Mavi Işık

İçeri girdim. Yavaşça dert odamın rutubetli havasını solumaya başladım. Onlarca yaşanmışlığın getirdiği aşinalığa rağmen bu kokuyu her duyduğumda bir irkilme yaşıyorum. Rutubet kokusu yaşanmış tüm acı duyguların kokularının karıştırılıp yaşama sunulmuş halidir fikrimce. Eskimişliği, yıpranmışlığı, unutulmuşluğu ve daha birçoğunu çehresine nasıl sığdırmış şaşılacak şey doğrusu.

Yavaşça odayı incelemeye başladım. Aslında odadan çok bir koridor… İki yanda dört sıralı raftan oluşmuş, tren vagonlarını andıran kitaplıklar var. Hayat treninin vagonlarının minyatürleri gibiler. Raflardaki kitaplara ve kutulara göz gezdirdim. Kutuların kimi ağzına kadar tıka basa dolu, kiminin ağzında kilit, kimiyle de o kadar çok haşır neşir olunmuş ki ayakta zor duruyor. Sonra odanın sonunda ne olduğuna dair bir merak sarıp sarmaladı içimi. Lakin karanlıktan seçilmiyordu. Lamba yok değildi ama kiminin günü geçmiş kimiyse toza o kadar bulanmıştı ki azıcık çıkan ışığının tümü sömürülüyordu.

Kokuya biraz daha alışarak ilerideki küçük ışık zerrelerini takip etmeye başladım. Yüzümü yalayıp geçen toz bulutlarına aldırmadan ileride hafif hafif beliren mavimsi ışık huzmesin kendime şimal yıldızı kabul ederek büyük gizler barındıran bu acıyla bezenmiş yolda yürümeye devam ettim. Bir metre ilerimi seçebilecek kadar ışığa kavuştuğumda odanın hiç tahmin edemeyeceğim biçimde oluşmuş değişik bir köşesindeydim. Küçük, minnacık penceresi vardı. Etrafı örümcek ağlarıyla süslenmiş, gökyüzüne bakan, ancak ayı ve etrafındaki birkaç düzine yıldızı görebilecek büyüklükteki bir pencereydi. Ay, cılız ayaklarının üzerinde zar zor durmasına rağmen yıldızlardan aldığı güçle ışığını hala savurabiliyordu. Yaydığı ışık beni o kadar cezbediyordu ki bir umut sarılmak için duvara elimi değdirdiğimde büyük bir gürültü koptu.

Gözlerimi açtığımda ne olduğunu anlamaya çalıştım. Yanımda duran iki insanın gözlerinde merakı ve dehşeti gördüm. Şiir mütalaasında baygınlıkla karışık bir rüya haline bürünmüşüm ve arka fonda Korkmazgil’ in şiiri okunmaya devam ediyor: “Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek / Beterin beteri var diyenlere inanmıyorum / Hep böyle havalar besler fırtınaları / Korkarım bu mavi ışık çabuk sönecek…”

Dilara Turan

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Düne Uğramak

İçeri girdim. Yavaşça dert odamın rutubetli havasını solumaya başladım. Onlarca yaşanm...

İnsan

İçeri girdim. Yavaşça dert odamın rutubetli havasını solumaya başladım. Onlarca yaşanm...