İz Bırakmış Bir Muallim: Mahir İz

Zaman bazı cemiyetlerin ve fertlerin hayatlarından bazı değerleri de yanında götürür. Ama öyle değerler vardır ki şahısların ve toplumların hayatlarında kalır, adeta zamana hükmeder. İşte bu zamana hükmeden değerlerden biri de Mahir İz Hoca’dır.

Mahir İz Hoca son asrın yetiştirdiği nadide kıymetlerden biridir. Hayatıyla, sohbetleriyle, dersleriyle ve eserleriyle ve peygamberi ahlakıyla gönülleri bir nur gibi aydınlatır Mahir Hoca…

Bir gönül eri, mütefekkir, edip ve ilim adamı Üstad… Zorlu bir devirde bütün menfi şartlara rağmen yepyeni bir neslin, göğsü iman dolu bir neslin doğmasında büyük emek sahibi…

Mahir İz Hoca 1895-1974 yılları arasında yaşamış, Osmanlı’nın son dönemlerini ve cumhuriyetin ilk yıllarını görmüş bir muallimdir. Muallimliğe başlaması da şöyledir: Okuduğu lisenin, yani Ankara Sultanisi müdürü Mahir İz’e bir şartla buradan mezun olabileceğini ve o şartında, memleketin savaş halinde olduğu ve mezun olduktan sonra burada öğretmenliğe başlaması şartıyla diploma vereceğini söylemesi üzerine Mahir Hoca babasıyla istişare eder ve teklifi kabul eder. Böylelikle mezun olduğu lisede muallimlik görevine başlar.

Muallimliğe ve Talebelerine Bağlılığı

Mahir İz Hoca muallimliği ülkenin siyasi, sosyal ve ekonomik açıdan zor zamanlar yaşadığı dönemde 59 yıl sürdürmüştür. Bu kadar zorluğa katlanmasının tek sebebi kendini muallimliğe adamasıdır.

Mahir İz Hoca Ankara Kadısının oğlu ve şeyhülislamın yeğeni ve devlet erkanının çok yanında olmasına rağmen o muallimliği seçmiş ve vasiyetinde de “Ben öldüğüm zaman mezar taşıma sadece Muallim Mahir İz yazılsın” diye dile getirmiştir.

Merhum Ali Ulvi Kurucu, Mahir Hoca’nın mesleğine ve öğrencilerine tutkuyla bağlılığını ve bunun sebebini şu sözleri ile ifade etmektedir:
“Dava adamı, idealini hayatının gayesi bilen kimsedir. Zira onun gayesi hayatın her sahasında kemâl sahibi insan yetiştirmektir. Bu tarifin ışığında anlamış oluyoruz ki Mahir Hoca, insan yetiştirmek olan idealini, hayatının gayesi bilmiş idi.”

Mahir Hoca, öğretmenlik mesleğini icra etmekten büyük bir zevk aldığını her fırsatta dile getirmiş ve “Dünyaya tekrar gelme imkânım olsaydı, yine muallim olmak isterdim” sözünü tekrar tekrar söylemiştir.

Mahir iz Hoca derslerin dışında da öğrencileriyle cömertçe vakit geçirirdi. Öğrencileriyse bu duruma hayret ederlerdi. Bu durum merakla karşılayan bir öğrencisinin merakını şöyle giderir: “Sizler benim talebemsiniz evladım! Bir hoca için talebe, evlattan daha evladır. En hayırlı vâris talebedir. Evlat, idealini suiistimal edebilir ama talebe etmez. Senin amel-i sâlihini evlattan ziyâde talebe devam ettirir. Allah muhafaza buyursun, evlat hayırsız çıkabilir ama talebenin hayırsız çıkma ihtimali daha azdır.”

