Sıradaki içerik:

Gece Vardiyası – 3

e
sv

Kafkas Kartalı Semaya Yükseldi

avatar

İpek Akın

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 5 dakika)

Şeyh Şamil nam-ı diğer Kafkasya Kartalı; Kafkaslarda verdiği mücadele ile adını tarihe kazımış, hatta bir kısım zatların ismini gölgeye düşürmemek için adını bazı tarih kitaplarından sildirmiştir.

Böylesine yüce ruhlu bir şahsiyet olan Şeyh Şamil’in ömrü, mücadele ve meşakkatlerle doludur. Hayatını İslamiyet’in payidarlığına ve Kafkasya’nın özgürlüğüne adamıştır. Şeyh Şamil; Kuzey Kafkasya’nın siyasi ve dini önderidir. Kafkasya Rus karşıtı Gazavat Hareketi’nin öncülerinden olmuş ve bu hareket Şeyh Şamil ile özdeşleşmiştir. Dağıstan’da başlayan mücahedesi Kafkasya’yı sarmıştır. Bölgeye ve savunmaya olan hakimiyeti, savaş teknikleri, cesareti, kararlılığı ve daha birçok yönüyle ‘Kafkasya Kartalı’ ünvanıyla gönüllere taht kurmuştur.

Şeyh Şamil; 1797 yılında Dağıstan’ın Gimri köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Avarlar’dan Muhammed, annesi Avar beylerinden Pîr Budak’ın kızı Bahu Mesedu’dur.

Avar kökenli Şeyh Şamil, çocukluk döneminden itibaren ulemalardan ders alarak yetişmiş, erken yaşında birçok ilme vakıf olmuştur.

Genç yaşlarda Dağıstan’ın önemli dini liderlerinden olan Şeyh Cemalettin Gazi Kumuki gibi yüce şahsiyetlerden ders almıştır. On beş yaşında at binip kılıç kuşanmıştır. Yirmi yaşında birçok spor dalında yetenek sahibi bir hale gelmiştir.

Ayrıca Nakşibendi tarikatında aldığı bu eğitim onda Rusların, Kafkasya’da ortadan kaldırmak istediği İslâmiyeti, tekrar ihyâ etmek ve yaymak için uğraşmasına, özgürlük, direniş ve İslam Birliği gibi bazı düşüncelerin gelişmesini sağlamıştır.

İMAM OLMASI VE ŞEYHLİK MAKAMINA YÜKSELMESİ

Şeyh Şamil; gençliğinden itibaren hem İslami ilimleri hem savaş ilimlerini öğrenerek, kendini her anlamda yetiştirmiştir. Nitekim İslam namına liderlik ve önderlik etmiş olan her muhterem şahsiyetin hem İslami hem siyasi ve askeri mevzulara vakıf olması Peygamber adetidir ki cihana hükmetmiş Müslüman devletler de bu sünnete riayet etmişlerdir.

Yine bu minvalde yol yürüyen Şeyh Şamil’in mübarek dava büyüklerinden olan Mevlana Halid-i Bağdadi (Kafkasya’da Mevlana Halid-i Şehrezori diye anılmaktadır.) de Şeyh Şamil’i böyle yetiştirmiş ve vakti geldiğinde İmamlık ve Şeyhlik makamları ile vazifelendirmiştir.

Şeyh Şamil, din ve fen ilimlerinin tahsilini itmam ettikten sonra Kuzey Kafkasya Müslümanlarının 18.yüzyılın sonlarında başlattığı ve ‘Gazavat’ adını verdikleri direniş hareketine katılmıştır. 1829 yılında Gazavat hareketinin liderliğine Şeyh Şami’in arkadaşı Molla Muhammed seçilmiştir.

Molla Muhammed 1832 yılı 20 kasımda Ruslarla yapılan savaşta hayatını kaybederek şehid olmuştur. Şeyh Şamil ise bu savaştan ağır yaralı olarak kurtulmuştur. Bir rivayete göre bu savaşın Gimri Müdafaası olduğu kaydedilmiş ve şu hadise tarihe geçmiştir;

Şeyh Şamil; Gimri müdafaasında mübarek göğsünden darbe almış, süngü göğsünden saplanıp arkasından çıkmıştır.  Bu nedenle bazı kaburga kemikleri ve köprücük kemiği kırılmıştır. Şeyh Şamil tam 25 gün boyunca baygın vaziyette yatmış ve kendine gelir gelmez, başucunda bekleyen Aziz annesine;

‘-Anacığım; namazımın vakti geçti mi? ‘ diye sormuştur.

