Kapımıza Dayanan Düşman: Sosyal Medya

Dedeme söylese idim, ya da anlatsa idim, elimize alacağımız minicik bir aletle (adına telefon ya da tablet diyoruz biz) tüm dünyayı gezebileceğimi, görmek istediğim her şeyi rahatlıkla görebileceğimi ve birçok duyguyu, duygusuz bir şekilde o küçücük aletin içine sığdırabileceğimi kesinlikle inanmaz, hatta bana kızar ve beni ciddi anlamda azarlardı.

Mesafeler çok kısaldı. İletişimin gereği insanlar birbirleriyle çok hızlı olarak irtibat kurabiliyorlar. Ülkeler arasında ulaşım aylarla, hatta yıllarla konuşulurken, şimdi dünyanın en uzak noktasında birkaç saatte ulaşabiliyorsunuz. Doğal olarak bu durum toplumların birbirleriyle olan iletişimlerini de hızlandırmış, kolaylaştırmıştır.

Yaşadığımız toplumun kültürel değerlerine ne kadar sahip çıktığımız ya da ne kadar sırtımızı döndüğümüzle ilgili durum değerlendirmesi de burada net olarak karşımızda durmaktadır. Bu iletişimin en önemli ayağını sosyal medya dediğimiz iletişim araçlarının tümü oluşturmaktadır.

Her geçen gün yeni uygulamaların eklendiği, eklenen uygulamalar ile yeni özelliklerin de geldiği bu sanal dünya bizi tüm iyi ya da kötü yönlerimizle içine çekti ve kendisiyle birlikte yaşamaya mahkum etti adeta. Kanaatimce Sosyal Medya bağımlılığı bir nevi mahkumiyet boyutuna ulaştı. Çünkü bir kere içine girdiğiniz zaman kendinizi kurtaramıyor, sıyrılıp çıkamıyorsunuz.

Peki bu durum toplumun, özellikle de gençlerin ve çocukların üzerinde nasıl bir etki oluşturuyor?

Günümüzde sosyal medya dediğimiz sanal alemin dışına çıkmak artık imkansız gibi bir şey. Mamafih tüm dünyada her üç kişiden birinin sosyal medya hesabı var iken, ülkemizde her iki kişiden birinin sosyal medya hesabının olduğu yapılan araştırmalarla ortaya çıkmış bulunmakta.

Gençlerimizin tamamı artık iletişimin bir gereği gibi gördükleri Instagram, Twitter, WhatsApp, Facebook ve bunların benzeri hesaplardan biri ya da birkaçına üye olup buralardan diğer üye bireylerle iletişime geçip veri alışverişinde, bilgi paylaşımında bulunuyorlar.

Bu konuda yapılabilecek pek bir şeyin kalmadığı aşikâr. Topyekün bir kapatma söz konusu olamayacağı ve bunun önüne geçilemeyeceğine göre gençlerimizi ve çocuklarımızı bu sanal alemde bekleyen tehlikeler neler onlara maddeler halinde bakalım isterseniz.

A) Kişilik ve Kimlik Bozukluğuna Sebebiyet Vermesi

Ergenliğin ilk yıllarından itibaren, hatta çocukluktan itibaren doğrudan veya dolaylı olarak irtibat kurulup iletişime geçilen sosyal medya hesapları özellikle ilk gençlik yıllarında karakter oturması ve kişilik oluşması döneminde muhatap olduğu bireyin kişilik bozukluğuna, karakter karmaşasına ve bunlara bağlı olarak psikolojik problemlere zemin hazırlamaktadır. Buradan hareketle gençlerin özellikle çocukluk yıllarından itibaren sosyal medyadan, telefon, tablet veya bilgisayardan uzak tutulmaları gerekmektedir diye ütopik bir ifade kullanmak istemiyorum. Ebeveyn kontrolünde bir kullanımla yararlı bir döneme evrilebilir. Daha faydalı bir kullanım alışkanlığı ile çocuğun eğitimine katkı sağlanması adına gerekli girişimlerde bulunabilir. Burada fert olarak ebevyn kadar, devletin ilgili birimleri de sorumluluk altındadırlar. Nesli bozan tüm yayınların bir şekilde kaldırılması, yayılmaması, yayınlanmaması için gerekli tedbirleri almak da devletin görevidir.

