Sıradaki içerik:

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Kurucusu: Mehmet Emin Resulzâde

e
sv

Işıklar İçinde Uyusun

avatar

Yusuf Duru

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

(Okunma Süresi: 3 dakika)

IŞIKLAR İÇİNDE UYUSUN

Yaşar Nuri Öztürk’ün ölüm yıldönümü imiş galiba. Sosyal medyada ardından onu sevenlerin mesajlarına denk geldim. Işıklar içinde uyuması için temennilerde bulunuyor. Rahmet dileyip, mekanı cennet olsun filan diye dua ediyorlar. Neden böyle yaptıklarını ya da daha doğru bir ifade ile Yaşar Nuri’nin cennetlik olup olmadığını bilmiyorum, bilemem de. Bu konuda ne söylersem söyleyeyim havada kalır. Ancak tespitlerimi aktarmak, her vatandaş gibi benimde demokratik hakkım.

  1. Ölmeden önce müptela olduğu hastalık için kullandığı ilaçların, ama daha çok Müslümanlar, İslam ve Allah’ın ayetleri hakkında kendi kafasından verdiği fetvaların ve saçmaladığı herzelerin etkisiyle yüzünün rengi, bedeni, bakışları, vücudu harab olmuştu. Rabbin kuluna bahşettiği nur tamamen yok olmuş, korkunç bir hal almıştı.
  2. Bizzat kendi ağzından, kendi iradesi ve ifadesi ile deist olduğunu ifade etmiş, namazın Müslümanların başına bela olduğunu söyleyecek kadar sapıtmıştı. Buna Kur’andan deliller getirmeye kadar götürdüğü bu sapıklık sonunda kendi başını yedi.
  3. Son olarak şunu söyleyelim. Birileri diyorlar ki dünyada çektiği eziyet ahirette günahlarına kefaret olacak. Yok öyle yağma. Rabbim ona dünyada yaşattıkları ile ahirette yaşatacaklarını hatırlattı. Yani dünyadakiler peşrevdi, asıl fasıl ahirette. Kefaret olabilmesi için imanı kamil bir mü’min ya da mü’mine olması gerekir. Çünkü biz biliyoruz ki Allah azze ve celle ihmal etmez imhal eder. Mühlet verir. Ona verilen mühlette doldu, küfür içinde ruhunu teslim etti. Sonrası onunla Rabbimiz arasındaki hesaplaşmadır. Yine biz biliyoruz ki Rabbimiz adildir. Dua etmem, rahmette dilemem. Çünkü o kendisine Rahmet edecek olanla arasındaki bütün bağları koparmış, kapıları kapatmıştı. Toprağın onu kabil ettiğine şükretsin sevenleri. Yoksa ortalığa yaydığı koku daha çok burun direklerini sızlatacaktı.

BU NASIL BİR HIRSTIR YAHU.

Devletimiz dar gelirli vatandaşların ev sahibi olabilmeleri için bir imkan oluşturdu. Neresinden tutarsanız tutun adına rahatlıkla faizle kredi çekmek dediğimiz bir uygulamayı, kolayca ev sahibi olmak adına ortalığa döktü. Kimine göre güzel. Şöyle ki, evi olmasına, iyi bir geliri olmasına rağmen bu imkandan yararlanarak dünyalık yatırım için çeşitli şehirlerden ev almak isteyen, hatta alan ve bu konuda gururla akıllı davrandığını söyleyip yahu faiz aldın dediğimizde, sair zamanda imanını kurtarmak adına söylenen sözlere kulak asmazken, konu aldığı evin parasının faiz parası olduğu söylenince celallenip,  “Azizim mollalar fetva veriyorlar ama” diye söylenen bir sürü insanla karşılaştım.

Bende ev almak için çırpınıyorum. Çeşitli araştırmalardan sonra bu işin kesinlikle faiz olduğuna iyice kanaat getirdim. Yani kaçarı kurtuluşu yok. Faizle kredi çekiyorsunuz. Ana parayla birlikte faizini de ödüyorsunuz. Olay bu kadar basit.

Ama efendim bir kereye mahsusen cevaz veriliyor diyenlere hiçbir şey demiyorum. Cevaz veriliyorsa ve içleri rahatsa o onların bileceği iş. Ama benim içim hiç rahat değil.

Veda hutbesini belki yirmi defa okudum. Çeşitli hocalara sordum. Bunun başka bir açıklaması var mıdır, ya da şerhi var mıdır. Rasulullah “Riba’nın her türlü ayağımın altındadır” diye söylerken acaba bugünü de düşünerek mi söyledi diye. Güldüler. Rasulullahın sözü kıyamete kadar kaim ve daimdir. Hükmü geçerlidir. Çünkü O Allah’ın rasulüdür ve Rabbi’nin izin vermediği hiçbir şeyi söylemez. Madem öyle nasıl bu işe cevaz veriliyor? diye sorduğumda. Konu birden bire ABD den alacağımız füzelere kadar geliveriyor. Ve benim sorum, veda hutbesindeki ifadeye istinaden aklıma takılan mesele havada kalıyor, füzelerle vuruluyor.

İşin bir de emlakçılar boyutu var. Dün üç yüz bin liraya satılan evler, hükümetin bu açıklamasından ve kamu bankalarına ruhsat vermesinden sonra birden bire beş yüz bin liraya yükseliverdi. Birkaç günde evlerin fiyatları, değerleri iki misli birden arttı.

Şimdi vatandaş faiz aldığına mı yansın, evlerin fiyatlarının yükseldiğine mi yansın, evsiz kaldığına mı yansın. Allah yardımcımız olsun.

Aklıma şu hadisi şerif geliverdi.

“Öyle bir zaman gelecek ki faiz yemeyen kimse kalmayacak, faiz yemeyenlere de faizin tozu bulaşacaktır.” (Ebu Davud, Kitabul Buyu’, 3331)

BU BİR İMAN MESELESİDİR.

Ey nefs atına binmiş nereye gittiğini bilmeden dörtnala koşturan sergerde.

Bilmez misin dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir.

Attığın her adımın, aldığın her nefesin, yaşadığın her anın bir hesabı olduğunu unutma.

Madde olan can’ın bedenden çıktığı anda her şeyin bittiğini söyleyenler, aldanır. Asıl hayat ten kafesinde mahkum olan canın bir “hu” mesabesinde hürriyetine kavuşarak, sevgiliyle vuslata erip sonsuz “şeb’i arus” unu yaşamaya hevesle aşk ummanına yelken açtığında başlar.

O yüzden nefs bir gemiye benzer.

Dümeni aklın ve kalbin elinde olursa;

aklın ve kalbinde iman, ahlak, onur, şeref, haysiyet ve teslimiyet rotasını kendisine menzil olarak tayin ederse,

işte o zaman kurtulur, gerçek aşkı bulur, gerçek aşkın insanı terbiye eden o güzel dairesine dahil olursun.

Unutma, cevahir kıymetin cevherfürûşan bilir.  Saman tüccarına gönül cevherini emanet edersen,  merkep misal,  tuvaletle yatak arasında bir hayata mahkum olursun.

O vakit geç kalma.

Bir gönül ehlinin elinden tutup,  onun şahitliğinde boyun bük,  mahcubiyet içinde

“Yarabbi ben pişmanım”  de.

Kurtuluş teslimiyetle başlar…

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

  • Ercan İSMİK5 ay önce
  • Rabbim ebeden razi olduğu kullarından eylesin. Daim dua eder dua beklerim kıymetli Ağabeyim. Baki selam ve dua ile