Bu ve buna benzer pek çok hadise Şeyh Şamil’in bihakkın ifa ettiği vazifelere liyakatini ispatlamıştır. Molla Muhammed’in şehadetinin ardından imam seçilen Hamza Bey de 19 eylül 1834 te bir suikast sonucu şehid edilmiştir. Hamza Bey’den sonra Şeyh Şamil imam olarak seçilmiş ve Gazavat direnişinin lideri olmuştur. Hatta ismi bu direniş hareketiyle sembolleşmiştir. Şamil artık İmam Şamil olarak bilinmiş, Dağıstan ve Çeçenistan’ın tek hakimi olmuştur. Seyyid Cemaleddin Kumuki ve Mevlana Halid’i Bağdadi’ gibi yüce şahsiyetlerin halifelik vermesiyle büyük imamların yanında savaşa katılan İmam Şamil, 1835’te Çeçenistan ve Dağıstan’da toplanan alimler ve millet temsilcileri tarafından başa geçirilmiştir. Böylece tasavvufta en yüce mertebe olan Şeyhlik, Nakşibend tarikatında yetişen İmam Şamil’e de nasib olmuştur ve İmam Şamil, bu sebeple ‘Şeyh Şamil’ olarak anılmıştır.

MÜCADELESİ

Şeyh Şamil, yüzyıllar süren Kafkas-Rus savaşlarının mücahidlerinden olmuştur. Hayatı boyunca  Ruslar ile mücadele eden Kuzey Kafkasya halkı, 17. yüzyıldan itibaren İslam dinini benimsemiş, İslam sancağına hizmet eden imamlar yetiştirmiştir. Şeyh Şamil’de bu imamlardan biri olmuştur. Büyük imamların kumandanlığını yaptığı savaşlarda yer almış ve onların yardımcılığını yapmıştır. İlim tahsili için çıktığı yola cihad ile devam etmiş, kendisini bildi bileli, İslamiyetin idamesi ve Kafkasya’nın hürriyeti için canını  hiçe saymıştır. Arkasında yüz binlerce mürid toplayan Şeyh Şamil nice zorluklara göğüs germiştir. Sadece canını değil cananını da yitirmiş fakat yine de bu kararlılığından ödün vermemiştir. Savaşta eşini, oğlunu ve kız kardeşini Rabb’ine uğurlamış ve yaşadığı bu acıların dahi kendisine mani olamayacağını şu sözleriyle ifade etmiştir;

“ Kahraman teb’amın kalblerinde kök salan bu eşsiz zafer inancını kökünden kazımadıkça bu mübarek vatan topraklarını en son kaya parçasına kadar karış karış müdafaa etmekten bizi men edemezsiniz. Dinim ve vatanım uğrunda bütün çocuklarımı ve ailemi kılıçtan geçirseniz, zürriyyetimi kurutsanız, en son teb’amı öldürseniz tek başıma son nefesimi verinceye kadar sizinle savaş ederim. ”

Bu ifadeler Şeyh Şamil’in imanının kuvvetini ve bu yola her şeyiyle fedai olduğunu apaçık göstermiştir.

Otuz yedi yıl mücadele vermiş ve yirmi beş yıl sürdürdüğü savaş ile düşmanlarını bile kendine hayran bırakmıştır. Savaş rivayetlerine göre ellerinde atacak barutları, yiyecek hiçbir gıdaları kalmamışken dahi karınlarına taş bağlayarak mücahedeye devam etmişlerdir. Şeyh Şamil’in müdafaası zihinlerden ve kalplerden hiçbir zaman silinmemiş ve Kafkasya halkına bıraktığı İslam ve tasavvuf fikri bugüne değin etkisini sürdürmeye devam etmiştir.

TESLİM OLMASI VE SÜRGÜN HAYATI

Dönemin güçlü devletlerinden biri olan Rusların engellemesiyle dost olan ülkelerden gelen yardımlar kesilmiş ve Şeyh Şamil ülkesinin gücünün zayıflamasına şahitlik etmiştir. 1859’un 6 Eylül’ünde 70 bin kişilik Rus ordusuna, yanında birkaç yüz kişi kalıncaya kadar direndikten sonra, savaşı sürdürmesinin tehlikeli olduğunu anlayan Şeyh Şamil, Çarlık yetkilileriyle görüşmeler yaparak, silah bırakma yolunu seçmiştir.

