Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Kırkikindi

avatar

Osman Deniz

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 2 dakika)

Gölge tutarken hayal
İnsana doymaz toprak
Aynalar hiçe bakar
İz bırakmaz bakışlar

Güneş kemirir çölü
Düşerken gözyaşları
Sonsuza kazınır aşk
Ölüm saramaz onu

En yüksek en derinin
Sevdalısı ezelde
Kavuşmak değildir aşk
Buluşmalar mahşerde

Söküldükçe dikilir
Acılar her dem taze
Bir hüzünlü kehribar
Acıyı saklar bize

Sinelerde gizli kor
Çelik sağar demirden
Gözyaşıyla yoğrulur
Kırılgan kederinden

Sonsuz yanında sayı
Ölüm yanında hayat
Varlığımız bir serap
Çaresizlik gözlerde

Dar gelir mi hiç toprak
Ağaçların köküne
Acı içinde büyür
Yürekler aşka teşne

Zembereği boşalmış
Bir saattir yürekler
Çarpar öteye sarsak
Yollar düğüm geriye

Sıcak tutar hayaller
Damarlardaki kanı
Karasevda ateşi
Naziredir güneşe

Bir heykelin soluğu
Kadar gerçek miyiz biz
Yele savur gölgeni
Gövde aynada köle

Her gece o uykuya
Yaslanır düşer başlar
Bin bir hayal içinde
Öyle dolaşır ruhlar

Varlık hiçliğe düşer
Hiç bıkmaz gündüz gece
Ufkun ardında bekler
Ölüm bizi sessizce

Doğmak için yeniden
İpekböceği örer
Tabutunu ipekten
Ölüm müjde öteden

Zemberektir boşalır
Yeniden sarmak için
Varlık düşer hiçliğe
Yeniden doğmak için

Küf küser mi hiç neme
Yosun tutar mı bulut
İçinde aşk olmasa
Buzdan kalıptır gövde

Ölüm hayat aşısı
Her doğan yeni tende
Ateşi olmayan yürek
Soğuk bir tendir canda

Aynalarda kaybolur
Geçmiş zaman yüzleri
Aşktır değer sırrına
Sonsuza iz bırakır

Ölü görmemiş kefen
Mutsuzluğu içinde
Aşksız geçen hayatta
Gölgesiz gezer beden

İskeleti ruhların
Yapışır mı bedene
Kanla yazılmış hüzün
Alınlarda kitabe

Yeniden başlar her an
Yeniden ve yeniden
Hep yeniden ölünür
Ölüm kendi ölmeden

Çare yoksa ölüme
Neye yarar ki zaman
Bırak geviş getirsin
Öteye inanmayan

Gönülleri harlayan
Kelimeler dökülsün
Bırak şu dudaklardan
Eyyamdır yoksa zaman

Kum saati şu ömrü
Çözerken tane tane
Sonsuza eğilmiş dal
Yaşarız gölgesinde

Canhıraş bir fısıltı
Bir rüzgar yaşar içte
Alır başını gider
Emir verildiğinde

Akşam renklidir gönül
Günün her saatinde
Her kemiği eritir
Gönül aşk ateşiyle

Gece bozgun artığı
Gözlerdeki tüm düşler
Hayat savaş meydanı
Can çekişen ölüler

Şu hayat düğümlenir
Ki her gece uykuda
Ruh düşlerde dolaşır
Ölümü çözmek için

Ölüm pusmuş bir bıçak
Hayattan o kınına
İçinde ölü yatan
Berrak bir su, dibinde

Gözler ki ufuklarda
Eskirken hayallerle
Buruşturur hayatı
O nefesi ölümün

Ölümün gölgesinde
Güneşlenirken hayat
Solgun bir soluk insan
Boşlukta oyalanan

Karada saklıdır ak
Yek ahenktir hakikat
Gövde çamur ve toprak
Varlığın sinesinde

An’a kök salan hayat
Ötede verir meyve
Ölüye değmez ölüm
Ölen ölmeyecek ki

Az, çok, uzun ve kısa
Ölümde hep tek hiza
Her an ölüme gider
Son an ölüme değer

İlk ve son türkü hayat
Bir daha söylenmeyen
Doğum sancısı çeker
Mezara inen ölü

Son nefes ilk nefesin
Sonucudur bir yerde
Yaşanan her bir doğum
Çoğaltır hep ölümü

Ölerek çıkarırsın
Maskesini hiçliğin
Ardında göreceksin
Varlığını sonsuzun

Kendi teninde mahpus
Ölümünü kuşanmış
Aynada gölge suret
İnsan; hiçe bulanmış

Dalgalı deniz, susuz
Gözler düşe boğulmuş
Her dalga ayrı mecnun
Kemiklerini unutmuş

Hep düşlerden çalınmış
Bir hayatın peşinde
Ömür geçip de gider
Belki de hep beyhude

Rahmetin gazabından
Fazladır ki biliriz
Öyle söyler hadisin
Affet bizi rabbimiz

1964 doğumlu. İlk, orta ve liseyi İzmir'de okudu. Erzurum Atatürk Üniversitesi İlâhiyat Fakültesini bitirdi. Felsefe yüksek lisansı yaptı. Ankara'da MEB'e bağlı okullarda 30 yıl öğretmen ve idareci olarak çalıştı. 2018 yılında emekli oldu.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.