Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Memento Mori: Belki Parçalanıp Durmak/Belki Parçası Olamamak Dünyanın*

avatar

Hasna Para

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Rahmetli dedem Abdullah İlhan’ın söylediğidir:

“Rabbim rast getirirse kulunun işini

Mermere geçirir çüpçürük dişini

Rabbim rast getirmezse kulunun işini

Üzüm yerken kırar sapasağlam dişini.”

Öyle işte…

***

Atalarımız tarlalarını nadasa bırakmasaydı büyük Türk şiirinin hâli nice olurdu?!

***

Son günlerde bilen bilmeyenin çokça konuştuğu bir mesele var. Bu mesele önceden beri konuşula gelen, artık klişeleriyle karşımıza çıkan bir mesele. Şimdiyse bu klişeler yumuşatılarak, sağdan soldan -tüm reel mânalarıyla sağdan soldan- delil getirmek suretiyle gündem ediliyor. Kadın ve erkek eşitliği ve bundan öte özelde kadının durumu hakkında birtakım söylemler.

Kimin ne dediğine ilişmeden kendi fikrimi beyân etmek istiyorum. Şer’i hükümlerin muhataplığı hususunda kadın ve erkek eşittir. Allah’ın emrettiklerini yerine getirmek ve men ettiklerinden uzak durmak hususunda aralarında bir fark yoktur. Allah emirlerini açıklarken, müjdelerini ve azap gerektiren durumları bildirirken kadın ve erkeği birlikte zikreder. Tabi bu birlikte zikretme durumu ‘yanlış anlamda eşitçilik taraftarlarınca’ suistimal edilmekte.

Kadının yok hükmünde sayıldığı Arap cahiliye döneminde âyetlerin kadınlara da hitap ettiğini belletmek gerekiyordu. Şimdi kime “namazını kıl” emrini söylesen üzerine alınır. Ama öyle bir toplumda “mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara” şeklinde bir hitap elzemdi ki günümüzde dahi cahilliklerini sürdürenler için bu hitap gerekli. Müslüman olmak; aklını kullanmak, emir ve nehiyleri uygulamak açısından Rabbimiz kadınları ve erkekleri bir muhatap almış. Süregelen tartışmalar ise içtimai hayatta kadın ve erkeğin konumuna yönelik.

Bu hususta İlk düşüncem aynı cins iki kişinin dahi eşit olamayacağına dayanıyor. Baktığımızda herhangi iki kadın veya iki erkek birbirine eşit olamazken yaratılışları ve aslî kulluk görevleri dışında fıtrî açıdan farklı vazifeler yüklenen kadın ve erkek gibi iki ayrı varlık nasıl eşit olabilir?

Kadın ince ruhlu bir varlıktır. Allah’ın rahman isminden mülhem onda ‘rahim’ adlı bir organ bulunur. Kadın annedir. Kadın annedir dedikten sonra kadına dair diğer sorumlulukları saymanın gerekmediği kanaatindeyim. Yine de söz edecek olursak kadın sığınaktır. İyi bir evlat olması ana babasının cennetine iyi bir eş olması kendi cennetine vesiledir. Kadın da elbette düşünen bir varlıktır. Zaten düşünmesi ve akıllı sayılmasa İslâm’ın emirlerinden muaf tutulurdu. Ancak güç gerektiren işlere katılımda kadının öz benliğine eziyetten başka ne vardır?

Bir işin gerektirdiği güç söz konusudur. O işin yapılması için gereken minimum zaman söz konusudur. Hiçbir kuruluş, şirket ve benzerleri planlamalarını yaparken kadını esas alarak ayrı bir düzenleme yapmaz. O iş öğle arasıyla birlikte on saatte bitirilmeliyse sekizde başlayıp beşte bitirilir. Peki kadının o iş için harcayacağı güç ve erkeğinki aynı mı? Kadının uyku düzeni ve erkeğinki aynı mı? Diğer biyolojik/fizyolojik ve psikolojik etkenler üzerinde de düşünebiliriz.

Kendini özel olarak yetiştirme meselesinde de, tabi ki kadın da ilim öğrenmeli. Ancak bunu yaparken erkekle yarış hâlinde olmamalı. Evet baktığımızda kimi kadın kimi erkekten daha akıllı. Ama bu ulaşılması gereken bir gaye olmamalı. Bana verilen vazifeler yanında mesela eşim olacak adama verilen vazifeye baktığımda ondan daha akıllı olmayı nasıl isteyebilirim? Evin idaresi, maişet, güvenlik ve diğerlerinden o sorumluyken, baba olmak gibi temel bir vazifesi varken, fıtratım gereği incelik, anlayış ve özenli bir sevgiye ihtiyacım varken, belki pek bilinmez ev halkının eşi de dahil ilim tahsilinden o sorumluyken ondan daha akıllı olmayı istemek ona ait tüm vazifelerin yükünü de kendi üstüme almak değil midir aynı zamanda? Asıl akıllıca olan herkesin yerini bilmesidir. Bir erkeğin kadının vazifelerini de kendine yük etmek istediğine şahit olmayız ama günümüzde çoğu kadın bunu büyük bir arzuyla istiyor. Bu akıllı olmanın değil aşikâr olmasa da akılsızlığın göstergesidir.

Birde şimdi felsefe ona dair bilgisi olsun olmasın herkesin ona dair konuştuğu bir alan hâline geldi. Muhafazakar kadın kesim de İsmet Özel’in “Başörtülü kızlar felsefe bilmelidir” sözünü delil gösterip felsefenin nimetlerinden (!) nasiplenmek derdinde. İsmet Özel “Başörtülü kızlar felsefe bilmelidir” derken, “başörtülü kızlar felsefenin ne halt olduğunu bilmelidir” demek istemiştir kanımca.

 30 Kasım 2019

Cumartesi

 *Bir Onur Behramoğlu şiirinden.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.