” Ölümü sevgili gibi kucaklayan ve şehitliğe susayan insanlara, esaret teklif temek çok boş ve gülünçtür. ”

Bu sözleri sarf eden Şeyh Şamil’in teslim oluşunun yegane sebebi,  vatan topraklarında Müslümanların yaşamasını ve İslam dinini ihya edebilmeyi canı gönülden arzulaması olmuştur. Bu hadise bir kıssa ile şöyle anlatılmaktadır;

Savaş dönemlerinde halktan bazıları “artık teslim olalım anlaşma yapalım” diye hayıflanmaya başlamıştır, bunun üzerine Şeyh Şamil teslim olmaktan bahsedene kırbaç cezası vermeyi uygun görmüştür. Bu durumdan çekinen halk, çareyi Şeyh Şamil’in annesine gitmekte bulmuşlardır. Annesi Şeyh Şamil’e teslim olma teklifini sununca Şeyh Şamil İslam namına bu teklifi kabul etmiş fakat yine de koymuş olduğu kanundan ödün vermemiştir. Cezayı yaşlı ve üstelik annesi olan bir kadın çekemeyeceğinden, cezayı kendisine intikal ettirmiş ve kendini kırbaçlattırmıştır.

Şeyh Şamil’in teslim olması üzerine Rus Çarı II. Aleksander, Şeyh Şamil’i sarayın kapısında son derece nazik karşılamış ve kılıcını almayarak kendisine olan hayranlığını dile getirmiştir. Hatta bazı rivayetlere göre sakalından öptüğü de malumdur.

Şeyh Şamil, bir ay kadar sarayda misafir edildikten sonra, saygın tutsak olarak esaret yıllarını geçireceği Kaluga’ya gönderilmiştir.

Şeyh Şamil tüm bunları bazı şartlar karşılığında kabul ederek, savaşı Müslümanların lehlerine çevirmek için çaba göstermiştir.

Müslümanların dinlerine karışılmayacak ve onlardan asker alınmayacak, vergi toplanmayacak,

Müslümanların iç işlerinde serbest bir devlet olup, idarecilerinin kendileri seçecekler,

Şeyh Şamil, aile efradı ve mevcut kırk kadar askeri ile silahları dahi alınmadan Osmanlı’ya gidebileceklerdi.

Şeyh Şamil’in uyguladığı strateji günümüze kadar yaşayan Kafkasya Müslümanları’nın, özgürce ve rahatça dinlerini yaşamalarına zemin hazırlamış, ve Osmanlı’yı arkalarına büyük bir kuvvet olarak almalarına yol açmıştır. Şeyh Şamil’in yaptığı bu hamle son derece önemli bir gelişme olmuştur.

İSTANBUL’A TEŞRİFİ

Sürgünde on yıl kadar geçirdikten sonra Çar, Şeyh Şamil’i ziyaret etmiş ve hacca gitmek istediğini öğrenmiştir. Çar, Şeyh Şamil’in bu arzusuna cevap vermiş ve İstanbul’a oradan da Mekke-i Mükerreme’ye gidebileceğini söylemiştir. Şeyh Şamil, kendi isteği ile gönderildiği Kiev’den 31 Mayıs 1869’da İstanbul’a gitmiştir.

Gittiği gün, İstanbul halkı tarafından büyük bir ilgi ve heyecanla karşılanmıştır. Sadrazam ve şeyhülislam ile görüşmüştür. Ardından 15 Ağustos 1869’da Dolmabahçe Sarayı’nda Padişah Abdülaziz ile bir araya gelmiştir.

