Kitap Tahlili: Medine Toplumu (Ekrem Ziya el-Umerî)

Medine: Bir Kutlu Şehir

Medine, darda kalmışlara, can korkusuyla kapısına gelmişlere, yerinden yurdundan edilmişlere kucak açmış, sürgün hayatların umudu olan kırılmış kalpleri onaran bir şehir… Bu şehir evlerini peygambere açmış, sahabeleri doyurmuş ve İslâm’ın nurlu ışığının dalga dalga yayılmasına ev sahipliği yapmış misafirperver bir şehir... Ayrıca Hz. Muhammed’in işaret ettiği yani gidilecek yer olarak gösterdiği şehir olması dolayısıyla da kutlu... Cefakâr halkı da aynı zamanda kutlu...

Ekrem Ziya el-Umerî, tarafından kaleme alınan “Medine Toplumu” bize eski Medine’yi tanıtıyor. Yazar, hem İslâm öncesi hem de İslâm sonrası dönemde Medine’nin gerek sosyolojik gerekse de kültürel yapısı hakkında önemli bilgiler aktarıyor. Sayfalar arasında gezinirken Yahudi hâkimiyetinden nasıl Arap hâkimiyetine geçtiğini, Arap kabilelerin birbirleriyle nasıl çatıştığını, Yahudilerin bu çatışmadaki rolünü ve İslâm’ın birleştirici gücünün büyüklüğünü bir kez daha idrak ediyoruz. Öyle ki İslâm gelince tüm dargınlıklar sona eriyor, aynı şehrin huzuru ve sükûnu için ortak çaba sarf ediliyor, ümmet duygusu her geçen gün kardeşlikle perçinleniyor…

Değişen Toplumsal Hayat

Yazar, İslâm’ın gelişiyle birlikte gerek insanların gerekse de toplumların hayatındaki değişimlerden bahsediyor. Eski ve zararlı gelenekler terk edilmiş, insanı merkez alan bir düşünce yapısı yaşam tarzı haline getirilmiştir. Muhakkak ki en büyük değişimlerden biri de Arap toplumunda yaşanmış Cahiliye dönemi adetleri ve mantıksız puta tapıcılık bırakılmıştır. El-Umerî, İslâm’ın Medine toplumuna etkilerini ayrıntılı bir biçimde anlatır. Medine’ye göç eden Müslümanlar, burada bir muhacire yakışır şekilde davranış sergilemişler aynı zamanda ev sahibi konumunda bulunan ensar da kendilerine yakışır şekilde davranmışlardır.

Medine’deki yaşam şüphe yok ki Mekke’den gelen muhacirlerle beraber değişmiş ve burada yeni bir toplum inşa edilmiştir. Bu inşada ortaya çıkabilecek problemler “kardeşlik” sistemiyle giderilmeye çalışılmış ve İslâm’ın daha geniş kitlelere yayılması için ortak hareket edilmiştir.

Okudukça hicret yıllarındaki Medine şehrine ilişkin belirli özellikleri öğrenme fırsatı da buluyoruz. Daha çok sanat ve zanaatla uğraşan Medineliler muhacirlere her türlü yardımı yapmışsa da muhacirlerden bir kısmı Medine’ye uyum sağlamada bazı güçlükler çekmiştir. Ensar, ne kadar yardımcı olsa da bazı muhacirlerin açıkta kaldığını yani kalacak yer bulamadıklarını görüyoruz. Medine’de akrabaları olmayan bu kimseler için Peygamber Efendimiz bir barınak düşünmüş ve Suffe ya da gölgelik olarak tanımlanabilecek bir yer yapılması için talimat vermiştir. Kitapta bu konuya ilişkin geniş bir açıklama mevcuttur. Hatta kimlerin buralarda kaldığına dair isim listeleri de vardır. Nasıl bir yaşam sürdükleri, giyimleri, yiyecekleri detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Artık Medine toplumunun bir parçası olan Suffe ahalisinin sayısı, durumu, alışkanlıkları kitabın anlatmak istedikleriyle örtüşen son derece önemli bilgiler içermektedir. Çünkü el-Umerî, değişen ve gelişen bir toplumdan bahsediyor. Bu değişime ve gelişime katkı veren her ayrıntının anlatılması son derece doğaldır.

