İz Bırakan Gönül Adamları – 6 - Alvar İmamı: Hâce Muhammed Lutfî Hazretleri

Hâce Muhammed Lutfî Hazretleri nam-ı diğer Alvarlı Efe Hazretleri 1868 yılında Erzurum’un Pasinler (Hasankale) ilçesine bağlı Kındığı (Altınbaşak) Köyü’nde doğmuştur. Muhterem babası Hâce Hüseyin Efendi, annesi Seyyide Hadîce Hanım’dır. Efe hazretleri de anne cihetiyle Peygamber Efendimizin soyundan gelmekte olup, Seyyid’dir.

Babası Hâce Hüseyin Efendi’nin ilim ve irfanı Alvarlı Efe Hazretlerine intikal etmiş, ilk hocası olan babasından eğitimini tamamlamıştır. 1890 yılında Hasankale’nin Sivaslı Camii’nde imam olarak görev yapmaya başlamıştır. İmâmeti âlimler ve faziletli kimseler tarafından takdir ve tebrikle karşılanmıştır. Aynı yıl muhterem babası ile Bitlis’deki Nakşıbendî şeyhi Hazret-i Pîr Muhammed Küfrevî Hazretlerini ziyarete gitmiş ve 22 yaşında iken Muhammed Küfrevî Hazretlerine intisap etmiştir. Efe hazretleri bu ziyareti elli altı beyitlik bir manzume ile anlatmıştır.

Efe hazretleri, Küfrevî hazretlerinin nazarlarına mazhar oluşunu şöyle anlatmaktadır:

“Pîr-i Akdesim, Şâh-ı Şirvânî Muhammed Küfrevî, her gün iki saat sohbet buyururlarmış. Babamla birlikte sohbetleriyle şereflendim. Sohbetten sonra Hazret-i Pîr meclisten ayrıldılar. Ben de irâdem olmadan yerimden kalktım, kapıya doğru yöneldim. Bir kuvvet beni çekiyordu. Odadan çıktığımda Hazret-i Pîr bir kolunda büyük oğlu Şeyh Abdülhâdî, diğer kolunda küçük oğlu Şeyh Abdülbâkî olduğu hâlde ayakta durmuş bekliyordu. Bana yaklaşmamı işaret etti, yaklaştım. O zât-ı mukaddes mübârek elleriyle şakaklarımdan tutup öyle bir nazar etti ki başım Arş’a değdi zannettim.”

Şeyhini ziyaretten beş sene sonra 1895 yılında Muhammed Küfrevî Hazretlerinden halifelik icazeti almıştır. Siirt’in Tillo ilçesinde bulunan Şeyh Nur Hamza Hazretlerinden de “Kadirî” tarikati icazeti alan Alvarlı Efe hazretleri, hem Nakşi hem Kadirî icazetlerine sahiptir.

Nakşî meşrep olan Efe Hazretleri, Alvar’da Kadirî usulüne göre cehrî zikir yaptırmış, talep edenlere Kadirî dersi vermiştir.

Osmanlı döneminde ulemâ sınıfı imtihana tabi tutulur, başarı gösterenler askere alınmazdı. Efe hazretleri de askerlikten muaf tutulan ilmiyye sınıfından olduğu için cephelerde görev almamış, cephe gerisinde halkı irşad ve cihada teşvik ile meşgul olmuştur.

Rus istilâsı süresince Tercan’ın Yavi köyünde imamlık yapmıştır. Ruslar’ın çekilmeye başlamaları ve Ermeniler’in katliama girişmeleri üzerine Yavi ve komşu köylerden topladığı altmış kişilik bir müfrezeyle Ermeniler’e karşı koymuştur. Oyuklu köyü yakınlarında Ruslar’a ait büyük bir silâh deposunu ele geçirmiştir. Daha sonra Haydari Boğazı’ndaki Zergide köyünde Türk ordusuna katılmış ve ordu ile birlikte Erzurum’a girmiştir. Aynı gün babası şehid olmuştur.