Padişah Abdülaziz, Şeyh Şamil’i büyük bir hürmetle ağırlamıştır. Kendisine ve aile bireylerine maaş bağlatmıştır. Yıllarca Rusa kan kusturan Şeyh’i en güzel şekilde misafir etmiş ve iltifatlarda bulunmuştur. Şeyh Şamil, 15 Ocak 1870’te Abdülaziz’e veda ziyaretinde bulunmasının ardından yedi ay kaldığı İstanbul’dan 25 Ocak 1870’te hac farizasını yerine getirmek için ayrılmıştır. Sultan Abdülaziz, Şeyh Şamil’in en güvenli ve rahat bir şekilde yolculuk etmesi için imkanlarını seferber etmiş ve Mekke-i Mükerreme’ye yolculuk etmesini sağlamıştır. Sürgün hayatını İstanbul ile nihayetlendiren Şeyh Şamil, vatanına olan hasretini bir nebze olsun dindirmiş ve Beytullah’a oradan da Rasulullah’a kavuşacağı için heyecan içinde yolculuğuna devam etmiştir.

RAHMET-İ RAHMAN’A KAVUŞMASI

Şeyh Şamil; dünyada geçirdiği en huzurlu vakitleri Rabb’inin mabedinde yaşamıştır. Büyük bir itina göstererek azami titizliği ile haccını yaptıktan sonra , O’nun (s.a.v.) sünnet-i seniyyesini yaymak için uğraştığı, bu uğurda ölümü göze aldığı, Medine-i Münevvereye giderek, iki cihan serveri Efendimiz (s.a.v.)’in huzuruna varmıştır. Her an aşkı ile yandığı ravzaya yaklaşırken, bütün acılarından sıyrılmıştır. Medine görünmeye başladığında Şeyh Şamil’in dilinden hocası Mevlana Halid-i Bağdadi Hazretlerinin şu şiiri terennüm etmiştir:

Her nerede olsam, o güzel cemalin ararım
Kaabe-kavseyn” tahtının sultanı Sen, ben hiçim
Misafirinim demeği saygısızlık sayarım
Her şey cihanda, senin şerefine yaratıldı
Rahmetin bana da yağsa o an olur baharım
İyilik kaynağısın, dermanlar deryasısın
Bir damla
lutfet bana, derde devasız kaldım…

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e olan aşkından ve O’na (s.a.v.) kavuşmanın heyecanından, gözlerinden sel gibi göz yaşı akıtan Şeyh Şamil Hazretleri, sürünerek Resulullah’ın huzuruna gelmiş, başta Medine Muhafızı Hafız Paşa, seyyidler, dünyanın dört bucağından gelmiş olan hacılar, onu heyecanla takip etmişlerdi. Kabri Saadetlerinin kıble tarafına geçip, mübarek ayak uçlarından, Resulullah (s.a.v.)’a gönlünün en derin köşelerinden coşup gelen vecd ile:

Essalatü ves-selamü aleyke ya Resulullah! / Essalatü ves-selamü aleyke ya Habîballah! / Essalatü ves-selamü aleyke ya Seyyid-el Evvelin vel ahirin” diyerek selam verince, Resulullah’ın mukabelesi ile şereflendiği rivayet edilmiştir. Orada bulunanların şahit olduğu bu hadiseden sonra Şeyh Şamil Hazretleri uzun müddet dua edip gözyaşı dökerek hasretini gidermiş ve 4 Şubat 1871’de Hac ziyareti için bulunduğu Arabistan’da vefat etmiştir. Bütün hayatı Allah yolunda çile ve acı ile geçen Şeyh Şamil, Rabb’inden muhteşem bir ikram ve ihsan ile nasiplenerek, Efendimiz (s.a.v.)’in yanı başında, Cennet-ül Baki kabristanında Rufai tarikatinin şeyhi Seyyid Rüfai tarafından cenaze namazı kıldırılarak defnedilmiştir. “Bizden torunlarımıza kalacak en büyük miras; hürriyet uğrunda savaşmak, Hakkı yayma uğrunda can vermek olacaktır.” demiştir Şeyh Şamil. Bizlere bu ulvi mirası bırakan Şeyh Şamil Hazretleri’ni Rabbine kavuşmasının 150. sene-i devriyesinde rahmet ve dua ile yad ediyoruz…

Kaynakça:

GZT.com Mecra

https://islamansiklopedisi.org.tr/seyh-samil

https://www.islamveihsan.com/seyh-samil-kimdir.html

Boğaziçi Üniversitesi İslam Araştırmaları Kulübü – BİSAK

https://www.aa.com.tr/tr/portre/kafkas-kartali-seyh-samil-vefatinin-yil-donumunde-aniliyor/1383068 Anadolu Ajansı

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.