Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

İstanbul Semalarında İlk Ezan Sevinci: Arap Camii

avatar

Seda Nur Demir

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

İstanbul’un camilerini keşfe çıktığımız bu köşemizde, bu kez hanelerimize çok özel bir cami konu oluyor. Huzur ve esenliğe bir çağrı olan ezan sedasının, şehrin semasında ilk defa yankılanmasına vesile olan ve İstanbul’un ilk camisi olma özelliğini taşıyan Arap camii… Arap Camii, Karaköy’de Perşembe Pazarı’na giden yolda, hırdavatçıların arasında sıkışıp kaybolmuş, şehrin sırlarını taşıyan efsunlu bir camidir.
Galata muhitinin en büyük camisi olması sebebiyle Büyük Cami anlamında ‘Camii Ekber’ olarak da bilinen yapıyı, çevresini saran binalar sebebiyle ancak o ilginç tarzdaki minaresini gördüğünüz an fark edersiniz.

CAMİ’NİN YAPILIŞI
Hz. Muhammed’in “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur,” hadisi şerifinin güzelliğine erişmek için binlerce Müslüman ve birçok sahabe 600’lü yılların sonu ile 700’lü yılların başında İstanbul’u fethetme umuduyla yollara düşmüştür.
717 yılında İstanbul’u kuşatmaya gelen Arap Emevi kumandanı Sahabe soyundan gelme, Mesleme Bin Abdülmelik, şehri karadan ve denizden kuşatma altına alır. Bizans’ı alamayan komutan, Galata’yı fetheder. İmparator Leon ile antlaşma yapan Mesleme, buraya bir camii yaptırır, Bizans’ta ilk Ezanı Muhammedi sesinin yükseldiği bu camiye Arap Camii denilmiştir.

Bizans’tan Kalan Tek Gotik Kilise
Arap Camii yapıldıktan sonra 7 yıl kadar burada kalmış olan Mesleme önderliğindeki Müslüman ordusu, Şam’da çıkan bir isyan üzerine o bölgeye gider.

Onların yokluğunda bunu fırsat bilen Dominiken Papaz ile Rahipleri camiyi San Paola adını verdikleri kiliseye çevirirler. Şu anda minare olarak kullanılan Çan kulesini eklerler. Ve şehir yeniden ezan sesine hasret kalır… Lakin bu hasret fazla uzun sürmez. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra 1475 yılında bu kiliseyi tekrar camiye çevirerek mihrap ve minber ilave etmiştir.  Osmanlı kayıtlarında yine Arap Mescidi ismini almıştır.
 
Osmanlı Döneminde Arap Camii
Fatih Sultan Mehmet döneminde yeniden özgürlüğüne kavuşan Arap Camii, Osmanlı Döneminde bazı değişiklikler ile yeni bir hal almıştır. Camideki en büyük değişiklik ise 1731 yılında Azapkapı’da çıkan yangın sonrasında yapılmıştır. I. Mahmut’un kızı Saliha Sultan’ın yaptırdığı büyük tadilat sırasında olmuştur. Cami genişletilip hünkar mahfili de eklenerek mescid; Salatiin Camii haline getirilmiştir. Saliha Sultan bu tamiratlar sırasında Arap mimarisine uygun üst pencereler eklenmiştir. Caminin avlusu çevrilerek, sokağa açılan tarihi cümle kapısı ve şadırvanları yapılmıştır. Ayrıca 1868 yılındaki cami tamiratında Adile Sultan da orta şadırvanı restore  ederek bugünkü halini almıştır.
 
Avludaki Kabir Ve Gizemli Çilehane
Caminin avlusunda bulunan kabir Mesleme hazretlerinin türbesi veya makamıdır. Çünkü zatın Şam’da bir kabri bulunmaktadır. Fatih Sultan Döneminde, o bölgede yaşayan bir kadının rüyasında zatı görmesiyle birlikte kabrin yeri tespit edilerek oraya bir makam yaptırılmıştır. Mihrabın solundaki küçük mihraplı oda ise Mesleme hazretlerinin çilehanesidir. Bu küçük odacıkta eskiden Kutsal Emanetler saklanırmış. Ama güvenlik gerekçesiyle artık bu küçük odada saklanamıyor. Arap Camii İmamı Cafer Talan, Sakal-ı Şerif’leri canı gibi koruyor.

