Kapitalizm ve Aile

Bizi var eden, muhatap alıp eşref-i mahlûk sayan ve emanetini yükleyecek kadar değer veren Rahim Olan’ın adıyla başlayalım.

Ana rahminde başlar sanırız insanın hayatı. Oysaki Rahim olan ervah-ı ezelde var etmişti ruhlarımızı. Ardından Hazreti Âdem ve Havva’yı yaratarak onları aile kıldı ve varlıklar içerisinde bu manevi bağa sahip olan tek cins insanoğludur.

Rahim olan, en korunaklı ve güzel barınma yeri olarak bize ana rahmini nasip etti. Hayat yolculuğumuzun ilk noktası olan ana rahmi; sadece fiziki olarak besin kaynağımız değil aynı zamanda ruhen beslenip madden korunduğumuz yerdir.

Küçük bir girişin ardından önce kapitalizmi ardından aile kavramını tanımladıktan sonra bir münazara geliştirelim ardından bir fikir üretmeye çalışalım…

Kapitalizm

Kapitalizmi Türk Dil Kurumu “anamalcılık” olarak tanımlamıştır. Kapitalizm, üretim araçlarının özel mülkiyetine ve bunların kâr amacıyla işletilmesine dayanan bir ekonomik sistemdir. Serbest Piyasa ekonomisi de deniliyor.

Kapitalizm, sermayenin belli bir kesimde toplanması ve bu merkezin ekonomik sistemin odağı haline gelip bütün dünyayı bu sistemde yönetip tüm dünyada güç sahibi olma amacıyla kurulan ekonomik bir yapıdır.

Capital sermaye, toplumları endüstrileşme yarışına koyarak sanayileşmek açısından kendisinden geri olan diğer bütün toplumları sanayileştirerek kendi yörüngesine almaktadır.

Kapitalizm, ekranlar ve reklamlar aracılığıyla sıfırdan zengin olma hayali olan, daha lüks yaşama isteğinde olan, daha refah bir hayat için var gücüyle çabalayan insanların emeklerini sömürerek, onlara daha fazla olanak sağladığını, onları geliştirdiğini deklare eder. Oysaki sermayenin el değiştirmesine kesinlikle karşı olan bu sistem, paranın dağılmasına karşıttır. Büyük balığın küçük balığı yuttuğu rekabetçi yapısıyla ekonomik olarak büyükler daha büyürken, küçükler her geçen gün daha da küçülür. Kendini teselli etmek için avını kocaman çenesinde ezen bir timsah gibi gözyaşı döker ve bu gözyaşı ile onların çölüne su olmak istediğini iddia eder.

Kapitalizm, insanların modern, modaya uygun bir hayat yaşamalarını dürtülerken onlara her zaman daha fazla ihtiyaçları olduğunu hissettirerek daha fazla alışveriş yapmalarını sağlar. Böylece daha fazla tüketim yapılır ve daha fazla üretime ihtiyaç duyulur.

Kapitalist ekonomik sisteme dünya üzerinde katılmamış ülke çok azdır ve faiz sistemi ile birlikte kaptanlar yani para babaları hiç emek sarf etmeden büyülerken işçi sınıfını oluşturan kesim, her geçen gün daha müreffeh bir hayat için daha fazla borca girmektedir.

Kapitalizm, tüketiciye özgürlük sağladığını iddia etse de insanlara sınırlı sayıda seçenek sunarak onlara bir seçim yaptıklarını düşündürür. Fakat sinema, dizi, reklamlar gibi araçlar ile insanları kendi belirlediği ürünlere yönlendirerek onların seçim haklarını ellerinden alır.

Kapitalizm, kurduğu ekonomik sisteme devletlerin müdahale etmelerini istemez. Devletleri ekonomik olarak kendisine bağımlı hale getirip borçlandırır ve bu sistemin işlemesine engel olacak yöneticiler bir şekilde yönetimden uzaklaştırılır.

Kapitalizm, insan hayatına yahut çevre kirliliğine hiçbir şekilde önem vermediği gibi kazanmak için savaşlar organize eder, terör örgütlerini destekleyerek devletlerin farklı ekonomik birliktelikler yapmalarını engeller.

Kapitalist düzende iş sahibi olmak, maaş, statü, istihdam ve kariyer gibi kavramlar parlatılarak insanlar sistemin birer parçası haline getirilir.

“Gerçi 19. Yüzyıldaki durumuyla batı medeniyeti İslam topraklarına kendi teknolojisini hâkim kılmak gibi bir niyet ile girmiş değildi. Yalnızca mal satmak ve hayat tarzını satabildiği mala göre düzenlemek istiyordu.” ⁽¹⁾

Kapitalizm, kendi varlığını korumaya muhatap ve rakiplerinin yokluğuna; kendi gücünü rakiplerinin zayıflığına; kendi zenginliğini rakiplerinin yoksulluğuna; kendi varlığını düşmanlarının yoksunluğuna tabi kılar. Ve bekasını düşmanının fenasında arar. Bu minvalde kendi haricinde bütün dünya toplumlarını değerlerinden uzaklaştırıp onları kendine birer köle, pazar ve müşteri olarak değerlendirmek ister.

Aile

Aile toplumun en küçük birimi toplumsal yapının temel taşıdır.

Toplumun kimyası ve doğası aile bağları ile ilişkilidir.

Aile kan bağı, aynı zamanda değerler manzumesidir.

Bir yanda babalık vardır ki karşılıksız şefkat, rikkat, fedakârlık barındırır; belki de biraz haşmet ve celalet.

