Edebiyat, Şiir, Fikir

Karabağ Hüznü

(Okunma Süresi: 1 dakika)

Ah Karabağ Karabağ, ağlıyorum bahtına!…
Adını kanla yazdım yüreğimin tahtına

Seni yad elde görmek alnımda kara yazı
Evine dönmedikçe bitmeyecek bu sızı

Hazin hazin ötüyor Karabağ’ın bülbülü
Goncaydın bir zamanlar gönül bahçemin gülü

Göğünde bulut olsa bizde sağanak başlar
Karabağ üzülünce gözümden akar yaşlar

Ne zaman sağalacak gönlümdeki bu yara?
Kara kışlar gün gelir selam durur bahara

Biriken öfkemizi süreceğiz mavzere
Karabağ’da şerefle koşacağız zafere

Dağılsın kara bulut beklenen güneş doğsun
Aydınlığın cümbüşü karanlıkları boğsun

Karabağ yüreğime şah damarımdan yakın
Söyle ne zaman biter bu hayâsızca akın?

Hocalı kan ağlarken duaya kalkmış eller
Ölüm bahçelerinde boynunu bükmüş güller

Suskunluğun çığlığı kanayan karanfiller
Göğe yükselen âhın yanık bağrımı deler

Uzağıma düşmüşsün yine gönlüm şikeste
Notalara döktüğüm bin yıl sürer bu beste

Ateş denizlerinde ne badireler aştın
Kök saldın yüreğime, içimde çınarlaştın

Saldılar Karabağ’a Ermeni’nin dölünü
Geride bıraktılar bize bu kan gölünü

Gecenin ayazında girersin düşlerime
Aydan arı suretin düşer gülüşlerime

Büyürsün gözlerimde tenin ruha dar gelir
Kara kışın ardından elbette bahar gelir

Sana olan hasretim içimde bir dağ olur
Yüreğimin başkenti şirin Karabağ olur…

M. Nihat Malkoç

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir