Sıradaki içerik:

Gece Vardiyası – 4

e
sv

Kudüs’ün Sesini Duyuyor Muyuz?

avatar

Havva Dokur

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Şehirler vardır; yaşar, ölür. Şehirler vardır; yaşatır, öldürür. Şehirler vardır görünür, kaybolur. Şehirler vardır, içindekilere nefes olur. Şehirler vardır, içindekilere ateş olur. Fakat öyle şehirler vardır ki hep aynı kişiliği taşır. Hep nefes olur, hava olur, su olur. Herkes orada olmak ister, orada nefes almak ister. Ruhlarını o şehrin ruhuyla hemhal etmek isterler. Bilirler ki o şehir; kim olurlarsa olsunlar, nasıl düşünürlerse düşünsünler, nasıl inanırlarsa inansınlar herkese kucak açar. Onları sevgi ve hoşgörü ile kucaklar. Rızkından yedirir. Suyundan içirir. Toprağından filizlendirir. İşte o kadim şehirlerden biridir “Kudüs”.  Tüm yorgunluğuna, tüm bitkinliğine rağmen şehirlerin anasıdır “Kudüs”. Bu özelliğini Hz. Süleyman’dan günümüze kadar korumuştur. Kudüs Arapça “kutsal, kutsanmış” anlamlarına gelmektedir. Bir kişinin ismi nasıl onun kişiliği üzerine tezahür ederse Kudüs’ün adı da şehrin kişiliğini fazlaca etkilemiştir.

Müslümanlar için Kudüs üçüncü en kutsal şehirdir. İlk kıbledir. Peygamber Efendimizin (sav) Mirac’a yükseldiği yerdir.

Kur’ân-ı Kerim’de Mescidi Aksa’dan adıyla söz etmekte ve bu mescidin etrafının mübarek kılındığını bildirmektedir. Kudüs, Allah (c.c) tarafından mübarek kılındığı bildirilen bir şehir olmasının yanı sıra peygamberler şehri olmasıyla da İslam’da ayrı bir yere sahiptir. Çünkü İslam yani tevhid dini Hz. Adem (a.s.)’den bu yana bütün peygamberlerin ortak dinidir. Yüce Allah bütün peygamberlerin insanlara aynı gerçeği tebliğ ettikleri konusunda şöyle buyurmaktadır: “Sana söylenen senden önceki peygamberlere söylenmiş olandan başka bir şey değildir.” (Fussilet, 41/43)

İslam vahiy dinidir, Kudüs de vahyi sembolize etmektedir. Gerçek olan, hakiki vahyin dininin sembollerinden biri olan Kudüs tüm kutsiyetinin farkındadır. Farkında olmayan günümüz Müslümanlarıdır. Müslümanlar Kudüs’ü unutmuş gibilerdir. Üzerlerinde uyku mahmurluğu vardır. Uyanmak için Kudüs’ün sesini duymaya ihtiyaçları vardır. Kudüs’ün sessiz çığlıklarını duymaya, onu yeniden canlandırmaya ihtiyaçları vardır. Müslümanların silkelenip kendilerine gelmelerine ihtiyaçları vardır. Kendilerine ait olan yerlerde kiracı konumundan sıyrılmalarına ihtiyaçları var. Kendi ülkelerinde mülteci hayatı yaşamalarını sonlandırmaya ihtiyaçları var. Bunların hepsini gerçekleştirebilmek için bunların birer zaruri ihtiyaç olduklarını fark etmelerine ihtiyaçları var. Tüm bunlar ihtiyaç haline dönüşmediği sürece ikinci planda kalacaktır.

Kudüs şehri tarihte olduğu gibi günümüzde de Müslümanların bir aynası niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla bu mukaddes şehrin ve o şehrin bağrında barındırdığı kutsal mirasın Siyonistlerin işgali altında olmasından bütün Müslümanların rahatsız olması gerekir. Kudüs’ün akıbeti bir avuç bozulmuş Yahudi ve Hristiyan güruhun vicdanına bırakılmamalıdır.  İman hassasiyeti taşıyan her Müslüman, Yüce Allah’ın mübarek kıldığını bildirdiği mekanların yeniden İslami kimliğine kavuşmasında kendinin de mutlaka bir sorumluluğunun olduğunu bilmelidir.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.