Anne vardır, Rahim olanın rahmetini karnında bize sunduğu. Dünya yolculuğumuzun ilk durağı, sonsuz rahmet, şefkat kaynağı fedakâr ve cefakâr aynı zamanda sevgisi sınırsız koruyucu melek. Yüce dinimizin cenneti ayaklarının altında arayacağımız ulvi makam olarak bize sunduğu müstesna insan.

Rabbimiz Rahmetini anne rahmetiyle kıyaslar bu ise annenin evladına nasıl bir merhamet beslediğini gösteren en güzel misalidir.

Eş olmak aşk ve sevgi bağlılığı, ardından sıdkiyyet ve vefa...

Canan olmanın ulviyeti aileyi bir arada tutan ve idamesini sağlayan manevi bağdır.

Dede, nine ailenin ahirete bakan yüzü saygı ve dikkatin ağırlığı…

Torunlar Cennet bağından, tuğba dalından koparılmış ve bize sunulmuş birer taamdır. Öyle ki annem ve babam defaatle; oğul senden ziyade torunumuzu özledik derler. Hiç şüphesiz bu sevginin kaynağı Vedud olandan gelen bize bir ihsandır. Ötelerden sunulan lezziz taamdır.

İşte kapitalizmi kendi sözcükleri ile tanımladık aileyi ise bize ait kavramlar ile tarif etmeye çalıştık.

Şimdi bu ekonomik sistem ile toplumsal yapıyı tahlil edip karşılaştırıp birbirleri ile ilişkilerini ve birbirlerine olan etkilerini irdeleyelim..

Bir yanda kazanmak için muhatabına kaybettiren bir sistem; diğer yanda karşılıksız emek ve çabanın olduğu yapı.

Bir yanda çoğalarak yok eden bir sistem; diğer yanda çoğaldıkça var olan bir yapı.

Bir yanda parçalayan ve her parçayı ezip sömüren bir sistem; diğer yanda sevgi ve saygıyla yoğuran birleştirici bir yapı.

Bir yanda daha fazla üretim ve tüketimi özendirerek köleleştiren bir sistem. Diğer yanda koruyup kollayan yetiştiren eğiten ve hürleştiren bir yapı.


Bir yanda rahat zengin ve müreffeh bir hayat hayali ile epistemolojik köleleştirme ve kendine mahkûm kılma sistemi. Diğer yanda daha güzel bir hayat yaşatmak için zamanı imkânı ve emeği harcayan ve bunun karşılığında herhangi bir şey beklemeyen bir yapı.

Bir yanda zengin olmak için fakirleştiren doymak için aç bırakan lüks giyim için çıplak bırakan hürriyet için emeği sömüren bir sistem. Diğer yanda öz-benlik, zenginleştirmek için fedakârlık gösteren, doyurmak için aç kalan, yaşatmak için yaşayan bir yapı.

Bir yanda ekonomik sınıfsal bir yapı oluşturarak varlığını korumak ve dünya üzerindeki tüm toplumların zenginliklerine sahip olmak için kurulan bir düzen ve bunu yaparken muhatap milletleri birleşmesini engelleyen ve de sınıfsal yapı değişmesin diye her gün binlerce insanın ölmesine sebep olan bir düzen. Diğer yanda milleti oluşturan ve devleti dolayısıyla insanlığı yaşatmak ve ilerletip geliştirmek için her bir ferdi koruyan özen ile büyüten bir yapı.

Bir yanda rekabeti teşvik edip işçi ve çalışan emeğini hortumlayan ekranlar ve reklamlar ile insanları kırbaçlayan bir yapı; diğer yanda feragati ile nam salmış evladı ve eşi için uykusuz kalan; zaman, mekân bütün yaşantısını ailesi için harcayan bir yapı.

Kapitalizm bütün dünyaya açılmış küresel ekonomik bir savaştır. Aile ise bir selamet ve barış yuvasıdır. Merhamet ve şefkatin karşılıksız ve sınırsız olduğu yegâne kurumdur.

Aileyi çınar ağacına benzetirim. Kökü dede nineler; gövdesi anne, baba; dallar akrabalar ve yaprakları/meyvesi çocuklar olan koca bir çınar. Yaslanınca huzur veren güvende hissettiren kökü dallarını seven gövdesi güçlü ayakları yere sağlam basan ve başı dik ulu bir çınar. Bu çınarı kapitalizm kendi emellerine alet etmek hatta kendi ağacı kılmak için budayıp meyvesiz bir çam haline getirdi.

İşte önce tanımlayıp tasvir ettiğimiz ardından karşılaştırıp tahlil ve tenkit ettiğimiz bu iki yapının birlikteliğini,

Ne kadar benzeyip ne kadar farklılaştığını,

Ne kadar yakın ve ne kadar uzak olduklarını ifade etmeye çalıştım.

Kapitalist ekonomik sistemin kurucusu Batı ülkelerindeki aile hayatına, anne babaya bakış ve çocuklara davranış şekillerine bakarak bir yargı oluşturabiliriz.

Tabii ki bu yargıyı oluşturup hükmü vermeyi size bırakıyorum.

Kapitalizm aileyi yaşatır mı?

KAYNAKÇA:

1: İsmet Özel, Üç Zor Mesele,12. Baskı, Tam İstiklal Yayıncılığı Ortaklığı, İstanbul, s. 341

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Sezai Karakoç'un Ardından

Bizi var eden, muhatap alıp eşref-i mahlûk sayan ve emanetini yükleyecek kadar değer vere...

Gönül Dağı Dizisi ve Güneş Toplayan Adam Hikâyeleri

Bizi var eden, muhatap alıp eşref-i mahlûk sayan ve emanetini yükleyecek kadar değer vere...

Kokun Hatrına

Bizi var eden, muhatap alıp eşref-i mahlûk sayan ve emanetini yükleyecek kadar değer vere...