İstanbul'a Ait Olmak

Aidiyet kavramı insanoğluna hem bahşedilmiş bir lütuf hem de bir imtihandır. İnsan ait olduğu yeri bulduğu vakit bütün sıkıntıları birer birer derdest olur. Dünya sanki daha çekilir hale gelir. Fakat ait olduğu yerden bir kez uzağa düşen ömür boyu o yeri arar, o yeri söyler, o yeri yazar. Ne zaman Türk edebiyatının büyük şairi Yahya Kemal Beyatlı’nın eserlerine baksak anlarız ki Yahya Kemalin yuvası, ait olduğu yegâne mekân İstanbul’dur.

2 Aralık 1884’te Osmanlı’nın gelişmiş şehirlerinden biri olan Üsküp’te itibarlı bir ailenin evladı olarak dünyaya gelen Yahya Kemal Beyatlı’nın İstanbul ile yolunun kesişmesi lise yıllarına tekabül eder. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Üsküp ile Selanik arasında mekik dokuyarak geçiren Beyatlı, yavaş yavaş dağılan ailesinden gelen huzursuzluk hissiyatıyla bir türlü tutunamaz bu şehirlerde. Lise eğitimine devam etmesi için İstanbul’a gönderildiği vakit tüm taşlar yerine oturur. Artık ömrünü geçireceği diğer memleketlerde olduğu vakitlerde sürekli özlemini çekeceği ait olduğu o mekâna kavuşmuş olur.

İlk gençlik yıllarının heyecanıyla Jön Türklere katılmak için dönemin gençleriyle beraber Fransa’ya giden Yahya Kemal; aldığı eğitimler, temaslarda bulunduğu çevreler vesilesiyle edebi ve kültürel bakımdan oldukça büyük birikimler elde etmiştir. Fakat oradaki yıllarında dahi zihnindeki Türk-İslam düşüncesini, aziz İstanbul muhayyilesini daima canlı tutmaya devam ettiğini söylemek mümkündür.

Vatanına kesin dönüş yaptıktan sonra çeşitli okullarda uygarlık tarihi, Türk edebiyatı dersleri vermeye başlamıştı. Daha önceleri Selanik’teki yıllarında “Esrar” mahlasıyla yazılar yazmaya başlayan Beyatlı’nın yazıları artık gazete ve dergilerde açık adıyla sık sık yerini alır. Yazı camiasında kendisini iyiden iyiye hissettirmeye başladığı yıllardan vefatına kadar birçok türde eserler veren usta şairin dikkat çeken eserlerinden Aziz İstanbul’un temelleri de bu dönemde atılmıştı.

Aziz İstanbul; annesinin verdiği eğitimle yüreğine yerleşen Türk- İslam medeniyetinin ufku, gezdiği farklı memleketlerden edindiği tecrübeleri, yaptığı uzun araştırmaları neticesinde ortaya çıkan bir eserdir. İstanbul, Yahya Kemal Beyatlı’nın zihin, duygu, inanç dünyasının kesiştiği noktada yer alır. Aziz İstanbul ise bu noktayı en öz haliyle ortaya koyması bakımından Beyatlı’yı doğru anlayabilmek için oldukça önemlidir.

Eserinde İstanbul’a yoğun bir anlatımla yer vermesinin temel sebeplerinden birisi onu sadece bir şehir, bir mekân olarak değil milli ve manevi değerleri bünyesinde barındıran bir sembol olarak görmesidir. Çıkış noktasını fetih hadisesinden alan bu sembol şehir; fetihten sonra imparatorluğun her köşesinde Türk zekâsının oluşturduğu her türlü sanat dalının mükemmeli bulduğu bir belde halini alışını temsil etmektedir. (1)

Ezanların yankılandığı, her birinin ayrı özelliği temsil ettiği İstanbul’un semtleri onun için de ayrı değerli, ayrı kıymetlidir. Gerçek sanatkâr İstanbul’un semtlerine baktığında her birinde farklı bir his, farklı bir ruh görür. Ona göre semtlerin merkezinde evvela Süleymaniye yer alır. Üsküdar’ı Boğaziçi’ni günün ayrı saatlerinde seyretmek derinden bir mutluluk katar insana. İstanbul öyle büyük bir hazinedir ki onu hakkıyla keşfetmeye ömrünün yetmemesi endişesini Tevhid-i Efkâr gazetesinin 1922 Mart sayısında şöyle dile getirir:

“İstanbul toprağının her köşesinde Türk ruhunun bir safhası vardır. Hisarlarda Türkün kuvveti, Küçüksu’da ve Göksu’da neş’esi, Kâğıthane’de zevk ve neşesi. Eyüp’te maneviyatı, surlarda atılışı hava gibi teneffüs edilir. Bu gezintilerimdeki tecrübeden sonra toprağı sevdim. O derece sevdim ki, İstanbul’un her köşesini keşfetmeye ömrüm kifayet etmeyecek diye korkuyorum.” (2)

Türk edebiyatında silinmeyecek izler bırakan sayılı edebiyatçılarımızdan Yahya Kemal Beyatlı, kendi düşünce dünyasında kusursuzca inşa ettiği Türk-İslam medeniyeti düşüncesini ve derinlikli daha birçok fikirlerini İstanbul’un mayasında yer alan fetih ruhuyla bağdaştırmıştır. Bu ruhu günümüz dünyasına uygun çerçevede kültürümüze yerleştirmekle elde edeceğimiz büyük zaferi görmek için bakışlarımızı onun satırlarına çevirmek yeterlidir.

Kaynakça:

1) BİRİNCİ, Necat. "AZİZ İSTANBUL", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/aziz-istanbul
2) Doğan, Abide. (2008). YAHYA KEMAL’ İN İSTANBUL’U . Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları (HÜTAD)
3) https://www.fikriyat.com/edebiyat/2018/11/03/bir-tefekkurun-arasindan-istanbulu-goren-yahya-kemalin-utopik-kurgulari

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Mümine Gayret Yakışır

Aidiyet kavramı insanoğluna hem bahşedilmiş bir lütuf hem de bir imtihandır. İnsan ait olduğu y...

Tıkayıcı Taş

Aidiyet kavramı insanoğluna hem bahşedilmiş bir lütuf hem de bir imtihandır. İnsan ait olduğu y...

Teneffüs Öğrenciler İçin Bir Ara mı Yoksa Ders mi?

Aidiyet kavramı insanoğluna hem bahşedilmiş bir lütuf hem de bir imtihandır. İnsan ait olduğu y...