Mesleğine Hakim Bir Muallim

Mahir İz Hoca öğretmenliğe son derece hakim bir zihin ve ruh yapısıyla karşımıza çıkar. Mahir Hoca bir edebiyat öğretmeni olarak bilgili ve birikimli biridir. Hangi konu işleniyorsa o konuyla alakalı mutlaka bir şiir saklıdır hafızasında. Bu durumda öğrencilerinde son derece hayranlık uyandırır. Osmanlı’yı ve cumhuriyeti tanıması Hocayı, bilgi ve birikiminin yanında kültürlü ve tecrübeli olmasını sağlamıştır. Mahir Hoca’nın hafızası o kadar kuvvetliymiş ki ta küçük yaşta okuduğu şiirler seneler sonrada aklında kalırmış.

“Mahir Hoca’nın edebiyat birikimi, herkes tarafından takdire şayan bulunmuştur. Nitekim Şikago Üniversitesi’nden Prof. Hamid Algar, Farsça tasavvufî metinlerin çözümlenmesinde ve Oxford Üniversitesi’nden Dr. S. Skilliter, Eski Divan Şiiri metinlerinin çözümü meselelerinde kendisini ziyaret etmişler ve ondan yardım almışlardır. Yine “Ferheng-i Ziya” sahibi Ziya Şükûn, Farsça-Türkçe lügatini hazırlarken, delil olarak kullanacağı Farsça mısra ve beyitlerin çoğunu Mahir Bey’den almıştır.“

Mahir İz edebiyat alanının yanında ilahiyat konusunda da derin bir bilgi ve birikime sahiptir. Bundan dolayı Yüksek İslam Enstitüsü’nde kendisine hocalık görevi verilmiştir. Burada başta Edebiyat olmak üzere Tasavvuf Tarihi, Hitabet ve İrşat dersleri vermiştir. Hoca “Tasavvuf” kitabını ise burada hocalık yaptığı yıllarda kaleme almıştır. Çeşitli dergilerdeki yazılarından derlenen “Din ve Cemiyet” kitabı da hocanın bu alanda ne kadar bilgili olduğunu gösterir.

Ayrıca Mahir Hoca, hem ilahiyat hem de edebiyat alanındaki donanımı vesilesi ile Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Kur’an-ı Kerim Tercümesi Redaksiyon heyeti başkanlığına getirilmiştir.

Sürekli Kendini Yenileyen Bir Muallim

Bu kadar bilgi ve birikimi olmasına rağmen Mahir Hoca her an kendisini geliştirmiş hiç durmamıştır. Çok mahir bir öğretmen olması onu duraksatmamış bir ömür boyu hep öğrenci kalmıştır.

Mahir Hoca kendini yenileme noktasındaki gayretlerini çeşitli şekillerde ortaya koymuştur. Ankara ve İstanbul’da kaldığı yıllarda çevresindeki ilim erbabından yararlanmıştır. Edremit’te görev yaptığı yıllarda yaz tatilinde İstanbul’a gelince Hafız Yusuf Ararat’la “Mütenebbi Divanı” okumuşlardır. Yine Fuad Şemsi Bey’in konağında edebiyat sohbetlerine katılarak Yahya Kemal ve Halis Erginer gibi şairlerle konuşma fırsatı bulmuştur.

“Mahir Bey, Ankara’da ve İstanbul’da bulunduğu yıllarda Mehmet Âkif Ersoy ile edebi metin okumalarına düzenli devam etmiştir. Ankara’da her sabah namazından sonra Mahir İz Hoca’nın evinde bir araya gelerek Şeyh Sâdi’nin Bostan’ını, tasavvufî bir eser olan Şems-i Mağribi Divanı’nı ve Harabat’tan Farsça Müntehebatı okumuşlardır. Ayrıca Âkif’in, Alfonse Daudet’in “Değirmenimden Mektuplar”ını tavsiyesi üzerine Fransızcaları ilerletmek adına okumalar yapmışlardır. Bu eserler, öğrencinin okuması ve hocanın dinlemesi usulü ile okunmuştur. Yine Âkif ve Mahir Hoca’nın İstanbul’da bulundukları dönemde salı günlerini buluşma günleri olarak belirlemişler; bir salı Mahir Hoca’da, bir salı Mehmet Âkif Bey’de bir araya gelmek üzere Muhammed İkbal’in Peyâm-ı Meşrik isimli eserini okumuşlardır”

Tesirli anlatımı

Bir öğretmenin bilgisi ve birikiminin önemi kadar sahip olduğu bu donanımı öğrencisine aktarması da önemlidir. Ne kadar bilgili olursanız olun bildiklerinizi aktaramıyorsanız muhatabınız tarafından anlaşılamazsınız. Edebiyat öğretmeni olarak görev yapan Mahir Hoca, mesleğindeki derinliğinin yanında, öğrencileri ile yakaladığı diyalog, etkileşim ve başarılı ders anlatışıyla da öğretmenliğin hakkını vermiştir.

