Sıradaki içerik:

Gece Vardiyası – 3

e
sv

Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane

avatar

Fatma Betül Altay

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

14 Mart 1827 tarihinde Asâkir-i Mansure-i Muhammediyye’ye hizmet edecek tabip ve cerrahların yetiştirilmesi amacıyla 2. Mahmut tarafından kurulmuş, isminin hakkını verdiğini zamanla ispatlamış bir okuldur. Bu mektep Osmanlı’da kurulan, Avrupa usulünde eğitim veren ilk tıp fakültesi olma özelliği taşıyor. Kuruluşu her yıl ülkemizde 14 Mart Tıp Bayramı olarak kutlanıyor.

Asâkir-i Mansure’nin tüzüğünde her bölüğe bir cerrah verilmesi öngörüldüğü için daha kuruluş yıllarında bu alanda da talebe yetiştirmek amacıyla ayrı bir cerrah sınıfı açılmış, İstanbul cerrahlarından yirmi kişi seçilerek eğitilmiş ve Mansure bölüklerine katılmıştır. Daha sonraları Mekteb-i Tıbbiye, “tabip” ve “cerrah” yetiştirmek için iki ayrı bölüm oluşturmuştur.

Mekteb-i Tıbbiye’de tıp ilmi dışında Fransızca, Arapça, Farsça ve dini ilimler de öğretilen dersler arasında yer almıştır. Sultan Abdülmecid de kendi döneminde Mekteb-i Tıbbiye ile yakından ilgilenmiş, talebelerin sene sonundaki sınavlarını bizzat takip etmiştir. Avrupa’da bazı kimselerin fakülte hakkında küçümseyici laflarını işitince 1847 yılında Mekteb-i Tıbbiye mezunlarını Avusturya’ya gönderir. Tıbbiyeliler buradaki meşhur hocaların önünde açık olarak bitirme sınavlarını verir ve üstün başarı elde ederler. Böylece Mekteb-i Tıbbiye, Avrupa’da üst düzey eğitim verdiğini ispatlamıştır. Mekteb-i Tıbbiye, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında dünyanın en ileri tıp fakültelerinden biri haline gelir. Öğrenciler, her birine bir mikroskop düştüğünü, Avrupa’nın en iyi hocalarından ders aldıklarını hatıralarında yazmışlardır. Mektebi gezen yabancı seyyah, diplomat, ilim adamları da gördükleri karşısında hayranlıklarını gizleyememişlerdir. Mekteb-i Tıbbiye, kurulduğundan bu yana çeşitli binalarda eğitim vermiş ve sonradan Sultan Abdülhamid Han’ın 1903’te yaptırdığı ve bugün hala ayakta olan ihtişamlı bir binaya taşınmıştır. Sultan Abdülhamid Han mektepte bulunacak talebe ile koğuşlarda yatacak hastaların miktarını göz önünde bulundurarak mekanın havadar olması gerektiğini ve buna göre inşa edilmesini tembih etmiştir. Bu sebeple Mekteb-i Tıbbiye için yapılan binanın tavanları normal bir yapıya göre hayli yüksektir. 1867’de sivil tabipler yetiştirmek için ayrıca Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye kurulmuştur. Burası 1909 yılında Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane ile birleşerek Darülfünun Tıp Fakültesi adını alır. 1933’ten sonra Avrupa Yakasına taşınır ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak anılmaya başlar. Askeri okul ise Ankara’ya taşınmış ve orada eğitim vermeye devam etmiştir.

Haydarpaşa’da Mekteb-i Tıbbiye için yapılan bina ise son olarak Marmara Üniversitesi’ne verilmiştir ve bugün Sağlık Bilimleri Üniversitesi olarak faaliyet göstermektedir.

Kurumların isimleri değişir, devletlerin bile. Ama nereden geldiğimizi unutmadığımız müddetçe ‘biz’ hep kalırız.
Bu yıl da 14 Mart’ta 193. kez kutluyoruz:
Tüm Doktorların Tıp Bayramı Kutlu Olsun

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.