Kahverengi Gözlerin

O buğulu gözleri sürura aşina değildi.
Çehrelerden daima uzak,
Ya sabit bir noktaya çakılıverirdi aniden,
Ya da kaybolurdu mavilikte
Bir şeylere, birilerine kızarak.

Pek az uyur,
Buna rağmen düşlerde gezinirdi sanki gözleri.
Sanki derin bir ızdırabın eşiğinde.
Ama bir o kadar da gururlu gibi…
Dedim ya,
O gözler çehrelerden daima uzak.
Olur da takılıverirse bir simaya,
Ateşten elini çekercesine, kaçırırdı bakışlarını,
Yanarak…

Kahverengiydi onun gözleri…
Siyaha çalan koyu kahverengi.
Güneşte kızıl bir ateş misali.
Asi, mahzun, ırak…
Adetiydi hep kendinden, birilerinden kaçmak…

O bakınca kahve kokardı tüm şehir.
Koca İstanbul bir bakır cezveye sığar,
Ağır ağır kaynardı.
Ne Kız Kulesi kalırdı, ne Galata, ne Kadıköy, ne Beşiktaş.
Her şey alt üst olup dibe çökerdi yavaş yavaş…
Kederlerim köpürüverirdi yüreğimde.
Kaybolurdu gözlerim;
Acı, telveli, bol köpüklü kahve gözlerinde…

Bir fincan kahveydi gözleri…
Kırk yıllık hatrı var mıydı bilmem ama
Varsa da kırılmıştı, belli.
Büyük şehrin beton yığınları arasında,
Bir avuç Doğu toprağıydı gözleri.
Sert, sıcak, kurak.
Bazen oldukça verimli,
Ama çoğunlukla çorak.

Derin bir yangının resmiydi kahverengi gözleri.
Hisli bir şiirin en tesirli sözleriydi.
Kim bilir, kimsenin fark etmediği o gözlerde;
Nice elem, nice keder, nice sır gizliydi…

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Kurulu Sofralara Özlem

O buğulu gözleri sürura aşina değildi. Çehrelerden daima uzak, Ya sabit bir nokta...

Kınanmış Panorama

O buğulu gözleri sürura aşina değildi. Çehrelerden daima uzak, Ya sabit bir nokta...

Vaziyetimin Şiiri

O buğulu gözleri sürura aşina değildi. Çehrelerden daima uzak, Ya sabit bir nokta...