Çünkü Sakal-ı Şerif’ler her atanan yeni imamın üzerine zimmetleniyor. Üç tane bulunan bu Kutsal Emanetlerden ikisi muma sarılmış bir şekilde muhafaza ediliyor. Sakal-ı Şerif’ler Ramazan ayı içerisinde sadece Kadir gecesi ziyarete açılıyor. Sabah namazına kadar da ilgiden dolayı ziyaret sürüyor.

Cami Mimarisi
Arap, Gotik, Bizans ve Osmanlı mimarisi etkileri vardır. Kiliseye ait çan kulesi de günümüzde minareye dönüştürülmüş durumdadır ve oldukça dikkat çekicidir. Dikdörtgen şeklinde, ahşap tavanlı ve gotik tarza sahip yapıda mihrap duvarına bitişik dört köşe minare ve minarenin altından geçen dehliz, caminin en karakteristik kısımlarını oluşturuyor. Arap Camii’ni üç kat halinde 70 pencere aydınlatıyor. Ahşap ve süslemeli tavan dört duvarına ve 22 ağaç sütun üzerine oturtulmuş ve yapının 8 mermer sütuna oturan barok usulünde bir mahfili var. Kürsüsünün Azapkapı’daki Sokullu Mehmet Paşa Camii’nden getirildiği yapının mihrabı ve minberi mermerden yapılmış. Arap Camii’nin duvarları kesme taş ve tuğla karışımından oluşuyor, ahşap çatısı ise kiremit örtülüdür. At nalı şeklindeki üst pencere ve caminin sokağa açılan kapısı at nalı şeklinde Arap mimarisi tarzındadır. Dikdörtgen şeklindeki yapının batı kısmında küçük bir mescit kadar olan son cemaat mahfili 1913’te ilave edilmiştir. Çan kuleliğinden minareye çevrilen ve 102 merdivenle çıkılan dikdörtgen şeklindeki minarenin altından cami avlusuna girilen tonoz halinde bir geçit var. Camiinin iç tarafında kıbleye göre sağ duvarına raptedilen mermer kitabeye ise tarihçe olarak yer veriliyor.

Çocukların Sesleri Caminin Neşesi
Müslim’de kaydedilen bir hadiste ise şunlar aktarılıyor: Sevgili peygamberimiz, kızı Zeynep’ten olan kız torunu Ümâme kucağında olduğu halde namaz kılar, ayakta iken onu kucağında tutar, secdede onu yanı başına koyar, ayağa kalkarken tekrar kucağına alırdı (Müslim, Mesâcid, 41).

Hadiste de görüldüğü üzere Hz. Muhammed çocukları oldukça sever ve onları mescide getirirdi. Yine Resululllah, Minberde hutbe okurken kırmızı elbise içinde, düşe kalka ilerleyen torunları Hasan ile Hüseyin’in mescidin kapısından içeri girdiğini görünce hemen hutbesini yarıda kesmiş Efendimiz; minberden inmiş, torunlarını kucağına alarak tekrar minbere çıkmış ve kucağında torunları olduğu halde hutbesine kaldığı yerden devam etmiştir. Bunları neden mi anlatıyorum; çünkü zamanla biz çocukların da camiye gelmesini ‘aman yaramazlık yaparlar’ sözüne sığınarak uzaklaştırır olduk. Ne var ki bu olumsuz söylemlere karşılık, çocuklara camileri açan onların sesleriyle neşe saçan camiler var. İşte bunlardan biri, İstanbul’un ilk camisi Arap Camii…

Küçük bir oyun parkını andıran bu köşe Arap Camii’nde hanımlar mahfilinin arka bölümünde bulunmaktadır. Cami imamı çocukların camiye gelmesini teşvik etmek için bu şirin oyun köşesini düzenlemiştir. Aileler ibadetlerini yaparken bu köşede çocuklar oyun oynamaktadır. Çocukların cami ile tanıştırılması ve sevdirilmesi hususunda oldukça önemli bir adım olan bu uygulamadan ziyaretçiler de memnun olduklarını belirtiyor.
 
Camide Kuran seslerine eşlik eden çocuk sesleri ile farklı bir atmosferi olan bu cami ziyaretçilerini bekliyor.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.