Kitap Tahlili - Şarktan Mektuplar

Kitap: Şarktan Mektuplar
Yazar: Lady Mary Montagu

İngiliz Lady’den Önyargıları Kıran Mektuplar

Lady Mary Montagu bir İngiliz. Eşinin görevi dolayısıyla Osmanlı ülkesine gelir ve Belgrad'dan bir, Edirne'den ve İstanbul'dan muhataplarına onar mektup yazar. “Şarktan Mektuplar” on mektuptan oluşan seyahat da diyebilirsiniz bir anı kitabıdır.

Sultan Üçüncü Ahmed’in saltanatına denk gelen 1717-18 tarihlerinde yazılmış bu mektuplar dönemi anlamamıza yardımcı olan pek çok gözlem ve bilgiyle dolu. İngiltere'den kalkıp gelen Montagu'nun ilk defa gördüğü bu yerler ve kültür hakkında söyledikleri şüphesiz belirli şartlar altında iyice analiz edilmelidir.

Lady Gözlemlerine Sadık Kalıyor

Seyyahların çoğu öfkelerini kontrol altına alamamış ve duygularıyla gözlemlerinin yerini değiştirmiştir. Lady Mary Montagu'nun ayrıldığı nokta tam da burası. Mektuplarda görülecektir ki Lady, gözlemlerine sadık kalmış ve herhangi bir intikam hissiyle hareket etmemiştir. Bu yönüyle eser, bizim için yukarıda da belirttiğim gibi belirli şartlar altında güvenilir bilgilere yer vermiştir. Montagu’nun ulaşabildiği kadarıyla geniş halk kitlelerine gerçekleri açıklama gibi bir vazife üstlendiğini de söyleyebiliriz.

Lady Montagu, sadece gezme görme işleriyle değil daha derin meselelerle de ilgileniyor. Edirne'den Peder Conti'ye yazdığı mektupta İslâmiyet ve Hıristiyanlık arasında bir kıyaslama yapıyor. Mezheplerden, bazı ritüellerden bahsedilip iki din arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya konuyor. Elbette bunlar geniş çerçevede değil bir mektuba sığacak kadarıyla yapılıyor. Bu arada Edirne'de Ahmet Bey adındaki kişiyle yaptığı sohbetlerden söz ediyor. Ancak öyle anlaşılıyor ki Ahmet Bey yaşam tarzı olarak İslâmiyet'i bir yabancıya anlatabilecek en son kişi. Ahmet Bey yaşasaydı ona önce şarabı bırakmasını telkin eder sonra da kesinkes yasaklanmış konular hakkında ahkâm kesmemesini tavsiye ederdim.

Hem Camiye Hem Kiliseye Giden Arnavutlar

Lady, aynı mektupta enteresan bir gruptan söz ediyor. Arnavutlar içinde bir grubun cuma günleri camiye, pazar günleri ise kiliseye gittiklerini söylüyor. Bunun sebebini ise öbür dünyada gerçek peygamberin himayesini garanti altına almak olarak açıklıyorlarmış. Bu, şimdilerin moda tabiriyle bütün tuşlara basmak olarak tanımlanabilecek bir tavır herhalde.

Yazar, çevresinde olup bitenleri aktarırken ister istemez bir kıyaslama da yapıyor. Türk halkının alışkanlıkları, eğlenme biçimi, konuşma şekli vs. her biri birer kısa analize dönen anlatımlarla muhatabına iletiliyor. İbrahim Paşa tarafından yazılan bir şiiri kendi diline çevirdiği satırlarda yaptığı kıyas ve analiz gerçekten okumaya değer.

Çiçek Aşısı Osmanlıdan Alınıyor

Mektuplarda yer verilen önemli hususlardan biri de çiçek hastalığı ve aşısıyla ilgili husustur. Osmanlı ülkesinde geliştirilen çiçek aşısının İngiltere'ye ulaştırılması için harcadığı efor takdire şayan. Ancak bu noktada İngiliz Tabibler Birliği ve kilisenin defansıyla karşılaşmış mesele unutulup gitmiştir. Aşı Osmanlı ülkesinden getirildiği için “putperest âdeti” olarak yaftalanır. Görüldüğü üzere Orta Çağ’dan sonra bile kilisenin etkinliği eski zamanları aratmamış, bilime ve gelişmeye kapalı grupların belirleyici tavırları ülkelerin kaderine tesir etme alışkanlığına devam etmiştir.

Montagu'nun mektuplarının muhakkak birer karşılığı var. Bu mektupların karşı tarafın merakını giderme maksadıyla yazıldığı da açıktır. Gerçekten İstanbul ve diğer kıymetli şehirler ellerinden çıktıktan sonra bu güzellikleri kaybeden tarafın yazıklanmaya ara vermediğini ve "eskiden çok güzel olan" bu yerlerin şimdi ne halde olduğunu görmek istemedikleri bellidir. Öte yandan meraklarını gizleyemedikleri de ortadadır. Avrupalılar, gezgin maceraperest iki tane gamsızın söylediklerini dikkate alarak yüzyıllarca ağlamaya devam etmişlerdir. Lady, buralarda kısa süre kalıp her şeyi yanlış değerlendiren ve işin doğrusunu anlamak istemeyen maceraperest gezginleri fırsat buldukça yerden yere vuruyor.

Belgrad’dan İkinci Mektup

Alexander Pop'a yazdığı bir başka mektupta bu kez Belgrad'ın elden çıkışı dolayısıyla çevresindeki genel durumu anlatıyor. Belgrad'dan yazdığı ilk ve tek mektup da yine bu isme yazılmıştı. Eylül ayında yazılan bu mektup düşmana boyun eğmiş bir milletin ruh halini yansıtması açısından dikkate değer. Öfkenin tezahürü olarak askerlere yapılan suçlamalar, küçümsemeler tam bir bozgun havasını yansıtıyor. Yaklaşık iki yüz yıl yönetilmiş bir şehrin elden çıkması elbette ki acı verici.

Lady Mary Montagu, hem bir elçinin eşi olması yani dokunulmaz konumda olması ve hem de misafir konumda olması dolayısıyla sürekli saygı görüyor. Muhatap olduğu kişiler bürokrasinin önemli ve kalburüstü isimleri. Yani kendi konumuyla muhatap olduğu kimselerin konumu birbirine yakın. Haliyle buna göre bir ağırlama ve buna göre saygılı bir tavırla karşılanıyor. Elbette bir Anadolu köylüsünün evine gitse onlar da kendi ölçülerine göre misafirperverliklerini gösterecekler ama saray ve çevresinin tüm Osmanlı yaşam tarzını yansıttığını söylemek doğru olmaz. Lady de böyle söylemiyor ama görmediği daha çok şey dersek yanlış olmaz.

Palet Yayınları’ndan çıkan “Şarktan Mektuplar”da Lady Montagu, içinde önemli analizlerin bulunduğu mektuplar kaleme alıyor. Yüksek gözlem gücü ve merakı hitabetine yansıyor ve ortaya okuması zevkli metinler çıkıyor. Bu noktada eserin Türkçe çevirisini yapan Prof. Dr. Selçuk Ünlü'nün de hakkını vermeliyiz.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Kitap Tahlili – Tarih Neye Yarar?

Kitap: Şarktan Mektuplar Yazar: Lady Mary Montagu İngiliz Lady’den Önyargıları Kıran ...

Kitap Tahlili - Hata Neredeydi? Doğu’nun 300 Yıldır Cevabını Aradığı Soru

Kitap: Şarktan Mektuplar Yazar: Lady Mary Montagu İngiliz Lady’den Önyargıları Kıran ...