair bir söz okumuştum. Bilemiyorum. Belki kelimeleri kullanış biçimi belki kendimi doğru ifade edemem yanlış anlaşılmama sebep oluyor. Belki de insanlar gerçekten yanlış anlamak istiyor ve bunu yapıyor. Ne yazarsam yazayım, ne yaparsam yapayım seyircilere bakmamam gerektiğine inandım. Yoksa adımlarımı karıştırdım. Eylerken seyircilere bakmadım, adımlarımı da karıştırmadım şükür. Peki neden içimde ezilen bir şeyler var? Dediğim gibi insanı üzen anlaşılmamak ya da yanlış anlaşılmak değil. Bir değer affettiğin, aklına düştüklerinde içinde çiçekler açmasına vesile olan insanların seni anlamaması veya yanlış anlaması. Bir de eskisi gibi yazamamamın sebebi yalnız bu değil. Duyuşumda uzun bir süredir körleşme oldu. Elhamdülillah. Birkaç yıldır eskisi gibi okuyamıyordum. Okuduğumu anlayamıyordum. Çok fazla kitabı yarım bıraktım. Çok az kitabı tamamıyla okudum. O çok azından bende bir şeyler kaldı mı emin değilim. Ama tekrar okumaya, anlamaya başladım. Sert bir şeylerin eridiğini hissediyorum. Bir çözülme yaşanıyor. Eskisi gibi yazabileceğimi hissettim ama o hisler kayboldu. Belki zaman gerekiyordur. Buna şükür. Sıkıcı bir yazı oldu. Günlüğüme isim verip vermemek arasında kaldım. Bitince şöyle bir bakıp isim vermek daha mantıklı gelse de bundan hemen vazgeçtim. Belki bitmezdi. Belki öyle bir an gelirdi de yazageldiğim  bir günlüğün varlığını unuturdum. Sessizlik Anıtı. Günlüğüme verdiğim ad.

26 Kasım 2019

Salı

*Bir Alper Gencer şiirinden.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.