Kudüs Duruşu

Kudüs duruşu şuurdur;

Bizdeki eksiklik Kudüs’süzlüktür…

Sen, senin olana sahip çıkmazsan, senden olmayan senin olanı istila eder…

Bugün, özelde Kudüs’te, genelde ise ümmet coğrafyasında yaşanan acıların anahtar cümlesi budur…

Biz, bizim olana sahip çıkmadık ve hâlâ da sahip çıkmıyoruz!..

Halbuki Peygamber efendimiz; “Dünyanın bir ucundaki Müslümanın ayağına diken batsa, diğer ucundaki Müslüman onun acısını yüreğinde hissetmezse gerçek iman etmiş sayılmaz.” buyuruyor. Yani “Müslümanlar kardeştir.” ayeti gereğince dünyanın neresinde olursa olsun, acıyı paylaşmak, dertlenmek, acının dinmesi için bir şeyler yapmak her Müslümanın sorumluluğudur…

Ancak ümmet, 100 yıl önce büyük bir anafora sürüklendi, ümmet olma şuuru yitirildi, bin parçaya bölündü ve her bir unsuru kendisini ayrı millet sanan başsız sürülere döndü…

Halil Cibran’ın ifadesiyle;

Bin parçaya bölünmüş, her parçası kendisini millet sanan millete yazık.
Kılıçla kütük arasına sıkışmadan, başını kaldırmayan millete yazık.

Maatteessüf, başlar kılıçla kütük arasına sıkıştı, fakat bunun farkında değiliz… Ümmetin her bir unsuru kendi cenazesini kaldırmaktan, kendi gözyaşlarına boğulmaktan başını kaldıramaz hâle geldi… Bırakın dünyanın öbür ucundaki Müslümanın acısını hissetmeyi, kalbimize saplanan zehirli oku hissedemez hâle geldik…

Kudüs…

Ümmetin kalbi, iman şehri… Yahudi’nin tüm tecavüz ve yıkımlarına rağmen İslâm’a kimliğini tüm ihtişamıyla muhafaza eden mukaddes şehir… Ümmetin düştüğü ve kaybolduğu yer!..

Kendimizi bulmak için yeniden Kudüs’e dönmeliyiz, ancak bunu yapabilmemiz için de “kıymetin” kıymetini bilmemiz gerekiyor…

Peki; bu nasıl olacak?

Bir şuur hareketi ile olacak… İslâm’ın olan mukaddes belde, ilmek ilmek işlenmeli tüm dimağlara… Kudüs’ün mukaddesliği Kur’an ve hadisler ışığında 7’den 77’ye herkese tekrar tekrar anlatılmalı, yorulmadan…

Öyle bir bilinçle ki, Kudüs ve Mescid-i Aksa için her gün tutuklanmaktan, can vermekten yorulmayan Kudüslüler hatırdan çıkartılmadan, “Kudüs için yorulmaktan yorulmamalı…”

Kürsülerden Kudüs eksik olmamalı… Alimlerimiz sadece İsrail, Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya saldırdığında eyleme dönük olmayan cümleler kurmamalı, “Allah’ım gönder bir Selahaddin, gönder bir Ömer” türünden… en başta dualarımızın formatını değiştirmemiz gerektiği öğretilmeli…

Ömer’i, Selahaddin’i beklemek yerine; Allah’ım Kudüs’ün özgürlüğüne beni memur kıl” diye yalvaracağız Rabbimize böylece…

Kudüs’ün özgürlüğünü isteyenlere, önce sabırla Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın “imanî” bir mesele olduğu, sonra da özgürlüğün nasıl gerçekleşeceği anlatılmalı… Kuru sloganların ötesine geçecek eylem birliği için “Kudüs şuuru” oluşturma çalışmaları yapılmalı, Şarkın en sevgili sultanı Sultan Selahaddin’in yaptığı gibi…

Kudüs işgal altındaydı yine, ümmet coğrafyası ise bugünkü gibi perişan… Önüne hedefler koyan ve o hedefleri gerçekleştirme hayalleri kuran Nureddin Zengi’nin yaptığını yapmaktan başka kaçarımız yoktur…

  • İslam birliğinin yeniden tesisi için çalışacağız…
  • Kudüs’ün özgürlüğü için hazırlık yapacağız…

Bu belki bize nasip olmayacak, Nureddin Zengi’ye nasip olmadığı gibi; ama biz bir yol açmış olacağız Zengi gibi sefere çıkmakla; zaten bizler de zaferden değil, seferden sorumlu değil miyiz!..

Sultan Selahaddin, Zengi’nin açtığı yolda Kudüs’e giden kilometre taşlarını sabırla döşedi… Her sabah namazından sonra cemaate sabırla Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı anlattı… Bir gün gencin biri; “Yeter artık Selahaddin, Kudüs işgal altında sen hâlâ bize Kudüs’ü anlatıyorsun, gidip kurtaralım” dediğinde, o büyük Sultan cevap vermedi gence… Ertesi gün sabah namazında Sultan Selahaddin yine cemaate Kudüs’ün önemini anlatırken, gözleri dünkü genci aradı ve göremeyince sordu: “Dünkü genç nerede?”

“Bugün gelmedi Sultanım” cevabını alınca, bize yol haritası olması gereken şu cümleyi kuruyor o kutlu Sultan; Ne zamanki Cuma ve bayram namazlarına gittiğimiz gibi sabah namazına gideriz, o zaman Allah bize Kudüs’ü nasip edecektir.”

Farkında mıyız, bırakın sabah namazına cemaate gitmeyi, vakit namazlarında bile dünya telaşından cem olamıyoruz… Hele ki sabah namazlarını üstümüzü bile giyinmeden pijamalarımızla kılıyoruz!..

Müslümanca bir duruş için doğru bir başkaldırı gerekir, bu da Muhammedî metottur…

Kur’an ve sünnet ışığında şuur hareketi nihayetinde kavi bir imanla ümmetin ayağa kalkmasına yol açacaktır… Bunu hemen şimdi başlatmalıyız, Kudüs için özel ilim halkaları oluşturup istisnasız her gün Kudüs’e dair okumalar, sohbetler yapmalıyız… Israrla Kur’an ve sünnet ışığında diyorum; aksi bizim olana kendi dilimizle bizden olmayanı ortak etmemize neden olacaktır… Unutmayalım ki kavramlarda üstünlük kimdeyse hedefe varmada o fersah fersah öndedir… Bizim olanı bizim kavramlarla okuyup anlatacağız ve anlayacağız…

Gerisi mi?

Rabbimizin “ol” demesine bakar…

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yerin Altındakiler, Üstündekilerden Çok

Kudüs duruşu şuurdur; Bizdeki eksiklik Kudüs’süzlüktür… ...

Boşluk

Kudüs duruşu şuurdur; Bizdeki eksiklik Kudüs’süzlüktür… ...

Hayali Olmayanın Hayatı Var Mıdır?

Kudüs duruşu şuurdur; Bizdeki eksiklik Kudüs’süzlüktür… ...