B) Mahremiyet Sınırlarının Ortadan Kalkması

Eskiden atalarımız dört duvar sır örtüsü derlerdi. Yani aile hayatı başta olmak üzere kişinin bir mahremiyet duygusu, hicab ve utanma duygusu vardı. Bu duygular da ilk gençlik yıllarında gelişmeye, değişmeye, oturmaya ve olgunlaşmaya başlar. İşte bu çağlarda her türlü konunun rahatça konuşulduğu, her türlü resmin, videonun serbestçe dolaştığı internet ağlarına, sosyal medya hesaplarına ve benzeri uygulamalara giren yeni yetme gençlerde bu mahremiyet, utanma, haya ve mahcubiyet duygusu gelişememekte, hatta ortadan kalkmaktadır. Bu da gencin ya da bireyin iman ve inanç merkezli, toplumun etik değerlerine karşı yabancılaşmasını, kendisini toplumdan soyutlamasını ve ben merkezli bir hayat yaşayarak bencilleşmesini, çevresinden kopmasını, iletişim kuramadığı çevreye uyum sağlayamamasını ortaya çıkarmaktadır. Böylece toplumun geleceği olan genç nesillerin düşünmeyen, üretmeyen sadece keyfi ve zevki yaşayan bireylerin haline gelmesine zemin hazırlamaktadır.

C) Duyguların Dejenere Edilip Gençlerin Kandırılması ve Suistimal Edilmesi

Gün geçmiyor ki sosyal medya merkezli ve sebepli çeşitli olayların cereyan ettiğini duymayalım. Bugün gençler çeşitli uygulamalar kullanarak birbirleriyle iletişime geçerek, yalnızca nikah dairesinde bir araya gelen eşlerin aralarında yaşayabilecekleri özel ilişkileri çok rahat bir şekilde yaşamakta, çeşitli isimlerle bunu arkadaşlık adı altında yaygınlaştırmakta ve böylece toplumun sıhriyet, neslin cinsiyet, geleceğini tehlikeye atmaktadırlar. Bunun temelinde yine sosyal medya uygulamaları ve hesaplarının olduğunu bilmek ve hiçbir şey yapmadan öylece seyretmek ne kadar acı bir durum düşünebiliyor musunuz?

Tüm dünyanın ortak olarak birleştiği yegâne konu gençlerin iyi bir eğitim almaları, toplumun geleceğini garanti altına alacak olan bireyler olarak yetişmelerini sağlamak için yatırımlar yapmaktır.

Bugün gençlere yapılan her türlü yatırımın toplumun geleceğine yapılan bir yatırım olduğu herkes tarafından kabul edilmiş bulunmaktadır. Bugünün küçüğü, yarının büyüğü sözü atalarımız tarafından özellikle toplum hafızamıza yazılmıştır.

Konu aslında çok daha detaylı incelenmesi ve teferruatı ile kaleme alınması gereken bir konu. Burada birkaç sahife ile sınırlandırılamayacak kadar tehlikeli ve gerçekten vahim bir konu. Yapılabilecek en iyi karşı müdahale kendi kültür alt yapımızdan beslenen, kültür kodlarımızla kodlanmış, tarihi, toplumsal ve kültür değerlerimizle harmanlanmış bir sosyal medya ağının geliştirilmesi, içerik olarak yine kültür kodlarımızla beslenen içeriklerin özellikle başta ülke gençliğine, sonra da tüm dünyaya sunulmasıdır. Aksi halde çok yakın bir gelecekte, canlı ve ateşli silahlarla yapılan kara, hava, deniz savaşlarının yerini, sosyal medya hesapları ile yapılan savaşlar alacak. Maalesef batı bu savaşta ahlaksızlığı, etik yetersizliği ve hesapsızlığı yüzünden şu anda çok büyük buhranlar yaşamaktadır. Bahsettiğimiz buhranın temeli olan ahlaksızlık, edep yoksunluğu, hırsızlık, yalan, kimlik kargaşası, kişilik bozukluğu, sanal dolandırıcılık, sanal ahlaksız ticaret gibi daha sayabileceğimiz onlarca başlıktan oluşan düşman birlikleri çok yakın bir gelecekte topyekün kapımıza dayanacak vesselam.

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Sen Güle Bakıyorsun

Dedeme söylese idim, ya da anlatsa idim, elimize alacağımız minicik bir aletle (adına telefon y...

İçimizde Bir Ülke

Dedeme söylese idim, ya da anlatsa idim, elimize alacağımız minicik bir aletle (adına telefon y...

Çocukluğun Gölgesinde Bir Ömür

Dedeme söylese idim, ya da anlatsa idim, elimize alacağımız minicik bir aletle (adına telefon y...