Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Kalbin Kandillerini Yakmak – Saltuk Buğra Bıçak

avatar

Sinem Çağlancı

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 1 dakika)

İnsan birkaç kere vurulur. İnsan birkaç kere kendinden vurulur. Hatta vurulunca kalbi dağılır. Ama ölmez. İnsan kendinden vurulunca karanlığın yırtıcılığı ile baş başa kalır, nefessiz kalır, gönülsüz kalır ve sabah olmayı bilmez. Böyle başlamaz mı insanın kendi kuyusuna inmesi. Ya bir taşı kafasında hissetmeli ya da yüreğinde. Ama bunu bir seferde hissetmiyoruz Aziz okur. Ruh birkaç kere parçalanmalı, hayat kendini bırakmalı, insanlarla tüm bağlar kopmalı. Böyle işte, kolay akıllanmıyoruz Derviş Efendi. Önce bir fırt dünya almalıyız sonra ab-ı hayat. Onu da becerebilirsek. Yalnız umuyoruz ki ab-ı hayat pınarının başına geldiğimizde pınardan bir pencere açılacak. Ya da gökyüzünden… Evet evet gökyüzünden, hem pınar gökyüzünün gölgesi değil midir? Gökyüzünden bir pencere açılacak ve ‘tebrikler efendim, gökyüzünden oldunuz. Artık gök yüzünüzde!’ Ama siz de bilirsiniz böyle şeyler hikayeler de olur. Hatta hikayelerdeki gibi yaşarsanız siz hikaye olursunuz!

Hikaye olmamıza gerek var mı bilmem ama karanlık olan bu asırda insan kalbini bir yerde aydınlatmak istiyor. Hiç olmadı içindeki yalnızlık duygusuyla baş edip, omurgaları çatlatacak sancıdan kurtulabilmek için… Bu yüzden önce niyet edip yürümeye başlanılmalı kalbin on bir kandilini yakabilmek için. Saltuk Buğra deyimiyle:

“Yanındaki yoldaşın gölgesi say kendini, gölgeni unut da yürü…” der.

Ahir zamandayız ne kadar becerebiliriz meçhul ama biz yine de:

Sefer bizden zafer Allah’tan, diyelim.

Kitaptaki on bir kandil, on bir kapı. Bazı kapılar Yunus Emre sözleri ile örülmüş. Bazıları beklemekle, bazısı imtihanla, bazıları da gönle hükmetmekle örülmüş.

Beklemesi heyecanlı olduğu kadar sabrı da ölçüyor adım adım ilerleyiş. Lakin hikayelerin uzunluğundan değil. Hikayeyi gönle yerleştirirseniz, hikaye siz olursanız her bir kapıdan geçerken sıcak biraz daha basıyor. Ilık ılık terlemeler, sıkışmış kapılar, imtihanlar…

Neyse sefer bizden demiştik. Yolda göreceğiniz/göreceğimiz nasipler var. Ayağınız çarpınca ‘hayırdır ya’ kelimesinin ‘hayırmış ya…’ olması ve hiç olmazsa on bir kandil yerine tek kandilde dinlenebilmeniz ümidiyle, sadra şifadır.

KİTAP: Kalbin Kandillerini Yakmak
YAZAR: SALTUK BUĞRA BIÇAK
YAYINEVİ: Eşik Yayınları
SAYFA: 90

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.