Hoca tüm bilgi ve birikiminin yanında beden dilini, jest ve mimiklerini konuyu ifade etmek için çok iyi kullanırdı. Yine Hoca yanındakilere sevgisi ve saygısından dolayı güzel giyinir, saç ve sakal tıraşı olmadan muhataplarının karşısına çıkmazdı. Hoca’nın oturması, kalkması, yürümesi, konuşması, öğrencileri için daima örneklik teşkil etmiştir. Onun heybetli vücudu, güzel ve alımlı fizikî bünyesi, fevkalade başarıyla kullandığı Türkçesi ile de birleşince sözünün gücü daha da artmış, öğrencilerinin etrafında hızla kümelenmesine yardımcı olmuştur.

Muhatabına Değer Verin ve Akıllara Göre Hitap Eden Bir Muallim

Mahir İz Hoca takdir dilini cömertçe kullanmıştır. Öğrencilerine son derece değer verip onların motive olmaları için iltifatlarda bulunmuştur. Son derece mültefit bir tavır içerisinde öğrencilerinin gönüllerini kazanmıştır. Sözlerini de gönülden söylediği içinde tesiri de o nispette artmıştır.

Mahir Hoca, Peygamber Efendimizin (s.a.v) “İnsanlara akıl seviyelerine göre hitap edin.” hadisini çok mahirane bir şekilde tatbik etmiştir. Her seviyeden insanla seviyesine göre konuşmuş, ilişki kurmuş ve kendisine yaklaştırmayı becerebilmiştir.

Şiirin Etkisinden İstifade

Mahir Hoca’nın kendine ait, özgün bir üsluba sahip olması derslerini çekici hale getirmiştir. Edebiyat derslerinin vazgeçilmezi şiir Mahir Hoca’nın okuyuşu ile ayrı bir etki uyandırmıştır. Hoca’nın bu yönü öğrencileri haliyle etkilemiş ve şiir öğrenme ve ezberleme meraklarını uyandırmıştır.

Bir keresinde Haydarpaşa Lisesinde kapanış programında ilgili kişiler konuştuktan sonra okul müdürünün “başka bir isteğiniz var çocuklar” diye sorması üzerine çocuklar hep bir ağızdan “ Mahir Bey’i istiyoruz” demeleri ve arkasından Mahir Hoca’dan Akif’in Çanakkale şiirini okumasını istemeleri, Mahir Hoca’nın şiir konusunda ne kadar iyi olduğunu gösterir.

Farklı Öğrenme Ortamları Oluştururdu

Mahir Hoca okulun dışın da farklı öğrenme ortamları oluşturur, bilgi kültür ve tecrübelerini İstanbul’un çeşitli yerlerinde de aktarmaya devam ederdi. Bu meyanda hocanın evi, İstanbul’un muhtelif semtlerindeki buluşma mekânları, Boğaz, çeşitli seyahatler ve kamplar, okulların bahçeleri ve koridorları öğrencilerine verimli olma noktasındaki gayretlerinin sürdürüldüğü yerler olmuştur.

Mahir İz, İstanbul’da yaz mevsiminde, dolunay olduğu zamanlar öğrencileri ile Boğaz’da mehtabı seyreylemek üzere motor gezileri tertip etmiş ve bu buluşmalarda onlarla şiir, edebiyat söyleşileri yapmıştır.