Erzurum’un kurtuluşundan sonra tekrar Hasankale’ye dönen Efe Hazretleri, kendisine teklif edilen Hasankale müftülüğü görevini kabul etmeyerek Hasankale’ye bağlı Alvar köyü halkının isteği üzerine oraya yerleşmiştir. 1939 yılına kadar Alvar Köyü’nde kâmil bir mürşid ve ender bir imam olarak görev yapmıştır. 1939 yılında prostat hastalığı tedavisi için Alvar’dan Erzurum’a giderek orada Topçuoğlu Mustafa Efendi’nin evinde altmış dört gün misafir olarak kalmıştır sonrasında da Erzurum’da Mehdi Efendi Mahallesi’nde kiraladığı mütevazi bir evde ömrünün son zamanlarını geçirmiştir.

Hanımlarının ard arda vefat etmesi sebebiyle beş evlilik yapmıştır. Sadece ikinci eşi olan Esma Hanım’dan üç oğlu ve bir kızı olmuştur. Üç çocuğu küçük yaşta vefat etmiş geriye tek çocuğu, seçkin hâlifesi ve kendisinden sonra irşad görevini üstlenen Hacı Seyfeddin Efendi Hazretleri kalmıştır.

“Felekde hâsılı insan isen bir cânı incitme!
Günahkâr olma, Fahr-i Âlem-i Zîşânı incitme!”

Peygamber aşığı bir zât olan Alvarlı Efe Hazretlerinin yazmış olduğu birçok şiiri mevcuttur. Farsça, Arapça ve Türkçe şiirler kaleme almıştır. Şiirlerinde “Lutfi” mahlasını kullanmıştır.

Efe Hazretleri’nin günümüze ulaşan yazılı eserleri ilk olarak muhterem mahdumu ve halifesi Hacı Seyfeddin Efendi tarafından neşredilen “Hulâsatü’l-Hakâyık ve Mektubât-ı Hâce Muhammed Lutfî” adlı kitapta toplanmıştır.

Ömrünü Hak yolunda tüketen Muhammed Lutfî Hazretleri 12 Mart 1956 tarihinde fânî âlemden bâkî âleme göçmüştür. Naaşı Erzurum’dan büyük bir cemaat eşliğinde Alvar Köyü’ne götürülmüş, muhterem pederi Hâce Hüseyin Efendi’nin yanına defnedilmiştir.

Yazımızı Alvarlı Efe hazretlerinin gönlünden süzülen güzel şiiri ile nihayete erdirirken ruh-i saadetlerine 1 Fatiha, 3 İhlas-ı Şerif okumanızı istirham ederiz...

“Bir gün olur perdeyi yâr kaldırır
Seyr-i cemâl ile seni güldürür

Bir gün olur nazlı nezâket yapar
Bir gün olur câmını mey doldurur

Bir gün olur kahr u sitem cevr eder
Bir gün olur yâr hareme aldırır

Bir gün olur katline fermân eder
Bir gün olur la'li ile kandırır

Bir gün olur darb ile 'uryân eder
Bir gün olur bûseden usandırır

Bir gün olur kûyine komaz seni
Bir gün olur nâz ile uyandırır

Bir gün olur dâra çeker bend eder
Bir gün olur lûtfuna dayandırır

Bir gün olur serzenîş eyler sana
Bir gün olur bûyine boyandırır

Bir gün olur çâha atar Lutfî'yi
Sonra Mısır şâhlığına aldırır”

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Bin Atlı Çocuklar Gibi Şendik

Hâce Muhammed Lutfî Hazretleri nam-ı diğer Alvarlı Efe Hazretleri 1868 yılında Erzurum&r...

Türk Değilse Yüktür

Hâce Muhammed Lutfî Hazretleri nam-ı diğer Alvarlı Efe Hazretleri 1868 yılında Erzurum&r...

Önden Giden Atlar

Hâce Muhammed Lutfî Hazretleri nam-ı diğer Alvarlı Efe Hazretleri 1868 yılında Erzurum&r...