Sıradaki içerik:

Gece Vardiyası – 4

e
sv

Mektup

avatar

Mehmet Memdoğlu

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

12 Eylül 1980 askerî darbesinin şartlarının oluşmasının beklendiği, anarşi ve terörün gündemden düşmediği, her gün yüzlerce insanın “izm”ler uğruna sebepsizce öldürüldüğü günler Türkiye’sidir. İsmail, liseyi yeni bitirmiş 18 yaşında bir delikanlıdır. Çevresi tarafından sporcu kişiliğiyle takdir ediliyor olsa da mahalle arkadaşları arasında, fidan gibi boyu ve yakışıklığıyla ön plana çıkmaktadır. Aşırı özgüveni nedeniyle, muhalif ve aykırı kişilik yapısını gizleyemez, zapt edemez… Bir akşam vakti sokak ortasında tartıştığı ağabeyinden yediği tokadı hazmedemeyen İsmail, bir anlık kızgınlığına yenik düşer ve “bu saatten sonra artık bu şehirde yaşayamam” diyerek, tüm sevdiklerini terk edip, “taşı, toprağı altın” dedikleri İstanbul’un yolunu tutar. Dönemin şartları düşünüldüğünde 18 yaşında bir delikanlı için zorlu, zorlu olduğu kadar tehlikeli bir ortam ile karşı karşıyadır artık. Aralarında mahalleden tanıştığı isimlerin de bulunduğu Üsküdar’da, çoğunlukla günlük işlerde çalışan işçilerin kaldığı eski bir otele yerleşir. Kaldıkları otel sağlıksız bir mekândır, (odalardaki pire ve tahtakurusu, katlarda cirit atan fareler…) günün ekonomik şartlarına göre oldukça pahalıdır fakat kalabilecek güvenli bir başka otel bulmak zahmetine katlanmaktan da iyidir.,

İsmail arkadaşlarıyla birlikte cadde ve ara sokaklarda kaçak sigara satarak geçimini sağlamaya çalışır. Otelin bulunduğu mahalle, gayrı meşru işlerle iştigal eden bir mafya grubunun kontrolündedir. Bu nedenle akşam otele gelen herkesten “haraç” adı altında bir miktar para alınmakta, çalışılamayan günlerin ise borç kaydı yapılmaktadır. İş bulamayıp borcunu ödeyemeyenler, borçları karşılığı grup adına gayrı kanuni faaliyetlerde kullanılırlar. Kimi zaman çalışamayan İsmail, otel masraflarına karşılık, gasp grubu ile birlikte çevredeki gece kulüplerinde yapılan tahsilât işlerinde yer alır. Kimi tahsilâtlar sorunsuz yapılsa da bazen bıçaklı, sopalı hatta silahlı çatışmaların yaşandığı anlar da olmaktadır. Yine tahsilât için bulunduğu bir gece kulübünde yaşanan kavgada, birkaç yerinden hafif bıçak yaraları alır. Hastaneye gitmez, gidemez de. İyileşinceye kadar birkaç gün otelde istirahat eder. Tahsilatçılık İsmail’in gözlerini karartmıştır, sağlığına kavuşmayı dört gözle beklerken, otelin kapısından içeri giren postacı resepsiyona bir mektup bırakır. Resepsiyondaki görevli “İsmail! Mektup sana” der ve uzatır. İsmail mektubu alır, üstündeki yazıyı hemen tanır. Yazı babasına aittir ve mektup babasından gelmiştir. Zarfıhemen açmaz, koklamaya başlar, çevrede bulunanlar; İsmail’in bu haline bir anlam vermeye çalışırlar ama veremezler. Odasına çıkan İsmail, gözyaşları arasında zarfı açar ve mektubu okumaya başlar. Öyle uzun uzadıya bir mektup değildir. Mektubun tamamı: “Oğlum İsmail Efendiye! Selam ile gözlerinden öperim. Oğlum! Annen ve ben seni çok özledik, sana ihtiyacımız var. Evine dön. Pederin” cümlelerinden ibarettir. Kısa fakat çok şey anlatan birkaç cümle… Bir an düşünmeye başlar İsmail. Bir yandan içinde bulunduğu durumu, diğer yandan anne ve babasını düşünür. Bütün gün bir şey yiyemez, gecesinde de uyuyamaz. Sabah olduğunda kararını vermiştir. O an otelde bulunan arkadaşlarıyla vedalaşır, “Hayırdır, bir şey mi oldu?” sorularını cevapsız bırakır, bavulunu alır ve baba evine doğru yola çıkar. Yaptıklarından ötürü çok pişmandır, yeniden eve döndüğü için ise çok sevinçlidir. İki yıl ara vermiş olmasına rağmen, o yıl üniversite imtihanlarına girer. Birçok kimse gibi anne ve babası da pek ümitli değildir ama İsmail bu… Üniversite sonuçları açıklandığında İsmail’in, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kazandığı görülür. İstanbul macerasından büyük dersler çıkaran İsmail, tüm enerjisini eğitimine vermeye başlar. Ve bugün devletin saygın bir bürokratı olmasının yolunu açan kırk yıl önceki o mektubu hiçbir zaman unutamaz.

Baba sözü senettir…
Baba sözü nasihattir…
Baba sözü duadır…

1966 yılında Elazığ'da doğdu. Evli, iki çocuk babasıdır. Halen yayıncılık sektöründe çalışmaktadır. "Mehmet MEMDOĞLU" müstear ismiyle Fanos Yayınları tarafından yayınlanmış "Kürt Sorunu Çözüm Önerileri ve 2009-2011 Panoraması" adlı kitabı ile Yakın Plan Yayınları tarafından yayınlanmış "Öcalan'ın Mustafa Kemal Okumaları" ve Anatolia Kültür Yayınlarından çıkan "Abdullah Öcalan'ın Din Okumaları" isimli üç kitabımız bulunmaktadır... Dilek Erdem Hanımefendi'nin derlediği "Bab-ı Şiir Güldeste" adlı şiir kitabında bir demet şiiri bulunmaktadır...

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.