Sıradaki içerik:

Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin Vefatı

e
sv

Masal Söyleyen Sesler

avatar

Havva Mercan

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Çıkılacak çok yokuş var hala. Tehlike tam olarak geçmiş değil, çünkü ölmedik. Çünkü yaşamdan kaçış yok dikenler sulanmaya devam ederken. Sıyrılıp sokakları soruşturuyor ayaklar, bir el bir göze denk binlerce kafalar. Böyle sürüp gitmeli keder, böyle olmalı olacaksa olanlar.

Korkutuyor kelimeler işte bazen, sayılar bile korkutmalı bazen…

Sıcak yatağınızda uzanırken acılara ortak olamazsınız. Acı sizi soğuklara iterse acı olur, ya da bir yaz günü güneş alın sınırınızda, yapışmışken gözlerinize, tam da çölün ortasına durur, ayaklar kavrulur. Acı kişiye özgüdür özgü olmasına ama toplu acı diye bir mevzu duymadınız mı sahi hiç. Yoksa da böyle bir şey, her saat yeni acıların mucidi olarak ben büyük bir onurla bugünün yeni icadını sizlere sunuyorum; ’’ Toplu acı!‘’

Duyun artık sırların ötesindeki çığlıkları, sınırların ötelerinden gelen kafesi. İşte şimdi karşılaşmamız an meselesi.

Gözlerin kapanıyor mu kuşlar göçmekten geçtiğinde, gerçi sen her zorluğun üstesinden gelirdin değil mi gençliğinde. Kaç renge müptelalık geçse de içinden, beyazla başa baş bir ömür kalacak avuçlarında geçiminden. Çıkarken terlikleri kapının arkasına sakla, geldiklerinde ayakları halıları öpmeli çünkü. Çünkü ölmedik henüz, ayaklarımıza kara sular inecek ufuktan delice. Delice hayaller kuracak ölemeyenler böyle. Gözlerin kapanıyor mu anneler masal söylerken başucunda? Benim gözlerim açık mı gidecek masal okuyanım yoksa. Yoksa rüyalar uyanılacak şeyler değil mi? Öyle ya, rüya uyunulacak bahane olmalı gerçeklerden. Kopamadın mı sahiden hala gecelerden?

En büyük derdim oluyor bazen bu şehirden çıkarılmak, ya bir gün zorla koparılırsam diyorum, onlar anlamıyor kopamayışımı bu şehirden. Masal okuyanım yoksa dedim ya, dinleyemiyorum diye unutamam ya atamam sayfaları ateşe verip. Ezberimde sesler var, yolu gösteriyor onlar. Ezberimde sesler var. Üst üste konulan şeyler varsa en alttakini görebilmek için tek tek hafifletmek lazım üsttekileri çekerek, çünkü asılı görmek için yükü hafifletmek gerekir, çünkü gerçekler hafifletilmek ister. Onlar hem her şey üstümde dursun hem beni görsünler istiyorlar. Göremezler, göremiyorlar.

Pencereden girmeyi denedim kaç kere evime/ meğer biz ikinci katta oturuyormuşuz. En kısa zamanda öğrenmeliyim yaşadığım yere ait özellikleri. Evimde saklanmam gereken sesler var mesela. Hangi sesten saklanırsın sen. Ben ‘’kızım’’ diyen sesten köşe bucak saklambaç. Kızım değil aslında, o sesten o kelime değildi sanırım duyulan. Neydi ki hatırlamıyorum. Dedim ya saklanıyorum demek ki duyuyorum. Tehlike tam olarak geçmiş değil çünkü hala ölmedik. Tehlike bazen tamda yolun sonundan dönmelik. Gözlerin kapanıyor mu? Cevap vermedin sahi hala. Benim gözlerim açık mı ? Gidecek masal okuyanım yoksa…

Soyadım Mercan, adım bilinmeyecek muhtemelen.1995 Konya doğumlu. 3 yıl Konya 2 yılda İstanbul'da medrese eğitimi gördüm. Ardından Konya da müderrisliğe başladım ve halen de göreve devam etmekteyim. Konya'(m)a ayrı, okumakla bu dünyadan kurtulabildiğim için kitaplara ayrı hayranımlığım var. Hayatımda okuduğum en güzel kitap ise tereddütsüz talebelerim. Onun için, mesleğime olan iştiyakımın hergün artması duasındayım. Küçük yaşta annemi kaybetmemle gi̇rdi̇ği̇m çıkmazlar her defasında yolumu okuma ve yazma ile kesiştirdi. Güzergâhım böylelikle oluştu. (bir fatihanızı esirgemezsiniz değil mi) Zamanla yazı ile ifade kimliğim oldu. Bu vesile ile faydalı olmayı arzu ediyorum. Artakalan zamanlarımda da istasyon bakıyorum. Umudumu yitirmeyeceğim, hâlâ bir gün gelebilir.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.