İnsan ve Toprak

İnsan biraz kemikten, biraz etten, biraz sudan oluşuyor... Biraz da hüzünden.

Topraktan yaratılan Hazreti Adem ve Hazreti Havva soyundan gelmekte olup, soyumuz Alak suresinde bahsedildiği gibi birazcık sudan yaratılıp devam etmekte. Öyleyse bir bebek anne karnında büyüyüp geliştikçe oluşan kemikler, et ve su (kan v.s) da insanın içeriğinde var. Bunlardan oluşuyoruz. Organlarımız etten doğru. Damarlarımız 100 kilometre uzunluğunda. Kalbimiz dört kapakçık. İnsan etten kemikten bir varlık ve vücudunun %70’i sudan oluşuyor. İnsan topraktan yaratılmış bunu unutmayalım, yineleyelim. Neden mi? Toprak susuz kaldığı vakit çatlar. İnsanın meşrebi gereği bu yüzden bazı anlarda gaflet dolabiliyor. Mesela yaz mevsiminde mayışmamız, bir amel ederken gücümüzü toplayamamamız bundan olabilir. Toprakla ilgili ne bilgimiz varsa insanla bağdaştırabiliriz. Bu çok güzel bir kaynak olur. Mesela insanoğlunu toprakta yetişen bir başak gibi düşünebiliriz. Rüzgarda eğilip bükülür, dimdik değildir. Öyle de olması gerekir. Zira kibirli insan dimdik olur.

Buradan insanın sadece etten kemikten yaratılmadığını biraz daha incelemek lazım. Çok uzun düşünmek lazım. Hilm ne demek, Allah c.c hüzünlü kalplere neden meyleder? Allah (c.c) bizi meşrep meşrep yarattı evet ama bazen kötü olan duygularımıza reca ile bakmak lazımdır. Kibri vakara çevirmek. Celali kafire karşı kullanıp Mümine karşı cemal ile nazar etmek. Savurganlığı cömertlikle, cimriliği kanaat ile değiştirmek. Her iki duyguyu iktisada çevirmek. Yahut bir insan çok alçakgönüllü olup yahut öyle görünmeye çalışıp kalbinde farklı duygular besleyebilir. Bu duyguları büyütmemek için zaman zaman izzeti korumak da gerekir. Hele ki ağırbaşlı kardeşlerim beni bir hususta anlayacaktır. Bu kişilerin çevresi çok görünse de yok gibidir. Bir ortama girdiği zaman dikkatleri üstüne çeken bir enerjisi vardır… İsteyerek yapmadığı çoğu davranış vardır. Bir de isteyerek yapan kişiler vardır bu biraz gösterişe dönüşür ve vakarlı olma çabası anlaşılır. Herkes meşrebini ortaya çıkarıp kendisi gibi sevilmeli bence.

Mesela Efendimiz (s.a.v) bir sahabenin hilm ve vakarını çok sevmiş onu dile getirdiğinde ise, o zat (Münzir el Eşec r.a); bu iki hasleti ben mi elde ettim ya Rasullah diye sormuş, Efendimiz (s.a.v); bilakis bu iki hasleti Allah (c.c) yarattı demiştir.

Toprak diyorduk. Toprak çok güzel bir yol göstericidir. Bazen onunla hemhal olduğumuzda dahi hislerimiz dinginleşiverir. İnsan bazı maddi ve manevi olaylardan etkilendiği vakit, sinir stres sahibi oluyor ve bunun farkındalığına varması zaman alıyor. Farkındalık dediğim; anında o halimizin geçici olduğuna ve sabır ile kendimizi toparlamamız gerektiğine karar vermekten bahsediyorum. Neyden etkilendiğimizin önemi yok bu genelde soyut bir sebep de olabiliyor. O an toprağın serinliğe kavuşması gerekir. Bir seyahat yahut tebdil-i mekan bir insana lazım olan. İstanbul gibi aziz bir yerde yaşamanın bazı bedelleri oluyor. Küçük odaları olan balkonsuz, bahçesiz evler… İki odalı evlere sığmaya çalışan bizler. Oysa kalbin bile dört odası var…

Hüzünlü kalbi görünmeyen damarlarla birbirine bağlı, rabıtalı dostlarım. Müjde!

Allah (c.c) hüzünlü kalpleri sever. Kırgın ve hüzünlü zamanlarda Allah’a ne kadar yakın hissettiğimi ifade edemem. Lakin hüznü de Allah için olanlardan olalım. Dünyalık meseleler peşinde koşup Allah Teala’nın razı olmadığı şeyler için gözyaşı dökmeyelim. Çünkü o zaman kalbimizi kaydırıp, O’na onun rızası dışında bir şey için yalvarmak ne kadar abes olurdu değil mi? Halbuki rızası için yolunda olup o zaman kırılıp dökülmek ne denli müjdeli. İkisini karıştırmamalı.

Onun için toprak gibi olmayı isterdim.
Onun rızası için bir toz olsam dergahında yeterdi.
“Kalbin ne kadar kırıldı” diye sorsa, “La Tahzen!” dese,
binbir gece kırık yatsam
Yeğlerdim…
Dört kapakçığım da lime lime olsa.
Başımı eğsem “Ya Rabbi pişmanım” desem…
Rabıta ile bağlasam kalbimi yolunda, bilmem kaç kilometre
Upuzun da olsa mesafe
“Gel!” der miydi bana?
Çatladım Allah’ım, susuz kaldı toprağım.
Çölün ortasında tüm bedeviler
Serap bile görmüyor artık
Özledim Sultanım.

Tüm semavata sığmayan Yüce Allah (c.c)‘ın şu sözü gelir aklıma;

“Yere göğe sığmadım, Mümin kulumun kalbine sığdım.” (Kudsi Hadis)

Yolumuz güzel olsun, yolumuz dosdoğru olsun inşallah. Mevla, ahlakımızı da bahtımızı da güzel eyleye…

(0) Yorum
Yorum Yaz
İlginizi Çekebilir
Yerin Altındakiler, Üstündekilerden Çok

İnsan biraz kemikten, biraz etten, biraz sudan oluşuyor... Biraz da hüzünden. Topraktan...

Boşluk

İnsan biraz kemikten, biraz etten, biraz sudan oluşuyor... Biraz da hüzünden. Topraktan...

Hayali Olmayanın Hayatı Var Mıdır?

İnsan biraz kemikten, biraz etten, biraz sudan oluşuyor... Biraz da hüzünden. Topraktan...