Kitap Tahlili - Sayılar Hakkında Bir Etimolojik Çalışma: Birden Bine

Etimoloji sözcüklerin kökenini ve günümüze geliş hikayelerini bilmek açısından önemlidir. Etimoloji kelimelerin ses değişimlerini, bir dilden başka dile geçen kelimelerin nasıl değişime uğradıklarını genel olarak kelimenin menşeini bizlere verir. Bu konu üzerine birçok çalışma ve sözlükler yazılmış olmakla birlikte bilinen en eski ve ilk Türkçe etimoloğunun Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün yazarı Kâşgarlı Mahmud olduğu söylenebilir. 7000’e yakın sözcük bulunan yapıtında türemiş ya da şekil değiştirmiş sözcüklerin yapılarını açıklamıştır.

Binlerce sözcük hakkında etimoloji çalışması yapılmıştır ancak sayılar üzerine bir etimoloji çalışması literatürde yer bulamamıştır. Bazı şeylerin isimlerinin neden o isim olduğu aklımıza takılmıştır ama biz çoğu zaman bunun üzerinde durmamışızdır. Sayılarda bu aklımıza gelip üzerine durmadığımız kelimelerdir.

Sayıların anlamlarındaki kesinlik, haklarında düşünmemizi zorlaştırdığından dolayı üzerinde pek düşünme ihtiyacı hissetmemiş olabiliriz. Düşünsek bile daha önce bir çalışma yapılamadığı için bu konuda araştırma yapmakta karanlık odada el yordamıyla bir şeyler aramayla eş değerdir. Ama merak öyle bir duygu ki sizi böyle zor çalışmalara sevk etmektedir. İşte Asım Gültekin’de böylesine çetin bir işe talip olmuş literatüre “Birden Bine” isimli sayıların etimolojilerini ele aldığı bir eser kazandırmıştır.

Yazar bu çalışmayı “Kökses Dil Teorisi”yle yapmıştır. Bu teorinin anahtarlarını her kelimeye ayrı ayrı uygulayarak, kelimeler kendilerini açıncaya kadar, anlamlarını ele verinceye kadar denemiştir.

Kitapta bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on, yirmi, otuz, kırk, elli, altmış, yetmiş, seksen, doksan, yüz, bin sayılarının köklerine, etimolojik hikayelerine inmeye çalışmıştır. Dediğimiz gibi daha önce yazılmış bir kaynak olmadığı için Asım Gültekin tabir yerindeyse el yordamıyla bir şeyler aramıştır.

Kitabın önsözünde Asıl Gültekin şöyle der: “Sayı sayarak matematiksel denilen birçok işlemi gerçekleştiriyoruz. Saymanın mahiyetini ne kadar düşünüyoruz? Sözcüklerde mesela Arapların aded ve rakam dediği sayılarla biz Türkler ne yaparız, Araplar rakamlarla neler yapar?

Bu sayılara Türkçede neden öyle denilmiş? İki neden iki, altı neden altı, neyin altı? Yirmi niçin yirmi? Kırk neden kırk? Bu sorular küçükken takılmıştır mutlaka. Çoğumuz bunların üzerinde fazla durmaz geçeriz. Ben geçemedim…” diyor.

Yazar takdim ve önsözden sonra ilk bölüme “ilk” kelimesiyle başlar. Kelimeyi ayırır böler başına sonuna harfler getirir. Netice itibariyle “ilk” kelimesinin anlamını bulmaya zorlar. Gültekin burada birçok dilcinin kabul etmediği bir şey söyler, “Türkçe sadece sondan eklemeli bir dil değil hem sondan hem baştan eklemeli bir dil.” der ve kelimeyi buna göre böler veya başa sona ekler getirir.

Gültekin “bir”le devam eder ve kendisini en çok zorlayan sayının “bir” olduğunu söyler. Kelimeye önce bi- kökünden bakar, sonra –ir kökünden inceler. Sonra başka milletlerde “bir” yazımına bakar. Sonraki başlıklardaysa “bir”in “tek”le irtibatını araştırır.

Yazar “iki”yi araştırırken “Bir haller olmuş ikiye” der. Ve şöyle devam eder: “İkinin ilk görünme biçimi: İki yani eki yani birin ek-i. Eklene eklene sayılıyor sayılar. Ekin iki olarak algılanması durumunu gazetelerin eklerini isimlendirmelerinde görmek mümkün. Bir kısım gazeteler eklerine hafta sonu eki, Pazar eki demek yerine iki demeyi tercih ediyor.”

Dört sayfalık kaynakçaya baktığımız zaman şunu görmekteyiz, Asım Gültekin bu yazıları yazarken epeyce kaynaktan faydalanmış ve bu metinleri oluştururken ezbere ve hissi davranmamıştır.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Kaybedilmiş Zamanın Çocuklarından

Etimoloji sözcüklerin kökenini ve günümüze geliş hikayelerini bilmek a...

Atlardan Umut Devşiren Meryem

Etimoloji sözcüklerin kökenini ve günümüze geliş hikayelerini bilmek a...

Kitap Tahlili – Yılkı Atı – Abbas Sayar

Etimoloji sözcüklerin kökenini ve günümüze geliş hikayelerini bilmek a...