Medine Anlaşması

Önemli konulardan biri de Medine Anlaşması’dır. Yaşam tarzının yazılı bir belgeye dayandırılması hem devletin gelişimi için hem de Medine’deki yaşamın bir düzene kavuşturulabilmesi için önemlidir. Bazı kaynaklarda belgeler reddedilmekte yani Medine Anlaşması diye bir belgenin olmadığı iddia edilmektedir. Fakat Ekrem Ziya el-Umerî, eserine bu belgeyi almış ve madde madde incelemiştir. Söz konusu belgede Müslümanların birbirleriyle olan ilişkileri düzenlenmiş ve belirli kurallar dâhilinde hareket etmeleri istenmiştir. Aynı şekilde Yahudilerle olan münasebetler ve kurallar da belgede yer almaktadır. Fakat Yahudiler genel mizaçları gereği anlaşmayı baştan kabul edip sonradan bozgunculuk yapmışlardır. Bu da onların Medine’den sürülmelerine neden olmuştur. Yazar, sürülme olayını da diğer konularda olduğu gibi ayrıntılı olarak anlatır. Bu kısım Yahudi toplumunun Müslüman topluma karşı beslediği kini ve nefreti göstermesi bakımından dikkatlice okunmalıdır. Günümüz gelişmelerini de bu cepheden değerlendirme ufku verecektir.

Müslümanlar ve Cihat

Cihat konusuna girilince Bedir’den başlayarak Uhud ve Hendek’le devam eden savaşlar epey kapsamlı bir şekilde anlatılmıştır. Birçok kaynakta üstünkörü anlatılan bu savaşlardan burada gayet geniş ve ayrıntılı bir şekilde bahsedilmiştir. Aynı şekilde adını duymadığımız bazı gazaları ve mücadeleleri de okumak mümkündür. Elbette her gaza, mücadele, İslâm adına atılan her adım değerli ancak Bedir’in Müslümanların kendilerini tanıtmadaki rolüne yani propagandasına verdiği katkı tartışılmaz. Bu andan sonra düşmanlar ciddiye alınacak bir Müslüman kitlenin varlığından haberdar olmuşlar ve daha ciddi hazırlıklarla Müslümanlar üzerine gitmeye karar vermişlerdir. Bir diğer önemli başarı da Hayber Kalesi’nin fethiyle kazanılan başarıdır. Hayber’in fethi, Müslümanların Mekke’yi daha güçlü bir biçimde düşünmelerine yardımcı olmuştur. Mekke’nin “anavatan” vazifesi görmesi, Kâbe’nin burada bulunması finalin bu güzel şehirle yapılması iştahını daima diri tutmuştur. Kazanılan başarılara, boyun eğdirilen düşmanlara rağmen İslâm ordusunun ve Müslümanların arzuları, talepleri sona eremezdi. Çünkü bu arzular ve talepler basit dünyevi hevesler değildi. Yaratıcının emrettiği, peygamberin işaret ettiği istikamette gidilecek yolun safhalarıydı. Bu yönüyle Mekke’nin fethi kazanılan tüm başarıları taçlandıran, başarıları daha değerli kılan finaldir diyebiliriz. Ancak bu final aynı zamanda bir başlangıcı da işaret ediyordu. Müslümanlar artık daha uzak noktalara gitmeli, İslâm adını uzak noktalarda duyurabilmeliydi.

Risale Yayınları’ndan çıkan ve Ekrem Ziya el-Umerî tarafından kaleme alınan Medine Toplumu, özellikle İslâm’ın ilk dönemlerinde yani Medine’de artan nüfus ve değişen sosyolojik yapıyla meydana gelen değişimleri ve problemleri ele almıştır. İslâm tarihiyle ilgili diğer kaynaklarda fazla bahsedilmeyen konulara da yer veren kitap gerek içerik gerekse de dil ve üslup bakımından gayet başarıyla hazırlanmış bir eserdir. Özellikle küçük ya da önemsiz gibi görünen belirli detayların okuyucunun ilgisini çekeceğini düşünüyorum.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Kitap Tahlili – Tarih Neye Yarar?

Medine: Bir Kutlu Şehir Medine, darda kalmışlara, can korkusuyla kapısına gelmişlere, yerinden yu...

Kitap Tahlili - Şarktan Mektuplar

Medine: Bir Kutlu Şehir Medine, darda kalmışlara, can korkusuyla kapısına gelmişlere, yerinden yu...

Kitap Tahlili - Hata Neredeydi? Doğu’nun 300 Yıldır Cevabını Aradığı Soru

Medine: Bir Kutlu Şehir Medine, darda kalmışlara, can korkusuyla kapısına gelmişlere, yerinden yu...