Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Kudüs’ü Kol Saati Gibi Taşıyan Üstad: Nuri Pakdil

avatar

Kübra Seydioğlu

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

’Yüreğimizin yarısı Mekke’dir, geri kalanı da Medine’dir. Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır.’

Nuri Pakdil, 1934 senesinde Kahramanmaraş’ta doğdu. İlkokuldan itibaren yazmaya başlayan yazar, ortaokulda iken tanıştığı Büyük Doğu ile hem düşünce hem de yazı macerasına ivme kazandırdı. 1954-1955 yıllarında lisede beraber eğitim gördüğü iki arkadaşı ile birlikte ‘Hamle’ isimli edebiyat dergisini çıkardı. Kahramanmaraş’ta çıkan Demokrasiye Hizmet ve Gençlik gazetelerinde yazıları yayınlandı. Bir süre Yeni İstiklâl Gazetesi’nde sanat sayfaları düzenledi. 1965 yılında, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Pakdil, üniversite yıllarında Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç gibi şair, edebiyatçı ve düşünürlerle yakın ilişkiler kurdu.

O, yerli düşünce dediği İslâmî referansları esas alan yoldaki yürüyüşünden hiç vazgeçmemiştir. Kendisini daima bir İslâm Devrimcisi olarak ifade etmiştir. Yalnız fikirlerini anlatırken edebiyatı fikirlerine feda etmemiştir. Eserlerinde kendine özgü yeni imgeler ve bir biçim oluşturmuştur.
 
“İnanınca duanın gücü artar” diyen şair, Allah inancının tüm kapıları açan anahtar olduğuna inanmış, yaşamını hep bu çizgide götürmeyi amaç edinmiştir. Çünkü o, İslami referansları kendi benliğinde taşıyan bir sanat adamıdır.
 
“Parmaklarımız karardı bir geyik karnı oluverdi
ileride görüyoruz putu kıran ibrahim’i
bizi yanına çağıran ibrahim’i
bizi özgür eden
putu kıran özgür eden
hep ateşte yanmayan güçlü İbrahim”
dizeleriyle adeta Ortadoğu’nun sömüren anlayışına karşı çıkmış, kendini İslam Devrimcisi olarak gösterecek kelimeleri bir araya getirmiştir.
 
“Tûr Dağını yaşa
Ki bilesin nerde Kudüs
Ben Kudüs’ü kol saati gibi taşıyorum.”
 
Kudüs, bir İslâm Devrimcisi’nin en büyük davası olmayı başarmıştı. Tüm yazdıkları İslam’a, haklılığa, adalete, devrime çıkıyordu. Tüm şiirlerinin asıl dayanağı sahiplenme duygusuydu. Benimsediği değerler uğruna adeta bir aslan edası ile şiirler kaleme alıyordu.

“Yüreğimin yarısı
Mekke’dir,
Geri kalanı da
Medine’dir
Üstünde bir tül gibi
Kudüs vardır.”
 
Onun yazılarında her şey canlı bir tablo gibi gözümüzün önündedir. Beyaz ile kara ince çizgiyle birbirinden ayrıdır. Ve hepsi de Kudüs Şairi’nin emrindedir. Yaptığı bir konuşmada kendini şöyle tanımladı:

“Ne mutlu, ezeli ebedi ulu önderimiz Hz. Muhammed’in şefaatçisi olanlara. Sloganım şudur: Ne mutlu Müslüman’ım diyene!”

Kütüphanenizde Nuri Pakdil eserleri var olmalıdır. Onun tamamen ak bir bilinç ile yazdığı eserlerinden bazıları ise şöyledir: Biat, Batı Notları, Klas Duruş, Umut, Osmanlı Simitçiler Kasidesi

“Yüreğimin yarısı
Mekke’dir,
Geri kalanı da
Medine’dir
Üstünde bir tül gibi
Kudüs vardır.”
 
Onun yazılarında her şey canlı bir tablo gibi gözümüzün önündedir. Beyaz ile kara ince çizgiyle birbirinden ayrıdır. Ve hepsi de Kudüs Şairi’nin emrindedir. Yaptığı bir konuşmada kendini şöyle tanımladı:

“Ne mutlu, ezeli ebedi ulu önderimiz Hz. Muhammed’in şefaatçisi olanlara. Sloganım şudur: Ne mutlu Müslüman’ım diyene!”

Kütüphanenizde Nuri Pakdil eserleri var olmalıdır. Onun tamamen ak bir bilinç ile yazdığı eserlerinden bazıları ise şöyledir: Biat, Batı Notları, Klas Duruş, Umut, Osmanlı Simitçiler Kasidesi

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.