“Mahir Hoca, Haydarpaşa Lisesi’nde öğretmenlik yaptığı yıllarda derslerine ilgi gösteren öğrencilerine daha fazla verimli olmak adına onlara evini açmıştır. O yıllarda öğrencisi olan Ertuğrul Düzdağ ile bir arkadaşını pazar günü evine davet etmiştir. Bu olayın cereyan ettiği yıllarda Mahir Hoca 62 yaşındadır. Pazar günü Hoca’nın evine giden iki arkadaşa Mahir İz, ikramlarda bulunmuş, onları daha yakından tanıyacak sorular sormuş, aileleri hakkında bilgiler aldıktan sonra haftada bir evinde bir araya gelmelerini, zaman zaman da Boğaz’a ve Adalar’a gidip buluşmalarını buralarda gerçekleştirmelerini, bu buluşmalar vesilesi ile sohbetlerini devam ettirmelerini teklif etmiştir.”

Soran, Araştıran, Fikrini Açıklayan Bir Öğrenci Profili Oluşturma

Mahir Hoca, derslerinde ve sohbetlerinde öğrencilerine evvela soru sormalarını istemiş, “Oğlum sual sorun, bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır” diyerek onları bu hususta cesaretlendirmeye gayret etmiştir. Kendisinin yıllar evvel yaptığı usulü öğrencilerinin de yapmasını istemiş ve onlara sürekli olarak “Aklınıza sualler gelir, fakat sonra unutursunuz. Bunu önlemek için, cebinizde muhakkak küçük bir defter ve bir kalem bulundurun. Nerede olursanız olun, aklınıza geleni hemen yazın. Görüştüğümüz zaman bana sorarsınız...” diye nasihatlerde bulunmuştur.

Bir Öğretme Metodu Olarak Mektup

Mahir İz, çağının teknolojik imkânlarından istifade etmiş, o dönemin önemli iletişim vasıtalarından biri olan mektuplaşma yönetimini sıklıkla kullanmıştır. Mektupları vasıtası ile vasıtası ile öğrencileri ile münasebetini devam ettirmiştir. Bu hususu, öğrencisi Uğur Derman şöyle dile getirmektedir: “Bir plana bağlanmadan, heyecan mahsûlü âdeta “trans” halinde kaleme aldığı mektuplarında Hoca, eski “münşî”lerin gıbta edecekleri üslûbun en yüksek derecesine çıkardı.” diyerek 20.yüzyılın en muteber münşileri arasına Mahir İz’i koymaktadır.

Öğrencilerinin zaman zaman: ‘Hocam, bizim bir tane Mâhir hocamız var, sizin yüzlerce öğrenciniz var. Biz bir tek size mektup yazıyoruz ama siz hepimize ayrı ayrı cevap yazma zahmetinde bulunuyorsunuz. Kendinizi bu kadar yormayın’ diye ifadelerini Mahir İz ‘Evladım mektup selama benzer, selâm vermek sünnet, selâma cevap vermek ise vaciptir’ diyerek cevaplamış ve kendisine ulaşan mektuplara icabet etmekten geri durmamıştır.

Mahir İz, yetişmesinden, öğretmenlik mesleğine olan bağlılığına, mesleki birikiminden örnek şahsiyetine varıncaya kadar ideal bir öğretmende bulunması gereken tüm hasletleri şahsında barındırmaktaydı. O’nun vefatından yıllar sonra bile sürekli gündemde kalabilmesi, öğrencileri üzerinde bıraktığı iz sayesinde olmuştur. Herkes ismi ile müsemma olurken Mahir Hoca, hem ismi hem soy ismi ile müsemma olmayı başarmıştır.

KAYNAKÇA

İdeal Öğretmen Modeli: Muallim Mahir İz-İdris Topçuoğlu
Mahir İz’in Hayatı, Eserleri ve Muallimliği-Ertuğrul Gündoğdu
Mahir İz Hoca-Mustafa Özdamar

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Bu Dünya İçin Değerliyim

Zaman bazı cemiyetlerin ve fertlerin hayatlarından bazı değerleri de yanında götürür....

Tekliften Önce Tanım

Zaman bazı cemiyetlerin ve fertlerin hayatlarından bazı değerleri de yanında götürür....

Yalnız O Karışır

Zaman bazı cemiyetlerin ve fertlerin hayatlarından bazı değerleri de yanında götürür....